1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Gürültü, hız ve görüntünün arkasına itilen hakikat
Gürültü, hız ve görüntünün arkasına itilen hakikat

Gürültü, hız ve görüntünün arkasına itilen hakikat

İsmail Ceyran kaleme aldığı yazıda insan hakikatle olan ilişkisine dair değinilerde bulunuyor.

08 Şubat 2026 Pazar 10:50A+A-

HAKSÖZ HABER

İsmail Ceyran, "Görüngü dünyasında örtülen hakikat" başlıklı yazısında, günümüz insanının enformasyon yığınları ve modern çağın gürültüsü arasında hakikatle bağını nasıl kopardığını  irdeliyor.

Hakikatin yok edilmediğini ancak hız, görüntü ve simülasyonlarla işlevsizleştirilerek görünmez kılındığını vurgulayan Ceyran, kurtuluşun kalbin yeniden asli yönüne dönmesiyle mümkün olacağını belirtiyor.

Ceyran, yazıda, aklın vahiyden kopuk mutlaklaştırılmasına ve ahlaki sorumluluktan arındırılmış sahte özgürlük anlayışına da bir eleştiri getiriliyor.

Nihayetinde ise insanın simülasyon evreninden çıkıp onurlu bir varoluşa erişmesinin yolunun, sadece bilmekten değil, hakikate teslim olup onu yaşamaktan geçtiği ifade ediliyor.

***

Görüngü dünyasında örtülen hakikat - İsmail Ceyran

Günümüz insanı bilgi eksikliğinden değil, hakikatle bağını koparmış olmaktan mustariptir. Mesele cehalet değil; cehaletin organize edilmesidir. Hakikat yok edilmemiştir; zira hakikat yok edilemez. Fakat görünmez kılınmış; gürültünün, hızın ve görüntünün arkasına itilmiştir. Enformasyon çoğalmış, kelimeler yığılmış ve bununla birlikte anlam geri çekilmiştir. İnsan konuşur hâle gelmiş, fakat söz söyleyemez duruma düşmüştür.

İnsan, çoğu zaman hakikatle arasında teorik bir tercihle mesafe koymaz, ondan yorgunlukla uzaklaşır. Geçim telaşı, statü kaygısı, görünür olma arzusu, beğenilme ihtiyacı… Kalbi kuşatan bu ince perdeler, insanı inkâra sürüklemeden de hakikatten mahrum bırakabilir. Böylece kişi, yanlış bir hayat yaşadığını fark etmeden ömrünü tüketir. İçinde sürekli eksilen bir anlam, tarif edemediği bir sıkışma ve susturamadığı bir boşluk taşır. Hakikat çağırır fakat çağrı gürültüye çarpar. İnsan o zaman, kendini kaybettiğini anlamasın diye daha çok oyalanır, daha çok hızlanır, daha çok konuşur.  Kurtuluş, kalbin yönünü yeniden tayin edebilmekte tecelli eder. İnsan hangi istikamete yüzünü dönerse, hayatı da oraya akar. Kalp hakikate çevrildiğinde dağınık parçalar toplanır, anlam yerini bulur ve varlık sahibinin çağrısına cevap veren bir imkâna dönüşür.

Yazının devamı için tıklayınız.