Ölümün susturamadığı gazeteci: Enes eş-Şerif

Ölümün susturamadığı gazeteci: Enes eş-Şerif

Dr. Zahir Elbek, Enes eş-Şerif’in şehadetine rağmen tanıklıklarının ve vasiyetinin Gazze’nin yaşadığı acıları dünyaya aktaran, Filistin davasını diri tutan bir miras olarak yaşamaya devam ettiğini vurguluyor.

Dr. Zahir Elbek / Fokusplus

Bir Yıl Önce Bedenini Yok Ettiler… Ama Sesi Hâlâ Yankılanıyor!

Öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçerken, Gazzeli gazeteci ve Al Jazeera muhabiri Enes eş-Şerif, Gazze'deki gelişmelerin yeniden merkezinde yer alıyor. Ancak o, sahneden çekilmiş bir isim olarak değil; savaşın günlük gelişmelerini aktaran ve Gazze'nin tanık olduğu en kanlı savaşlardan birinde yaşananlara dair canlı tanıklıklar bırakan bir gazeteci olarak hatırlanıyor.

10 Ağustos 2025'te Enes eş-Şerif, Gazze kentindeki Şifa Hastanesi yakınlarında gazetecilere ait bir çadırı hedef alan İsrail hava saldırısında şehit oldu. Saldırıda Al Jazeera muhabiri Muhammed Kureyka, kameramanlar İbrahim Zahir ve Muhammed Nofel ile meslektaşları Mümin Aliyye ve Muhammed el-Halidi de şehit oldu.

1996 yılında Gazze Şeridi'ndeki Cibaliye Mülteci Kampı'nda dünyaya gelen Enes eş-Şerif, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik başlattığı saldırılar sırasında Al Jazeera muhabiri olarak görev yaptı. Aldığı tehditlere rağmen katliamları ve insani felaketi haberleştirmesiyle tanındı ve şehit edilene kadar görevini sürdürdü.

Öldürülmesinin birinci yıl dönümünde gazeteciler ve aktivistler, Enes ve arkadaşlarının fotoğraflarını, haberlerini ve duruşlarını yeniden paylaşarak onları anıyor. Bu paylaşımlar, Gazze'de yaşananları ve Filistinlilerin çektiği acıları dünyaya duyurmada üstlendikleri önemli rolü yeniden hatırlatıyor.

“Silah taşımadılar, hakikati taşıdılar.”

Aradan bir yıl geçmiş olsa da Enes'in ardından bıraktığı iz silinmedi. O, Gazze'nin sesi ve orada yaşananların tanığıydı. Onun ölümü, bıraktığı izi silemedi; sesi, Gazze'yi anlatan tanıklıklarıyla birlikte hafızalarda kaldı.

Gazzeli Gazeteci ve Al Jazeera Muhabiri Enes eş-Şerif

Enes, savaşın ilk günlerinden itibaren çalışmalarının büyük bölümünü Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşananları belgelemeye ayırdı. Yıkımı, yerinden edilmeyi, açlığı ve can kayıplarını en tehlikeli bölgelerin içinden dünyaya aktardı.

Siyonistlerin yürüttüğü soykırım savaşı sırasında kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Bu söyleşi, Türkçe yayımlanan gaZZete dergisinde yer almıştı. O görüşmede, ses tonundan ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmiştim; buna rağmen sesinde meydan okuyan ve kararlı bir ton hâkimdi.

Enes ve arkadaşlarının bombalanarak şehit olmalarının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen fotoğrafları, sesleri ve tanıklıkları Gazze'nin hafızasında yaşamaya devam ediyor. Meslektaşları ve aktivistler her yıl dönümünde onları yeniden anarken, Gazze'deki gazetecilerin taşıdığı kameralar da sahada yaşananları dünyaya aktarmayı sürdürüyor.

Gazze'deki gazeteciler son derece ağır ve tehlikeli koşullarda görev yapıyor.

7 Ekim 2023'te başlayan saldırılardan bu yana İsrail işgal güçlerinin ateşiyle 250'den fazla gazeteci hayatını kaybetti. Bu sayı, modern gazetecilik tarihinde benzeri görülmemiş bir düzeye işaret ediyor. Gazze'deki diğer gazeteciler ise yerinden edilme, açlık ve sürekli tehdit altında olmalarına rağmen yaşanan trajediyi belgelemeyi sürdürüyor.

Vasiyeti

Enes eş-Şerif'in şehadetinin ardından yakınları, kendisine ait vasiyeti yayımladı. Vasiyetinin başında şu ifadeler yer alıyordu:

“Bu sözlerim size ulaştıysa, bilin ki İsrail beni öldürmeyi ve sesimi susturmayı başardı.”

Şerif, Filistin halkının evlatlarına desteğini sürdürerek ses olmak için elinden gelen bütün çabayı ve gücü ortaya koyduğunu, hakikati olduğu gibi aktarmaktan hiçbir zaman geri durmadığını ifade etti.

Enes, vasiyetinde Filistin'i Müslümanlar için nadide bir mücevher ve her özgür insanın kalbinde yaşayan bir dava olarak nitelendirerek, Filistin halkına ve Filistin’in çocuklarına sahip çıkılması çağrısında bulunuyor. Bu çocukların “hayal kurmaya, güven ve huzur içinde yaşamaya fırsat bulamadan hayatlarının ellerinden alındığını” ifade ediyor.

Vasiyetinde ayrıca şöyle seslendi:

“Prangaların sizi susturmasına, sınırların sizi yolunuzdan alıkoymasına izin vermeyin. Toprağın ve insanların özgürlüğüne uzanan yolda köprüler olun ki onur ve özgürlük güneşi, işgal altındaki ülkemizin üzerinde doğsun.”

Enes, büyüdüğünü görmeyi hayal ettiği kızı Şam'ı, kendisine destek olmasını istediği oğlu Salah'ı ve “dualarının kendisi için bir siper ve yoluna ışık olduğunu” söylediği annesini de vasiyetinde anıyor.

Savaşın kendisinden aylarca ayırdığı eşini de unutmayan Şerif, onun “eğilmeyen bir zeytin ağacının gövdesi gibi” sadakatini koruduğunu ifade etti.

Vasiyetini, Allah'ın geçmişte ve gelecekte işlediği günahlarını bağışlaması ve kanının halkına ve ailesine özgürlük yolunu aydınlatan bir ışık olması için ettiği duayla tamamlıyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir