
Ece Nur İçin Bakan Çubukçu’ya Çağrı
Özgür Eğitim-Sen, başörtüsü yasağından ötürü kız öğrencilerin baskılara, ayrımcılığa ve sürgünlere maruz kaldığını hatırlatarak, MEB'e adil bir çözüm için inisiyatif çağrısı yaptı.
Türkiye zor ve sıkıntılı bir süreçten geçerken, herkes için adaletin ve özgürlüklerin gerçekleşmesine yönelik beklentiler de giderek artıyor. Bu kuvvetli beklentilerden birinin de başörtüsü özgürlüğü olduğuna dikkat çeken bir açıklama Özgür Eğitim-Sen'den geldi. 12 yaşındaki Ece Nur Özel'in inandığı gibi yaşama talebinin arkadaşlarından koparılarak başka bir okula sürgünle cezalandırılmasını eleştiren Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun başörtüsü yasağını hak ihlali ve ayrımcılık olarak nitelendirdiği bazı açıklamalarını hatırlatarak, Bakan Çubukçu'ya "Şimdi bu haklı sözlerinizin anlamlı bir karşılık bulması için sizden gerekli adımları atmanızı bekliyoruz. Bunu yasağa, baskıya ve ayrımcılığa uğrayan on binlerce kız öğrencimiz için istiyoruz. Sadece inançları gereği yaşamak istedikleri için en temel ve insani haklarından mahrum bırakılan öğrencilerimizin ötekileştirilmesine ve dışlanmasına müsaade etmemenizi istiyoruz." diye seslendi.
Ece Nur Özel ve onun durumundaki öğrenciler için mevcut yasal durumda boşluklar ve çelişkiler olduğuna dikkat çeken Yusuf Tanrıverdi, yaptığı basın açıklamasında"Şu anda bakanlığınız önemli bir karar aşamasındadır. Mevcut anayasa ve yönetmelikler arasındaki uyumsuzluk, bu tür durumlarda öğrencilerin her gittiği okuldan başka bir okula gönderilmesi gibi kısır bir döngü üretmektedir. Öğrenciler anayasal zorunluluk gereği okula alınmakta, yönetmelikler sebebiyle de sürekli sürgün edilerek eğitim görmesi engellenmektedir. Konuyla ilgili kanun değişikliğine gidilmesine ise gerek yoktur. Basit bir yönetmelik değişikliği, bu çelişkiyi öğrencilerin lehine ortadan kaldırabilecektir. Elbette böyle bir değişikliğe vicdan ve merhamet yoksulu yasakçılar itiraz edecektir ama bir öğrencinin sırf inandığı gibi yaşama hak ve özgürlüğünün yasakçı uygulamalarla gasp edilmesine göz yummayacağınızı ümit ediyoruz. Söz konusu olan basit bir yönetmelik değişiklikten öte, sayısız kız öğrencinin uğradığı haksızlık ve ayrımcılığın giderilmesidir. Haksızlığın ve ayrımcılığın giderilmesi hususunda atacağınız her adımda, yasağa karşı olduğunu her vesilede dile getiren halkımızın desteğini de göreceğiniz kanaatindeyiz." dedi.
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, gittiği okulda başını açmak istemediği için türlü baskılara maruz kalan ve sonrasında başka bir okula iki kez sürgün edilen Ece Nur Özel'in ve tüm başörtülü öğrencilerin uğradıkları haksızlığın giderilmesini istedi. Tanrıverdi, açıklamasında ayrıca, mevcut kılık-kıyafet yönetmeliklerinin bugünkü şartlarda herkes için uygulanmadığına ve uygulanmasının da mümkün olmadığına dikkat çekerek, "Ece Nur okula inandığı gibi gitmeyi tercih etmektedir ve onun bu isteği, Türkiye'nin kendisini bağlayan bir takım uluslar arası sözleşmelere rağmen engellenmektedir. Hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan ve aslında yasakçı zihniyetin fiili bir takım durumlar oluşturarak sürdürdüğü bu adaletsizlik ve hak gaspı bir an önce sonlandırılmalıdır. Alacağınız kararda ayrımcılık karşıtı tavrınızın ve vicdani kanaatinizin etkili olmasını temenni ediyoruz." dedi.
Açıklamanın Tam Metni:
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya Ece Nur için çağrımızdır
Sayın Nimet Çubukçu;
Milli Eğitim Bakanı olduğunuz bilgisi kamuoyuna yansıdığı gün, gazetelerde "Ülkemiz kadınlarının büyük bir bölümü inançları gereği başını örtüyor. Gerçek olan budur. İnancı gereği başını örten kadınların sırf bu inançlarından dolayı birtakım haklardan mahrum bırakılmasını istemek veya onları birtakım haklardan mahrum bırakmak veya bu yönde bir düşünceye sahip olmak zaten kavramsal olarak temel insan haklarına aykırıdır" demeciniz yer alıyordu.
2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini de, doğru ve yerinde bir tercihlerde "ayrımcılık" konusuna ayırmış ve "İnsanların birbirlerini konuştukları dil, ten rengi, kadın ya da erkek olmak gibi sebeplerle kötü muameleye maruz bırakması, dışlaması, reddetmesi ve ötekileştirmesini ayrımcılık olarak tanımlayabiliriz. Hiçbirimiz dışlanmak istemeyiz. Selam vermemek, görmezden gelmek, sırtımızı dönmek, alay etmek de karşımızdakini dışlamamızın bir yolu. Böyle yaparak kardeşliği değil çatışmayı, hoşgörüyü değil tahammülsüzlüğü, sevgiyi değil sevgisizliği beslemiş oluruz... Ve böyle bir ortamda yaşamak hiç kimseyi mutlu etmez." demiştiniz.
Şimdi bu haklı sözlerinizin anlamlı bir karşılık bulması için sizden gerekli adımları atmanızı bekliyoruz. Bunu yasağa, baskıya ve ayrımcılığa uğrayan on binlerce kız öğrencimiz için istiyoruz. Sadece inançları gereği yaşamak istedikleri için en temel ve insani haklarından mahrum bırakılan öğrencilerimizin ötekileştirilmesine ve dışlanmasına müsaade etmemenizi istiyoruz.
Bildiğiniz gibi Ece Nur Özel, başörtülü gittiği Hamravat İlköğretim Okulu'nda psikolojik baskıya maruz kalmış, yönetmeliklerde yer almayan bir takım muamelelere tabi tutulmuştur. Hakkında işletilen prosedür neticesinde Vali Nafiz Kaya Bölge Okulu'na gönderilmiş, itirazlar neticesinde geri döndüğü okulundan, aynı cezaya bir kez daha çarptırılarak arkadaşlarının gözyaşları arasında ayrılmak zorunda bırakılmıştır. Tüm bu süreçte yetkililer maalesef 12 yaşındaki bir kızın kişilik haklarını, duygu dünyasını, inanç ve değerlerini yok sayabilmiştir. Bürokrasinin katı ve yasakçı kuralları rutin işlemler olarak yürütülürken, ne Ece Nur'un yaşadıkları dikkate alınmıştır ne de ailesinin…
Şu anda bakanlığınız önemli bir karar aşamasındadır. Mevcut anayasa ve yönetmelikler arasındaki uyumsuzluk, bu tür durumlarda öğrencilerin her gittiği okuldan başka bir okula gönderilmesi gibi kısır bir döngü üretmektedir. Öğrenciler anayasal zorunluluk gereği okula alınmakta, yönetmelikler sebebiyle de sürekli sürgün edilerek eğitim görmesi engellenmektedir. Konuyla ilgili kanun değişikliğine gidilmesine ise gerek yoktur. Basit bir yönetmelik değişikliği, bu çelişkiyi öğrencilerin lehine ortadan kaldırabilecektir. Elbette böyle bir değişikliğe vicdan ve merhamet yoksulu yasakçılar itiraz edecektir ama bir öğrencinin sırf inandığı gibi yaşama hak ve özgürlüğünün yasakçı uygulamalarla gasp edilmesine göz yummayacağınızı ümit ediyoruz.
Söz konusu 22.07.1981 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı ve Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık ve Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik "başı açık" hükmünü taşısa da gerçekte yönetmelikte yer alan ifadelerinin hiç birine tam manası ile uyan bir öğrenci kesinlikle yoktur. Buna karşın şimdiye 12 Eylül dönemi artığı mezkur yönetmeliğin diğer hükümlerini ihlal eden öğrenciler hakkında –olması gerektiği üzere- fiziksel ve psikolojik baskı ya da okuldan sürgün gerçekleşmediği de hepimizin bilgisi dâhilindedir. Bu noktada halen "saçların arkadan bağlanmasından ve örülmesinden", "siyah önlük" ve "beyaz yakadan" bahseden ve dünya ne de Türkiye gerçekliği ile uyuşan yönetmeliğin, öğrencilerin hak ve özgürlüklerini baskı altına almayacak şekilde değiştirilmesi gerektiği de açıktır.
Sonuçta yönetmeliklerle temel hakları kısıtlayacak düzenlemeler getirilemez. Hem Anayasa hem de Anayasa'nın 90. maddesine atıfla iç hukukun bir parçası haline gelen "Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi", "Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi" başta olmak üzere tüm uluslar arası sözleşmelerde düşünce, vidan ve din hürriyeti ve eğitim hakkı güvence altına alınmıştır. Örneğin Türkiye'nin de uymakla yükümlü olduğu 25 Aralık 1981 tarihli Birleşmiş Milletler Din ve İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlüğün Tüm Formlarının Kaldırılmasına İlişkin Deklarasyonu gereği "devlet, belirli bir din veya inanca dayalı olarak farklılaştırmada, dışlamada, kısıtlamada veya ayrıcalık tanımada bulunmamalıdır." Başörtülü öğrencilere yasak uygulanması ise açıkça bir dışlama ve kısıtlama anlamına gelmektedir. Bu nedenle eğer Ece Nur, başka bir ülkede eğitim görüyor olsaydı herhangi yasaklamayla karşılaşmayacaktı. O halde bu sorun mutlak surette çözüme kavuşturulmalıdır.
Bir yandan UNICEF desteği ile "Haydi Kızlar Okula" kampanyası düzenleyerek kız öğrencileri eğitim hayatına katmayı hedeflemek, diğer yandan ise okula başörtüleriyle gelen öğrencileri okullara almamak izah edilemez bir çelişkidir. Ece Nur okula inandığı gibi gitmeyi tercih etmektedir ve onun bu isteği, Türkiye'nin kendisini bağlayan bir takım uluslar arası sözleşmelere rağmen engellenmektedir. Hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan ve aslında yasakçı zihniyetin fiili bir takım durumlar oluşturarak sürdürdüğü bu adaletsizlik ve hak gaspı bir an önce sonlandırılmalıdır.
Bu noktada Ece Nur Özel ve onun konumunda olan başka öğrenciler için acilen doğru bir çözüm üretilmesini bekliyoruz. Aksi takdirde, yıllardır devam eden bu haksızlık daha da derinleşecektir. Söz konusu olan basit bir yönetmelik değişiklikten öte, sayısız kız öğrencinin uğradığı haksızlık ve ayrımcılığın giderilmesidir. Bakanlığınızın bu konuda hayati bir sorumluluk altındadır.
Haksızlığın ve ayrımcılığın giderilmesi hususunda atacağınız her adımda, yasağa karşı olduğunu her vesilede dile getiren halkımızın desteğini de göreceğiniz kanaatindeyiz.
Zor, sıkıntılı ve kritik bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde; herkes için adil ve özgür bir gelecek umudumuzun başka bir yara almasını istemiyoruz.
Alacağınız kararda ayrımcılık karşıtı tavrınızın ve vicdani kanaatinizin etkili olmasını temenni ediyoruz.
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi
