Açıklamada, yaklaşık 455 bin tekil yatırımcının etkilendiği tablonun salt bir piyasa dalgalanması olarak görülemeyeceği; Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının yüz binlerce yurttaş için ağır bir tehdit altına girdiği vurgulandı.
"Mesele Sadece Piyasa Değil, Anayasal Mülkiyet Hakkıdır"
Tasarruflarını, emekli ikramiyelerini, konut veya eğitim birikimlerini bu fonlara emanet eden küçük yatırımcıların korunmasının devletin pozitif yükümlülüğü olduğu belirtilen açıklamada; devletin yalnızca mülkiyete müdahale etmeme değil, aynı zamanda mülkiyeti koruyucu etkili denetim mekanizmalarını işletme ve öngörülebilir risklere karşı zamanında tedbir alma zorunluluğu bulunduğu hatırlatıldı.
"Denetim Yükümlülüğü Zamanında Yerine Getirilmedi"
Açıklamada, fonlardaki olağandışı getiriler ve manipülasyon riskine dair uyarıların yaklaşık bir yıldır yetkili makamların gündeminde olduğu bilgisine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
"Kasım 2025'te yapılan resmi uyarılara ve 3 Aralık 2025'te Kurul bünyesinde bir çalışma grubu kurulmasına rağmen kapsamlı düzenlemeler ancak Ağustos 2026 sonunda hayata geçirilebilmiştir. Bu gecikme sürecinde fonlara yeni yatırımcılar girmeye devam etmiş; aralarında kamu görevlileri ve yakınlarının da bulunduğu bazı aktörlerin ise SPK müdahalesinden hemen önce yüksek tutarlarla sistemden çıktığı görülmüştür. Bu tablo, kamusal denetim yükümlülüğünün zamanında ve etkili biçimde işletilmediğini ortaya koymaktadır."
Tasfiye Süreci İçin 5 Maddelik Acil Eylem Çağrısı
Bundan sonraki sürecin tümüyle kamu otoritelerinin sorumluluğunda olduğunu ve tasfiyenin hak temelli yürütülmesi gerektiğini belirten MAZLUMDER, yetkili makamlara şu 5 temel adımı atma çağrısında bulundu:
- Şeffaf Tasfiye: Tasfiye süreci tam bir şeffaflıkla yürütülmeli; varlık satışları, elde edilen gelirler ve paylaştırma esasları düzenli olarak kamuoyuna açıklanmalıdır.
- Şüpheli Çıkışların Geri Alınması: Müdahale öncesindeki olağan dışı para hareketleri ve ilişkili taraflara yapılan transferler titizlikle incelenmeli, hukuken geri alınabilecek kaynaklar tasfiye havuzuna iade edilmelidir.
- Etkin Yargı Denetimi: Soruşturmalar bağımsız, etkili ve makul sürede tamamlanmalı; ihmali veya suistimali bulunan tüm sorumlular ile kamu görevlileri yargı önünde hesap vermelidir.
- Erişilebilir Başvuru Yolu: Mağdur olan küçük yatırımcılar için doğrudan bilgilendirme, itiraz ve başvuru kanalları kurularak "etkili başvuru hakkı" güvenceye alınmalıdır.
- Yapısal Denetim Reformu: Benzer krizlerin tekrarlanmaması adına kamu otoritelerinin piyasa denetim süreçleri bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve yapısal reformlar hızla uygulanmalıdır.
Basın açıklamasının tam metni:
Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu tasfiye sürecine alınmıştır. Kurulun açıkladığı verilere göre bu fonlarda yaklaşık 455 bin tekil yatırımcı bulunmakta ve bu yatırımcıların bir kısmını da birikimlerini, emekli ikramiyelerini, konut ya da eğitim için ayırdıkları tasarruflarını bu fonlara yatırmış insanlar oluşturmaktadır. Yaşanan kriz, sadece bir piyasa dalgalanması niteliğinde değildir. Anayasa güvencesinde bulunan mülkiyet hakkı, yüz binlerce insan için tehdit altına girmiştir. Mülkiyet hakkı devletlere, sadece kişilerin malvarlığına müdahale etmeme yükümlülüğü yüklemez. Devlet aynı zamanda bu hakkı koruyacak düzenleyici ve denetleyici bir çerçeve kurmakla ve bilinen risklere karşı zamanında tedbir almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük sermaye piyasalarının etkili denetimini de içermektedir. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, fonlardaki olağandışı getiri ve piyasadaki manipülasyon riskine ilişkin uyarıların yaklaşık 1 yıldır yetkili makamların gündeminde olduğunu göstermektedir. Kasım 2025'te bu yönde resmi uyarılar yapılmış, 3 Aralık 2025'te Kurul bünyesinde bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Buna rağmen kapsamlı düzenleme ancak Ağustos 2026 sonunda hayata geçirilebilmiştir. Bu süre zarfında fonlara yeni yatırımcıların girmeye devam ettiği ve içlerinde kamu görevi icra eden bazı isimler ile yakınlarının da bulunduğu bazı yatırımcıların SPK müdahalesinden kısa süre önce çok yüksek rakamlarla sistemden çıktıkları dikkate alındığında, denetim yükümlülüğünün zamanında ve etkili biçimde yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bundan sonraki süreç de tümüyle kamu otoritelerinin sorumluluğundadır. İhmallere acil tedbir geliştirilmesi, tasfiyenin hak temelli ve hakkaniyete uygun yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. 1. Tasfiye süreci şeffaf biçimde yürütülmeli; varlık satışları, elde edilen tutarlar ve dağıtım esasları, düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşılmalıdır. 2. Fonlardan yapılan olağan dışı para hareketleri ve ilişkili taraflara yapılan para transferleri incelenmeli, hukuken geri alınabilir tutarlar tasfiye havuzuna kazandırılmalıdır. 3. Soruşturmalar etkili, bağımsız ve makul sürede yürütülmeli; sorumluluğu bulunan bütün gerçek ve tüzel kişiler, kamu görevlileri dahil, hukuk önünde hesap vermelidir. 4. Yatırımcılar için erişilebilir bir bilgilendirme, başvuru ve itiraz mekanizması oluşturulmalı; etkili başvuru hakkı güvence altına alınmalıdır. 5. Kamu otoritelerinin denetim süreçleri bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalı, benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli yapısal düzenlemeler yapılmalıdır.
