İDP: NATO bizim neyimiz olur?

İDP: NATO bizim neyimiz olur?

NATO kuruluşundan bugüne hem Türkiye açısından hem de gönül coğrafyamız açısından sadece Batının uluslararası bir saldırganlığı ve ikiyüzlülüğü olarak tanımlanabilir.

‘NATO bizim neyimiz olur’ sorusunu yönelten Çorum İnsani Değerler Platformu platform,” Dünyadan ve dünya halklarından soyutlanmak mümkün değil elbette, ama insanlık ailesinde gururlu ve onurlu bir yere sahip olmak ve kimsenin bizi yarı sömürge gibi görmesine müsaade etmemek temel hedefimiz olmalıdır.”dedi.

Basın açıklamasının tam metni:


İkinci Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş döneminde dünyayı iki kutba bölen Batılı emperyalizmin askeri güvenlik aparatı olarak 4 Nisan 1949 tarihinde kurulan ve bizim de 18 Şubat 1952 tarihinde katıldığımız NATO’nun 36. Zirvesi 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da yapılacak. Bu vesileyle İnsani Değerler Platformu olarak NATO ile ilgili kanaatlerimizi kamuoyu ile paylaşmak ihtiyacı doğmuştur.

Öncelikle Türkiye olarak NATO’ya mahkum ve mecbur olmadığımızı düşünüyoruz. Üye devletlerin Sovyet yayılmacılığına karşı güvenliklerinin sağlanması amacıyla bir güvenlik örgütü olarak kurulduğu söylenen NATO’nun bugüne kadar bizi ve gönül coğrafyamızı korumadığı açıkça görülmüştür.

Bu Kıbrıs Harekatında da böyledir, bu Ege Adalarının Yunanistan tarafından hukuksuz bir şekilde silahlandırılmasında da böyledir, bu Bosna trajedisinde de böyledir, bu Irak’a yapılan uluslararası saldırıda da böyledir, bu İran’a yönelik haksız ambargoda da böyledir ve bu insanlık tarihinde bugüne kadar görülmemiş düzeydeki siyonist alçaklığın Gazze’de yürüttüğü soykırımda terör çetesi olan İsrail’e verilen sınırsız destekte de böyledir. Bu listeyi çok daha fazla uzatmak da mümkündür.

Hal böyle iken NATO’nun bizim için bir güvenlik şemsiyesi olacağını düşünmek en alt düzeyde ancak bir safdillik olabilir. Bilakis NATO kuruluşundan bugüne hem Türkiye açısından hem de gönül coğrafyamız açısından sadece Batının uluslararası bir saldırganlığı ve ikiyüzlülüğü olarak tanımlanabilir.

Türkiye Yüzyılı gibi oldukça iddialı ve anlamlı bir gelecek vizyonu çizen Türkiye için NATO alternatifsiz bir örgüt değildir. Yakın geçmişte D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve daha yakın tarihli Türk Devletleri Teşkilatı gibi çabalar da aslında bu konuda ülkemizin kendisine yeni bir rota arayışı içinde olduğunu göstermektedir. Bizler de yapılması gerekenin bu olduğu kanaatini paylaşıyoruz ve bu yöndeki tüm çabaları güçlü bir şekilde destekliyoruz.

ABD tarafından fonlanan ve bu yönüyle siyonist kuşatmanın bir piyonuna dönüşen NATO karşısında Türkiye başta olmak üzere gerek yakın coğrafyamızın gerek İslam dünyasının ve gerekse de bölgesel güçlerin yeni ittifaklar kurması orta ve uzun vadede insanlığın da hayrına olacaktır.

Sadece NATO’ya endeksli bir güvenlik anlayışı, NATO içindeki pedofilik liderliklerin Türkiye’ye askeri anlamda biçtikleri alçaltıcı değerlendirmenin de kabulü anlamına gelecektir. Oysa yapılması gereken bu düşük yaklaşımın kuvvetle red edilmesidir. Biz NATO askeri değiliz ve olmayacağız. NATO’nun kirli düzeninde nefer olmayı asla kabul etmeyeceğiz.

Bu bağlamda ülkemizde konuşlu bulunan Nato üslerinin, artık çok daha sıkı ilişkiler geliştirmekte olduğumuz komşu ülkeler ve gönül coğrafyamız için bir tehdit oluşturuyor olması da ayrıca ele alınması gereken bir husustur. Bu üslerin, şımarık yayılmacılığını sürdüren siyonist rejime hizmet ettiğine dair kamuoyunda ciddi ve haklı endişeler de bulunmaktadır.

Bizi bugüne kadar hiçbir tehditten korumayan, bilakis İslam coğrafyası üzerindeki tüm saldırganlıkların organizatörlüğüne soyunan NATO kontrollü üslerin Afganistan örneğinde olduğu gibi reddedilmesinin de konuşulmasının zamanı gelmiş ve geçmiştir.

Bu çağrımız Batı ile ilişkilerin kesilmesi anlamında değildir, tarihsel rolü ve misyonu itibariyle Türkiye içine kapanacak ve dünyaya sırt dönecek bir ülke değildir. Ancak Türkiye’nin küllerinden yeniden doğduğu bu dönemde geliştireceği uluslararası ilişkilerde özgül ağırlığını hissettirecek düzeyde tavır alması gerekliliğine inanmaktayız.

Dünyadan ve dünya halklarından soyutlanmak mümkün değil elbette, ama insanlık ailesinde gururlu ve onurlu bir yere sahip olmak ve kimsenin bizi yarı sömürge gibi görmesine müsaade etmemek temel hedefimiz olmalıdır.

Kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.

ÇORUM İNSANİ DEĞERLER PLATFORMU

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir