1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Bir soykırımın anatomisi
Bir soykırımın anatomisi

Bir soykırımın anatomisi

Columbia Üniversitesi'nde Hagop Kevorkian İran Çalışmaları ve Karşılaştırmalı Edebiyat Profesörü Hamid Dabashi, BM özel raportörü Francesca Albanese'nin Filistin'deki soykırım hakkında kaleme aldığı raporu inceliyor.

16 Nisan 2024 Salı 13:30A+A-

Hamid Dabashi / Serbestiyet

Kim korkar Francesca Albanese’den?

BM Filistin özel raportörü ‘bir soykırımın anatomisi’ üzerine kesin ve lanetleyici bir rapor sundu. Bu yüzden Israil’in destekçileri raporu itibarsızlaştırmak için yarışıyorlar.

İşgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili BM özel raportörü Francesca Albanese bir hukuk uzmanı; bu önemli pozisyonda görev yapan ilk kadın ve Tel Aviv’den Londra’ya ve New York’a kadar soykırımcı Siyonistlerin başının belası.

Bugün, Gazze’de acımasızca zulmeden savaş çığırtkanlarına karşı gerçeği söyleyen küresel vicdanın sesidir, Francesca.

Albanese’nin kısa bir süre önce yayınladığı “Bir Soykırımın Anatomisi” başlıklı cesur, parlak ve derinlemesine araştırılmış rapor, yorulmak bilmeden yaptığı çalışmalar nedeniyle dünya çapında büyük hayranlık uyandırırken, İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırımın böylesine etkili, kesin ve ayrıntılı bir şekilde anlatılmasını istemeyen Siyonistler arasında da korku, endişe ve öfke yarattı.

Bu, Güney Afrika’nın hukuk ekibi tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail soykırımına karşı hazırlanan dosyadan sonra bu şekilde hazırlanan ikinci dosyadır. Aynı derecede ilgi çekici olan bu belge, İsrail yerleşimci kolonisinin Filistin halkına karşı işlediği soykırım suçunun hesabını soran ikinci sağlam kayıt olarak Albanese’nin hazırladığı raporun önemini bir kez daha ispatlamaktadır.

ABD’deki İsrail lobisi ve Batı medyasının propagandasıyla aldanan ve yanıltılan soykırımcı Siyonistler, kafasını kuma gömen devekuşu misali, dünyanın İsrail devletinin Filistin’deki vahşetini görmezden geldiği yanılsamasına kapılmış olabilirler.  Özellikle de bu lobi, bu vahşeti körükleyen silahları tedarik etmeye devam eden Amerikalı politikacıları satın almış ve onlara ödeme yapmışken.

Albanese’ninki gibi raporlar ve Güney Afrika’nınki gibi yasal belgeler, İsrail yerleşimci kolonisinin köklerinde yatan ahlaki açıdan yozlaşmış ve siyasi açıdan iflas etmiş bir hırsızlık, cinayet ve kargaşa ideolojisine karşı küresel bir iddianame oluşturuyor.

Albanese’nin raporu ayrıntılı ve nefes kesici. Profesyonellik, dürüstlük ve mükemmel bir araştırmanın olağanüstü bir ürünü. Rapor ciddiyetle şu sonuca varıyor: “İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının ezici doğası ve ölçeği ile yarattığı yıkıcı yaşam koşulları, Filistinlileri bir grup olarak fiziksel açıdan yok etme niyetini açıkça ortaya koyuyor.”

Sahadaki Olgular:

Raporda “Gazze’deki Filistinlilere karşı aşağıdaki soykırım eylemlerinin işlendiğini gösteren koşulların karşılandığına inanmak için makul gerekçeler” belirtilmektedir: grup üyelerinin öldürülmesi; grup üyelerine ciddi bedensel veya zihinsel zarar verilmesi; grubun tamamen veya kısmen fiziksel olarak yok olmasına yol açacak şekilde hesaplanmış yaşam koşullarının kasten uygulanması.

Belgenin hukuki dili ölçülü ve tamamen duygulardan arındırılmıştır: “Soykırım eylemleri, üst düzey askeri ve hükümet yetkilileri tarafından yapılan soykırım niyeti açıklamalarının ardından onaylanmış ve yürürlüğe girmiştir.” 

Albanese’yi bu raporu yazmaya iten şey, güpegündüz katledilen çocuklar ve ebeveynleri de dahil olmak üzere sahadaki yaşanan gerçek olaylardır. Netanyahu’nun tahkim ettiği garnizon devletinden ona destek veren Amerikalı ve Avrupalı liderlere kadar herkes bu tarihi raporda yer almakta.

Albanese ve eş yazar Lex Takkenberg’in son kitabı Uluslararası Hukukta Filistinli Mülteciler, Avrupa ve ABD’deki Siyonist propaganda mekanizmasını çürüten bu kısa raporun bilimsel ve hukuki temellerine ilişkin sağlam bir anlayış sunuyor.

İsrailli, ABD’li ve Avrupalı yetkililerin bu rapora yönelik tepkileri elbette yıpratıcı ve klasik. Rapor, yazarının “antisemit” ilan edilmesi, araştırmalarının sorgulanması ve bilimselliğinin küçümsenmesi gibi eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Bununla beraber İngiliz sömürgeciliğinin dünya çapındaki kalıcı sesi olan BBC de vites yükseltti: “Pek çok İsrailli de muhtemelen şoke olacak. Nazi Almanya’sının Yahudilere yönelik soykırımının doğrudan bir sonucu olarak kurulan bir devlete yönelik soykırım iması derin bir kırgınlığa neden olacaktır.”

Pek çok Siyonist, televizyondaki bir tartışmaya hazırlanmak için acele eden ve konuya tamamen yabancı olan bir münazara kulübünün çocuk üyeleri gibi, sahadaki gerçeklerden habersiz ya da daha da kötüsü onları görmezden gelerek reaksiyon gösteriyor. Gerçekten de Albanese arı kovanına çomak soktu.

Hakikat Propagandaya Karşı

Yine de BBC gülünç bir denge anlayışı sergiliyor: “Pek çok kişi Francesca Albanese’nin seçtiği kelimelerden hoşlanmayacak ama raporun içeriği İsrail’in stratejisini değiştirmesi için baskı oluşturacak. Strateji mi? Soykırım bir strateji midir? Ve stratejik bir değişiklik tam olarak neyi gerektirir: Filistinlileri sakatlamaya ve öldürmeye devam etmek ama nazik olmak mı? Düpedüz saçmalık!

Nihayetinde BBC, bu raporu hazırlayan BM’nin tamamını itibarsızlaştırmayı amaçlayan İsrail söylemini körüklüyor: “İsrail, BM İnsan Hakları Konseyi’nin gündeminde sürekli olarak ‘Filistin ve işgal altındaki diğer Arap topraklarındaki’ durumu incelemeye ayrılan 7. maddeye yıllardır öfke duyuyor.”

BBc’nin makalesi şöyle devam ediyor: “Bu gündem maddesi BM’nin kendisi tarafından değil, BM üyesi devletler tarafından on yıllar önce onaylandı ve hiçbir zaman geçerliliğini yitirmedi. Dünyada başka hiçbir ülke böyle bir daimi incelemeye tabii değildir ve İsrail bunu ayrımcı ve İsrail’i gayrimeşrulaştırmaya yönelik olarak görmektedir. İsrail, 7. Madde görüşülürken konseye katılmayı reddetmektedir.”

Albanese’nin raporu üzerine tanık olduğumuz savaş, bir tarafta Güney Afrika’dan İrlanda’ya, Nikaragua’dan BM’ye yankılanan hakikat ile diğer tarafta İsrail’in batı medyası tarafından desteklenen ve sürdürülen umutsuz propaganda mekanizması arasındadır. İngiliz sömürgeciliğinin süregelen tarihi bu felaketi yarattı ve BBC de onun vahşetini savunmaya ve meşrulaştırmaya devam ediyor.

Bugün yalnızca İsrail yerleşimci kolonisinin ve onu mümkün kılan uzun süreli vahşetin değil, aynı zamanda İsrail’in başlıca mirasçısı olduğu Avrupa ve Avrupa merkezci vahşetin dünya çapındaki uzun tarihinin de önemli bir noktasına tanıklık ediyoruz.

ABD’de ve dünyanın dört bir yanında Black Lives Matter direnişi sırasında, insanlar Avrupalı ırkçı sömürgeci köle sahiplerinin korkunç heykellerini yıkmaya başladılar ve Avrupa’nın dünya çapında gerçekleştirdiği barbarlığın derinlere gömülü geçmişine işaret ettiler.

Bugün dünyanın dört bir yanındaki insanlar, Avrupalıların Filistin’de gerçekleşmesine göz yumdukları ve her türden katkı sağladıkları korkunç vahşetin önemli bir aşamasına tanıklık etmektedir.

Güney Afrika’nın Dünya Mahkemesi’nde sunduğu belge türünden metinler şimdi Albanese kaleminden aynı derecede güçlü bir karşılık buluyor. Bu belgeler bizim şimdiki ve kaybolmakta olan tarihimizin arşivleridir. İsrail, Avrupa ve ABD bu işin peşini asla bırakmamalıdır. Dünyanın dört bir yanındaki okullar ve üniversiteler bu belgeleri öğretmeye başlamalıdır!


Middle East Eye'dan çeviren Hasan Ayer

HABERE YORUM KAT