“Gerçek şu ki, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir”

“Gerçek şu ki, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir”

“Gerçek şu ki, sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana ibadet ediniz.” (Enbiya: 92)

enbiya-92

Hz. Adem (a.s) dan bu yana bu peygamberler silsilesi tek bir ümmettir. Bu ümmet onların mübarek yolunun yolcusu olan sizlerin müntesibi olmakla şeref bulduğunuz, izzet kazandığınız İslâm ümmetidir. Ve ben de sizin tek Rabbinizim. Yalnız bana kulluk edin, yalnız beni dinleyin, yalnız beni Rab bilip hayatınızı benim adıma ve benim yasalarım istikâmetinde yaşayın.

Evet ümmet; İslâm ümmeti, din; İslâm dini, teslimiyet dini ve Rab, İlâh da Allah’tır. Bir tek ümmet olabilmek için elbette tüm peygamberlerin kulluk ettikleri bir tek Rabbe kulluk edilecekti.

Sizin şu ümmetiniz, peygamberler ümmeti tek bir ümmettir. Tek bir inanç sistemine uymaktadır. Tek bir hareket metodunu izlemektedir. O da sadece Allah’a yönelmektir, başkasına değil.

Yeryüzünde tek bir ümmet. Gökte tek bir Rabb. O’ndan başka ilah yoktur. O’nun dışında kulluk edilecek tanrı yoktur.

Tek bir kanun doğrultusunda hareket eden tek bir ümmet. Yerde ve gökte yürürlükte olan tek bir iradeye şahitlik eden tek bir ümmet…

Bu noktada yapılan açıklama, bütün surenin etrafında döndüğü eksenle buluşuyor. Birlikte tevhid inancını vurguluyorlar. Evrene egemen yasalarla, varlıklar alemini yönlendiren kanunlarla birlikte tevhid inancına şahitlik ediyorlar.

FİZİLALİL KUR’AN

Fahreddin er-Râzî’nin Tefsîr-i Kebîr (Mefâtîhu’l-Gayb) adlı eserinde, Enbiyâ Sûresi 92. ayetinin açıklaması temel olarak şu ana başlıklar etrafında ele alınır:

1- "Ümmet" Kelimesinin Anlamı ve Gramer Analizi

Râzî, ayette geçen "ümmet" (اُمَّةً) kelimesinin tefsirinde iki ana görüşü değerlendirir:

Millet ve Din: Müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre buradaki "ümmet", "din ve şeriat" (özellikle tevhid dini olan İslam) anlamındadır. Râzî, Arapların bir dine tabi olan topluluğa veya o dinin kendisine "ümmet" dediklerini vurgular.

Cemaat ve Topluluk: Bir diğer görüşe göre ise ümmet, Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kadar gelen tüm peygamberlerin ve onlara tabi olan müminlerin oluşturduğu "tek bir inanç topluluğu"dur.

Gramer Yönü: Ayetteki “ümmeten vâhıdeten” (tek bir ümmet) ifadesi, “hâl” (durum bildiren öge) konumundadır. Yani: "Sizin dininiz veya tabi olmanız gereken yol, tek bir esas üzerine kurulmuş olarak sizin dininizdir."

2- Bütün Peygamberlerin Dininin Birliği (Tevhid Esası)

Râzî, ayetin hemen öncesinde (83-91. ayetlerde) Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Musa, Hz. Meryem ve Hz. İsa gibi birçok peygamberin kıssasının anlatıldığına dikkat çeker. 92. ayet, bu kıssaların ortak sonucunu ilan etmektedir:

Farklı peygamberlerin şeriatlarında ve ameli hükümlerinde (ibadet şekilleri, detaylar) bazı farklılıklar olsa da, dinlerin özü ve kökü (usûlü’d-dîn) yani Allah’ın birliği (Tevhid), ahiret günü ve yalnızca Allah’a kulluk edilmesi hususu hepsinde aynıdır.

Şeriatlar zamana göre değişse de iman esasları ve tevhid değişmez tek bir yoldur.

3- "Ben de Sizin Rabbinizim, Öyleyse Bana Kulluk Edin"

Râzî, bu cümlenin ümmetin tekliği esasına bağlandığını ifade eder:

Mademki sizi yaratan, rızıklandıran ve sevk-idare eden Rab tek bir varlıktır (Allah), o halde yönelinecek makam ve ibadet edilecek merci de yalnızca O olmalıdır.

Ulûhiyet (ilahlık) ve Rubûbiyet (rablik) tektir; dolayısıyla ubûdiyyet (kulluk) de parçalanamaz. ​Peygamberlerin ortak mirası olan tevhid inancının ve Allah’a kulluğun bölünmez bütünlüğü, Râzî’ye göre bu ayetin temel mesajını oluşturmaktadır.

TEFSİR'İ KEBİR

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir