Ahmet Kurucan

Eski tas, eski hamam

Ramazan'ın ilk günü matbaa mürekkebi ile buluşmuş gazetelerin birinci sayfalarını baştan sona dikkatlice gözden geçirdim. Ramazan'ı algı ve ona saygı, onlara bakıştaki aralığımdı.

Maalesef 10 yıl öncesinden farklı bir manzara ile karşılaşmadım. Bazı gazetelerin Ramazan sayfası vermelerinin, çoğunluğu Müslüman olan ülkedeki rüzgârdan kaynaklandığını, ticaretteki altın kural arz-talep dengesi gereği olduğunu düşünüyorum. Onun için mezkur sayfalarının okunup-okunmasının birinci dereceden yayın gerekçesi oluşturmadığı kanaatindeyim. Bu sözlerimle niyet okuyuculuğu mu yapıyorum? Bu soruya cevap sadedinde evet diyenleriniz çıkabilir, ama ben hayır diyorum. Delilim; daha ilk günden yayınlanmaya başlayan menfi Ramazan ve oruç haberleri. Kendini bilmez bazılarının yaptıkları yanlışlıkları genelleştirmeleri ve bunları bazılarının hayat tarzlarına "yakın ve açık tehlikeymiş" gibi kamuoyuna sunmalarının ne doğrularla ne de insaf ve iz'anla bağdaşan yanı olsa gerek.

Hiç mi fark yok? Var; bahse medar genel bakış açısının bana gösterdiği iki farklılık gözüme çarptı. Bir; gazetelerin sahip veya yönetim düzeyindeki el değiştirmelerine paralel olarak Müslümanlar lehine değişen denge. Bir başka tabirle, patronlar, yayın yönetmenleri ve onların inanç, ideolojik yaklaşım ve ötekilerini kabulleri yayın politikalarına aksediyor. Sevindirici bir gelişme bu. Birlikte yaşamanın zorunluluğuna inanmış bir toplumda belirleyici ve etkileyici özellikleri ile yasama-yürütme ve yargı organlarının hemen arkasından önemli bir yeri olan basının, Türkiye gibi bir ülkede böylesi bir dengeye kavuşması oldukça önemli.

Gözüme çarpan ikinci farklılık ise, Ramazan sayfalarının muhtevası. 10 yıl öncesine nisbetle, sayfayı hazırlayan kişilerin dinî yeterlilik adına bulundukları seviyeden sayfa mizanpajlarına kadar yine Müslümanlar lehine bir ilerleme söz konusu. 'Dostlar alış-verişte görsün' kabilinden, 'yasak savma' türünden yapılan sayfalardan çok daha öte, gerçekten okuyucuyu doğru bilgilendirme, ona şuur kazandırma adına çok farklı bir manzara ile karşı karşıyayız.

Tam bu aşamada aklıma takılan bir soruyu sizinle paylaşayım; Başbakan Erdoğan'a içi portakal suyu ile dolu bir kadehi Boğaz'da, bir balık restoranında toplumsal uzlaşmada mesafe kat etmek için şerefe deyip kaldırmayı teklif edenlerin kendi zaviyelerinden attıkları bir uzlaşma adımı olarak kabul edilebilir mi bu sayfalar? İhtimal sizin de aklınıza gelen bu soruya cevabım, hayır. Bir; ticari bir iş bu. 10 yıl, 20 yıl öncesinde de vardı bu sayfalar aynı gazetelerde. Arz-talep dengesi diyelim isterseniz. İki; umreye, hacca gitme düşüncesini kamuoyu ile paylaşan, hastalıklarından dolayı oruç tutmasa da Ramazan'a hürmeten içki içmeyen, evinde mukabele okutan bir zihniyetin gazetesinde böyle bir sayfa hazırlaması niye taviz olsun ki?

O halde Ramazan ve basın deyince eski tas, eski hamam mı? Cevap: Hem evet, hem hayır. Hangi zaviyeden baktığınız önemli.

Zaman gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Kurucan Arşivi

Amerika/n camileri

03/08/2012 00:19

Dinin ve siyasetin dili

15/03/2012 00:21