AHMET MARUF DEMİR

AHMET MARUF DEMİR

Coronavirüs: Distopik Bir Algı Olarak Covid-19

İlk olarak Çin’in Yuhan eyaletinin Hubei şehrinde ortaya çıkan Coronavirüsü, feci derecede bir algı operasyonuyla bütün dünyayı etkisi altına almış durumda. Algı operasyonuyla ne kast ettiğimizi daha sonra ifade etmeye çalışacağız.

Ülkemizde başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere birçok alandaki en üst kademeden en alt kademeye kadar ilk günden itibaren sergilenen yoğun tempo ve alınan önlemler neticesinde virüsün görülmesi söz konusu olmamıştı. Fakat hem virüsün yayılma hızı hem Türkiye’nin etrafındaki ülkelerde virüse bulaşmış kişi sayısının fazlalığı hem de Türkiye’nin konumu bütün önlemlere rağmen ülkemizde virüsün görülmesine engel olamadı. Nitekim Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca yapmış olduğu açıklamayla ülkemizdeki bir hastanın Covid-19 sonuçlarının pozitif çıktığını kamuoyuyla paylaştı.

Sayın Bakan, bu açıklamayı yapmakla beraber gidişat noktasında iyimser bir tablo çizmeye çalışsa da, dünya geneline yayılan olumsuz hava ülkemizde de kendisini ne yazık ki gösterdi. Görsel, yazılı ve sosyal medya eliyle estirilen karamsar rüzgâr, insanları, marketlerin, eczanelerin, dezenfektan ürünler satan iş yerlerinin önünde kuyruğa girmesine yetti. Anlaşılan o ki ileri ki günlerde virüsten daha çok, birazdan değineceğimiz algının bu tedirginliği, paranoyayı ve korku halini daha da büyütecek.

Tabi böyle bir algıdan bahsederken, virüsün tamamen masum olduğunu söylemek de elbette abesle iştigal olacaktır. Bilakis, epeydir gündemimizi meşgule eden bu illet çok tehlikeli. Öldürücü seviyede de bir mikrop... Virüs nedeniyle kısa zamanda ölen kişi sayısına bakıldığında da virüsün basite alınamayacak bir kapasitede olduğu hepimizce malum. Lakin bütün bunlara rağmen virüsün etkisinden ziyade, oluşturulan algının farkında olmamayı da aynen virüsü basite almak kadar sağlıksız olacağı kanaatindeyim.

Daha şimdiden ellerimizin kaşınması, alnımızın ısınması, karnımızın ağrıması, boğazımızın kuruması “acaba bize de mi virüs bulaştı?” paranoyasını oluşturmuş durumda. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarla virüsten korunmanın ne kadar basit olduğu söylenmesine rağmen insanlardaki korku sürekli artıyor. Tedirginlikler kuyruklar oluşturuyor!

Deprem sonrası sıkça söylenilen, “deprem öldürmez çürük binalar öldürür” gerçeğinin burada da önümüze çıktığını bilmemiz gerekiyor. Virüs’ten ziyade alınmayan tedbirler; temizliğe önem vermeme, sağlıklı beslenmeme, her ağrıda kullanılan ilaçlarla çökertilen bağışıklık sitemleri gibi durumlarla kendimizi virüse hazır hale getirdiğimizin farkında olmalıyız. Dahası oluşturulmak istenilen algıların giderek bir amaca doğru hizmet ettiğini de gözden kaçırmamalıyız!

Bu amacın direkt ne olduğunu şimdiden kestirmek zor… Söyleyebileceğim şey, filmlerde yapılanların gerçek hayatta da karşımıza çıkma ihtimalinin olması. Sonuçta hem filmlerde hem de gerçek hayatta bir kurguya ihtiyaç var. Ve bu kurguyu oluşturan etken de kişinin hayal gücüdür. İşte tam da burada devletlerin, sistemlerin, küresel güçlerin, üst akılların hayal güçlerinin Covid-19 virüsüyle gerçek hayatta,  “Equilibrium, V For Vandetta, Yedi Kız Kardeş, Dünya Savaşı Z, Kaptan America, Açlık Oyunları” gibi filmlerini izleyenler bilirler, hayal güçlerinin benzerlik gösterebilme olasılığı!

Sizlere bir istatistik göstermek istiyorum. Bu istatistiğe bakınca oluşturulan algının boyutunu eminim sizlerde fark edecek ve ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız: ABD’de son 3 ayda normal gribal enfeksiyondan ölenlerin sayısı 8 bin civarında olduğu ifade ediliyor. Dünya’da her yıl 70 bin civarında insan ise sadece gribal enfeksiyondan ölüyor. Coronavirüsüne baktığımızda -her can bizim için değerli olmakla beraber- bu hastalığa yakalananlarda ölüm oranı %2 ila %3 arasında…

Şuana kadar 116.000’den fazla Coronavirüs vakası tespit edilmiş. Bu vakaların 3.900’ü ölümle sonuçlanmış.  30 yaş altında 0,5’lerin altına düştüğü ölümlerin çoğu, 65 yaş üzeri ve yine bunların içinde de kronik hastalığa sahip olanların olduğunu söyleyebiliriz. Olayı tersinden okuduğumuzda yaklaşık 112.000 vaka sahibi hastalığı atlatmış, iyileşmiş. Virüsün ölüme sebebiyet verdiği kişiler daha çok vücut direnci zayıf olanlar olduğunu görüyoruz. Mesela 14 yaş altında olanlarda şimdiye kadar ölüm vakası bildirilmemiş.

Bütün bu tabloya rağmen gündemimizi olması gerekenden çok daha fazla meşgul eden virüsün üst akıl sahipleri için bir anlamı olduğunu düşünmemek elde mi? Dünya yaşlı nüfusunun özellikle de Avrupa’da arttığı bir döneme batılı devletlerin acımasızlığına da eklediğimizde aklımıza farklı şeylerin gelmemesi mümkün mü? Çin gibi tek partili sistem ve rejimlerde virüs bahanesiyle sistem muhaliflerini (Yuhan eyaletinin muhalif olduğunu iddia ediliyor) karantinaya almamak; krallık ile yönetilen ülkelerde uluslar arası seyahatleri yasaklayarak saray içi darbeler yapmamak için herhangi bir neden var mı?

Not: Bu konuda çaba gösteren herkesten Allah razı olsun demeyi çok görmemek gerektiğini düşünüyorum. Yine ilk günden itibaren Coronavirüs imtihanını başarıyla vermiş ve bir korku imparatorluğu oluşturulmaması için elinden gelen gayreti gösteren yöneticilere teşekkür ediyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum
AHMET MARUF DEMİR Arşivi

Bir Siyah Bir Beyaz

31/07/2019 14:14

Uzungöl Hatıram

19/07/2019 11:08

Ey Şehit!

09/06/2019 00:54