Duran Kömürcü

Duran Kömürcü

Dünyalı olmak

Konya’da İmam-Hatip mezunu arkadaşlar her ayın ilk Cumartesi toplantı yaparlar. Bu ayın ilk Cumartesi günü ben de iştirak ettim.

Karşılıklı sohbet arasında Kamil Yaylalı ağabeyimiz (sınıfın en yaşlısı o olduğu için ağabey deriz) sözü bana getirerek:

- Sen bu toplumda yaşamıyor musun? Başka bir dünyada gibisin.

Diye hitap etti. Düşündüm, haklı. “El gider Mersin’e, ben giderim tersine.” Herkes, vatan, millet, şehit şüheda kavramının arkasında koşarken, ben “Neyin şehidi, neyin şühedası, ne uğurda ölünüyor, edilen hizmetlerin hedefi ne? Hedefe göre yön verilir” diyorum, aykırı oluyorum.

Hayatını din karşıtlığı ile geçirmiş, Müslüman çocukların başörtüsünü hedef kabul etmiş, “Çocuklara din değil, bale öğretilmesi lazım”, gezi sırasında Besmele çeken bir hanımefendiye “Sizi biz götürüyoruz. Besmele çektiğin değil!” diyen birisi musallaya getiriliyor, imam namaz kılıyor, arkasından da dua ediliyor.

Dünyalı olmam için, bu mevtaya, “Din ayrı, devlet ayrıdır. Sen şehvetinle yaşadın, devletinle bütünleştin, binlerce çocuğun okumasına vesile oldun, onbinlerin de okumamasının mücadelesini verdin. Sen cennetliksin, senin hizmetin seni kurtarır. İşte bak musalladasın. Gideceğin yer de bellidir!” demem, dine aykırı da olsa şakşaklamam, aferin demem gereklidir. Ben bunu nasıl yaparım?

Düzen şakşakçılığı yapamadım. Tercihim Kur’an ve sünnet oldu. Bu yolda da azimeti seçtim. En azından o yolda olmaya gayret ettim. Ruhsat bana hitap etmiyor. Meseleleri menfaatımız, çıkarımız yönünde çekip sündürmek, ruhsat adı altında dalkavukluk, tabasbus beni tatmin etmiyor. Doymuyor ve duymuyorum. Yazılarımın yadırgandığını, toplumca dışlandığını, “Müslümanım” diyenlerce de tasvip edilmediğini biliyorum. Sen şakadan söylesen de gerçek bu oluyor. Ben bu dünyada yaşamazlığın, arkadaşlarınla bile anlaşamadığın için asistanlık devrende ayrıldın. Sen bu dünyada yaşadığını söyleyebilir misin? Bırak bu dünyalı olmayı. Biz bildiğimiz yolda gidelim, doğruları haykıralım.

Dünyanın kulpu kırılmış. Haram belli, helal belli değil. “Müslümanım” diyenlerin de sesi çıkmıyor. Bütün ömrü dine küfürle geçen bile musallada Müslüman oluyor. Sesi ayyuka çıkıyor da inananlarda ses çıkmıyor. “Burada ne işi var” denmiyor. Her hareketin bir bedeli olduğuna göre onun hareketinin bedeli, alkış oluyor da, Müslümanlardan ses çıkmıyor. Kimsenin inancına karışmayız ama, inancımıza karşı olanları da soyutlamamız gerekmez mi?

“Ne şeriat, ne darbe” sloganı onu musallaya yatırdı da bizden ses yok. Bütün sesler onların. Neredeyse, Müslüman mezarlığına da sahip çıkıp “Siz giremezsiniz” denecek. Böyle bir dünyada bu günün dünyalısı olmak bana zûl geliyor. Ben bu dünyalı değilim. Benim hedefim, inançların şahlandığı, at ile itin belli olduğu, dost ile düşmanın ayrıldığı, Kur’an’ın hükümran olduğu dünya istiyorum. Bu dünyalı olmaktansa özlediğim dünyanın hayali ile ölmek bana yeter.

VAKİT

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Duran Kömürcü Arşivi

Yılbaşı

03/01/2011 03:06

Onlar mı, biz mi?

20/12/2010 02:16

Şeytan

13/12/2010 00:28

Milliyetçilik

06/12/2010 01:13

Nereye gidiyoruz?

29/11/2010 00:30

Cehalet

15/11/2010 00:51

Tebliğ

08/11/2010 00:43

Alışmak

25/10/2010 00:41

Analiz

18/10/2010 00:56

Şahitleriz

04/10/2010 00:29