1. HABERLER

  2. HAKSÖZ-ÇEVİRİ

  3. Bir Komplo Teorisinin Serencamı: Koronavirüs ve 5G
Bir Komplo Teorisinin Serencamı: Koronavirüs ve 5G

Bir Komplo Teorisinin Serencamı: Koronavirüs ve 5G

“Komplocu düşüncenin tanımlayıcı özellikleri kendi kendini sınırlandırması, çürütülemez olması ve itirazlara dayanıklı olmasıdır. Komplo teorilerinde ortada bir kanıtın olmaması ironik olarak büyük şeylerin üstünün örtülmesinin kanıtı olarak algılanır.”

19 Haziran 2020 Cuma 12:45A+A-

The Conversation konularında uzman dört akademisyene koronavirüsü 5G teknolojisiyle çeşitli şekillerde irtibatlandıran komplo teorilerinin nasıl ortaya çıktığını, özellikle Batı dünyasında nasıl yayıldığını sordu. Verilen cevaplar genel itibariyle komplo teorilerinin ve komplocu mantığın işleyişini de ortaya koyuyor. Dört uzmanın kaleme aldığı söz konusu yazıların ilk bölümünü ilginize sunuyoruz:

Marc Tuters / Peter Knight / The Conversation*
Çev: Hatice Orhan / Haksöz-Haber

Kriz zamanlarında komplo teorileri bir virüs kadar hızlı yayılabilir.

Koronavirüs pandemisi, karşılaştığı durumun büyüklüğünü anlamakla boğuşan dünyayı gittikçe daha da kıskaca alırken, karanlık güçler kendi hikayelerini uydurmaya başladı bile.

Bilim adamları ve araştırmacılar cevapları bulabilmek için gece gündüz çalışıyor; ama bilim yavaş ve metodiktir. Bu yüzden pandeminin nasıl başladığına dair asılsız iddialar bu boşluğu dolduruyor. Bu garip iddialar arasında yakın zamanda piyasaya sürülecek 5G teknolojisini suçlayan bir teori de var. Bu teori nasıl ortaya çıktı, nasıl gelişti ve değişime uğradı, uydurma haberleri nasıl ayır edebiliriz bu soruların hepsini alanında geniş araştırmalar yapmış dört uzmana sorduk.

Tehlikeli Bir Yanlış Bilgi Kargaşası
Marc Tuters / Peter Knight

Cep telefonu hakkındaki komplo teorileri 1990’lardan beri dolaşıyor ve uzun bir tarihsel arka planı var. Doktorlar “radyofobi” yi ilk olarak 1903’lerin başında konuşmaya başladı. 1970’lerdeki yüksek gerilim hatları ve mikrodalgalar hakkındaki korkuları takiben 1990’larda 2G karşıtları  mobil telefonlardan çıkan radyasyonun kansere enden olabileceği ve bu bilginin üstünün kapatılmaya çalıştığını öne sürdüler. 5G hakkındaki başka bir teori de kuşlarda ve ağaçlarda açıklanamayan ölümlere neden olduğuna dair. Koronavirüs 5G komplo teorisi çeşitli derecelerde mantıksızlığa sahip birkaç alt türden oluşmaktadır.

Teorinin ilk versiyonlarından birinde pandeminin başladığı yer olan Wuhan’da 5G teknolojisinin denemesinin tesadüf olamayacağını iddia ediliyor (bu bilgi yanlış, zaten 5G daha önce birçok yerde piyasaya sürülmüştü). Bazı iddialar 5G mühendisleri teknolojiyi her yere kurarken insanları evde tutabilmek için korona krizinin kasıtlı olarak üretildiği yönünde. Bir başka kesim de 5G radyasyonunun insanların immun sistemini zayıflattığı ve Kovid-19 enfeksiyonuna karşı daha savunmasız kıldığını savunuyor. Komplo teorisinin bir başka şekli de 5G’nin doğrudan virüsü taşıdığı şeklinde. Birbirinden farklı bu 5G komplo teorileri diğer Kovid-19 teorileri ile birleştiğinde tehlikeli bir yanlış bilgi kargaşasına dönüşebilir.

En başta, bazı komplo teorisyenleri virüs tehdidinin (ve görülen ölüm oranlarının) abartıldığını söylüyordu. Donald Trump ile aynı dili kullanan bazı destekçileri bunun Trump’ın yeninden seçilme şansını azaltmak için dikkatlice hazırlanmış bir oyunun parçası olduğunu düşünüyordu. Diğerleri özellikle ABD aşırı sağı karantina önlemlerini derin devletin toplumu kontrol etme girişimi olarak nitelendirdi ve yanıt olarak “ikinci sivil savaş” çağrısında bulundu.

Diğer bir önde gelen teori ise virüsün Wuhan Viroloji Enstitüsü’nden yanlışlıkla salındığını veya bunun Amerikalılar ya da Çinliler tarafından kasten üretilmiş bir biyolojik silah olduğunu savunuyor. Yükselişte olan başka bir popüler iddia da pandeminin Bill Gates ya da George Soros gibi elitlerin büyük ilaç firmaları ile daha sonra 5G radyo dalgaları ile aktive olacak olan, içinde izleme çipi bulunan aşıları tüm dünyaya zorunlu olarak uygulatmasını sağlayacak bir planın parçası olduğu.

İngiltere, ABD, Fransa, Avusturya ve Almanya gibi  birçok ülkelerdeki anket verileri gösteriyor ki:en popüler komplo teorisi koronavirüsün insan yapımı olduğu. İngiltere’deki katılımcıların %62 si bu teoriyi birçok açıdan doğru kabul ediyor. Yine İngiltere’de katılımcıların %21 i değişen derecelerde koronavirüsünün 5G nedenli olduğunu ve radyo dalgaları ile taşınan bir tip radyasyon zehirlenmesi olduğuna inanıyor. Buna karşın %19 ise Yahudilerin finansal kazançları için ekonomiyi çökertmek amacıyla virüsü ürettiklerini düşünüyor.

Bu teorilerden sadece birkaçı yeni, birçoğu eski temaların değişime uğramış ya da tekrar birleştirilmiş hali şeklinde. Komplo teorisyenleri yeni olay ve bilgileri kendi var olan görüşüne uyacak şekilde yorumladıkları eksiksiz bir dünya görüşüne sahipler. Aslında komplocu düşüncenin tanımlayıcı özellikleri kendi kendini sınırlandırması, çürütülemez olması ve itirazlara dayanıklı olmasıdır. Komplo teorilerinde ortada herhangi bir kanıtın olmaması ironik olarak büyük şeylerin üstünün örtülmesinin kanıtı olarak algılanır.

Salgının bir “oyun” olarak algılanması, bilim uzmanlarından şüphe duyulması dümdüz iklim değişikliğini inkarı senaryosundan çıkar. Örneğin radyo dalgalarının virüsü aktive ettiği ya da taşıdığına dair 5G teorisi uzun süredir var olan zihin kontrolü, subliminal mesaj, ABD'nin gizli askeri silah projeleri gibi komplo korkularının yeniden canlanmış halidir.

5G teorisinin öyküsü 1990'lardaki HAARP (ABD ordusunun yüksek irtifa aktif iyonosferik araştırma projesi) hakkındaki söylentiler ile benzerlik göstermektedir. Program, radyo dalgaları kullanarak iyonosferde (atmosferin üst katmanı) deneyler gerçekleştirdi ve 2014'te kapatıldı. Ancak komplo teorisyenleri bu projenin hem hava hem de zihin kontrolü yapabilen bir silah geliştirmek için olduğunu iddia ettiler. Benzer olarak 5G’nin  “insanlığın varlığını tehdit “  amacıyla kullanılacak yüksek teknolojili bir silah olma ihtimali ile ilgili kaygılar var.

Ayrıca uzun zamandır büyük ilaç firmalarının kanserin çaresini buldukları ama sakladıkları yönünde komplo söylentileri var. Çeyrek yüzyıl önce HIV/AIDS hakkında virüsün laboratuarda üretildiği şeklinde iddialar vardı. Bu hikayenin kökenlerinden biri KGB dezenformasyon kampanyasıydı.Bill ve Melinda Gates Vakfı veya George Soros'un koronavirüs pandemisini planladığı iddiası, ulusal ve bireysel egemenliği tehdit eden “globalist” elitler hakkındaki tanıdık sağcı (ve genellikle ırkçı ve antisemitik) komplo fantezilerinin bir versiyonudur. Aşırı sağcı grupların salgın sürecinde oluşan korku ve belirsizlik durumlarını kendi çıkarları doğrultusunda yani nefret dolu politikalarını destelemek için kullandıklarını ortaya koyan kanıtlar mevcut.

Popülist komplo teorileri genellikle insanları ve kurumları günah keçisi ilan edip kompleks fenomenlere basit açıklamalar getirerek dünyayı Amerika ve diğerleri şeklinde bölme suretinde iş görür. 5G koronavirüs komplo teorileri özellikle zorlayıcı çünkü siyasi yelpazenin çok değişik yerlerindeki birbirinden çok farklı insanları bir araya getirdi. Bu teori bir yandan bireylerin özgürlüğü konusunda kendilerini “gerçek iktidar” tarafından teknolojik saldırıya uğradıklarını düşünen aşırı sağcı grupları kendine çekti. Aynı zamanda genellikle büyük ilaç firmalarını güvenmeyenlerle ittifak yapan köklü aşı karşıtlarına da hitap etti.

Seçim yılında olan ABD’de koronovirüs önleme stratejileri Başkan’ın maske takmayı reddetmesiyle birlikte toplumu ikiye bölen bir kültürel savaş haline geldi. Ama Almanya gibi ülkelerde karantina karşıtlığı meseleleri daha önceki komplo teorilerindeki parçaları birleştirmek için çalışan sosyal medya fenomenleri liderliğinde siyasi yelpazedeki farklı kesimleri birbirine bağlıyor.

Yapılan kantitatif analizlerde görüldüğü gibi bu tür fenomenler komplo teorisi topluluklarının sosyal medya üzerinden sözcülüğünü yapıyor. Bu yöntemler yalnızca kısmi bir görüş sağladığı için, bu toplulukların üyelerinin mutlaka yankı odalarında hapsedildiklerini ve diğer bakış açılarına erişemediklerini varsaymak sorunludur. Bununla birlikte, bulgular yukarıda özetlenen rahatsız edici paternlerle örtüşmektedir.

 

 

* - Marc Tuters, Amsterdam Üniversitesi, Medya ve Kültür Bölümü - Peter Knight, Manchester Üniversitesi, Amerikan Araştırmaları Profesörü

HABERE YORUM KAT

3 Yorum
İlgili Haberler