1. HABERLER

  2. HAKSÖZ-ÇEVİRİ

  3. Beyaz ırkı savunmak(!)
Beyaz ırkı savunmak(!)

Beyaz ırkı savunmak(!)

“Geçmişte aşırı sağcılar için kendi ülkeleri adına savaşmak ana gündemken, bugün ise odak noktası ‘beyaz ırk’ın savunmasına kaymış durumda. Beyaz ırkı savunmak, tüm ülkelerdeki aşırı sağcıların üzerinde uzlaştığı bir hedef.”

16 Şubat 2021 Salı 20:20A+A-

Kai Biermann, Christian Fuchs, Astrid Geisler, Yassin Musharbash, Holger Stark / Die Zeit

Abdulfettah İsmail Şenbaş / HAKSÖZ HABER

Die Zeit’teki Faşist Enternasyonel başlıklı araştırma dosyasının ikinci bölümünde ismi verilmeyen bir Alman neo-Nazi’nin hikayesi üzerinden aşırı sağ gruplara katılım süreci, “Beyaz ırk”ı savunma meselesi ve özel olarak Rus ayrılıkçılara karşı verilen savaşa katılmak üzere Avrupa’dan Ukrayna’ya giden aşırı sağcılara odaklanılıyor. Makalenin bu bölümünde neo-Nazi grupların cinsel sapkınlıkları tehdit olarak gördüğü vurgulanırken mefhum-u muhalifinden cinsel sapkınlıkların savunusunun yapılması -bugün için Batı’da hakim görüş konumundaki- cinsel sapkınlıkları normal addetmenin bir yansıması olarak görülebilir. Ayrıca Sovyet işgaline karşı Afganistan’daki kardeşlerine yardıma giden Müslümanlara yönelik çarpık bakışı; yine makalede geçen “cihadist”, “İslamcı terörizm” gibi kavramları da doğru kabul etmediğimizi belirtmemiz gerekiyor. Ancak yazıdaki bu yerleri yazının aslına sadık kalma adına olduğu gibi bıraktık.


Savaşın Cazibesi

Felix Oberhuber hızlı yürür ve hızlı konuşur. O, hikayesini ilk kez aileden olmayan veya neo-Nazilerin bir parçası olmayan birine anlatıyor. Çizmeleri buzları çatırdatırken, hemen önündeki Alpler de ufka doğru uzanıyordu. Oberhuber, James Mason'ın torunu yaşında olan -22 yaşındaki- şişman bir adamdır. O, genelde yün başlığı ve kamuflaj giyerdi. İki yıl öncesine kadar, tüm odağı Almanya ve Ukrayna'dan aşırı sağcıları bir araya getirmekti. Yetkililer halen onu bugün potansiyel bir tehdit olarak görüyor. Ancak artık bu mevzu ile herhangi ilgisi kalmadığını söylüyor. Biz de eski yoldaşlarının korkusuyla yaşadığı için bu hikayede gerçek adını kullanmıyoruz.

Hikayesine kanıt istendiğinde Oberhuber, kolundaki dövmeyi göstermek için askeri ceketini sıyırıyor. Kolunda, "Mizantropik (insanları sevmeyen)Bölüğü" yazıyordu. MB (Mizantropik Bölüğü), Ukrayna'dan "Wotan için Öldür" sloganını ilkeleştiren ve takip eden aşırı sağcı paramiliter bir gruptur. Oberhuber, 2019'a kadar grubun Almanya bölümünün lideriydi. Eski Germen alfabesinden harfler ve gamalı haçın da bulunduğu dövmeler bacaklarını kaplamış durumda. DIE ZEIT, Oberhuber’in babasıyla konuşarak belgeleri inceledi ve çevresinden hikayesini doğrulamasını istedi.

2-203.jpg

Önemli aşırı sağcı örgütlerin dünya üzerindeki genel dağılımı

Oberhuber, bir ağaç sırasına işaret ederek "ben ve erkek kardeşim çocukken plastik tabancalarla arkada koşardık" diyor. Ergenlik döneminde çok içki içermiş. Bu sırada Nazi dönemiyle ilgili TV belgesellerine ilgi duymaya da başlamış. 18 yaşına geldiğinde, 35'ten fazla aşırı sağcı WhatsApp grubunda faal duruma gelmiş. Artık bu mecralarda yabancılara saldıran insanlar hakkındaki broşür tarzı okuma önerileri alacaktı. Bunlara ek olarak, bir kitap önerisi de: James Mason'ın "Siege" (Kuşatma) kitabı. Artık radikalleşmişti. Yabancıları dövmeye kalkışıyor ve yoldaşlarıyla birlikte solculara bir saldırı planlıyorlarmış. Oberhuber, "Bu, bir terörist olarak aktif hale gelmek için ilk deneyimimdi" diye hatırlıyor. "Savaşmak beni büyülemişti"

Bu saldırılar, silah bulamadıkları için büyük ölçüde sonuç vermiyor. Ancak Oberhuber’in şiddetten pozitif anlamda etkilenmesi devam ediyor ve bu esnada internette Azov Taburu'na rastlıyor. 2014 yılında Ukrayna'da, ülkenin doğu sınırında savaşın başlamasından kısa bir süre sonra kurulan bu tabur, Rus yanlısı ayrılıkçılara karşı mücadeleye katılmak isteyen yabancı paralı askerleri kabul etmesiyle tanınıyordu. Oberhuber, WhatsApp'ı kullanarak kendisini öne çıkarabileceğini umduğu bir Alman neo-Nazi ile temasa geçmiş. Bu Alman, Ukrayna'daki Azov Taburu için yaklaşık 20 ülkeden savaşçıları askere alan Misantropik Tümeninde görevliydi. Oberhuber aşırı bir şekilde heyecanlanmış. Burası tam da gitmek istediği yerdi.

Genç bir Alman neo-Nazinin, evinden neredeyse 2.000 kilometre uzakta bulunan Rus kontrolündeki ayrılıkçılar ve Ukraynalı askerler arasındaki ne olduğu belirsiz bir savaşa katılma arzusu yüreğinde nasıl yeşermişti? Aşırıcı hareketler üzerine uzman olan Alexander Ritzmann, geçmişte aşırı sağcıların kendi ülkeleri için savaşmanın ana gündemleri olduğunu söylüyor. Bugün ise odak noktası "beyaz ırk"ın savunmasına kaymıştır. Bu, kuruntuya dayalı ancak aynı zamanda Batı dünyasındaki neo-Nazilerin çekici bulduğu bir kavram.

Şu anda Avrupa'da yaşayan ve İslam inancını gizlemeyi reddeden yabancılar var. Bu "beyaz ırk" için bir tehdit.

ABD'de, nüfusun beyaz olmayan payı da artıyor. Bu da "beyaz ırk" için bir tehdit.

Avustralya'da toplum içinde erkekler erkekleri, kadınlar da kadınları öpüyor. Bu, "beyaz ırk" için bir tehdit.

"Beyaz ırk"ı savunmak, tüm ülkelerdeki aşırı sağcıların üzerinde uzlaştığı bir hedeftir.

1970'lerde bazı militan solcular, bir Üçüncü Dünya gerilla savaşından diğerine geçerek esasen profesyonel devrimci haline geldiler. Benzer şekilde, yaklaşık 10 yıl önce, Batı dünyasının her yerinden İslamcılar, Işid’e katılmak için Suriye ve Irak'a gitti. Ve 2018'de Oberhuber, Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki Weissenfels kasabasına, Mizantropik Bölüğü görevlisinin dairesine taşınmış. Beyaz Rusya'dan başka bir adam zaten orada yaşıyordu, ayrıca polis tarafından aranan bir adam da buradaymış. Bu üçlü, bir hücre yapılanması oluşturarak Ukrayna'dan aldıkları tişört ve bayrakları satmaya başlıyorlar. Mizantropik Bölüğü’nden temsilciler de sık sık Weissenfels'i ziyaret ederlermiş. Oberhuber, onlardan biriyle Nazilerin 1945'e kadar yaşadığı şatodaki gezilere katılırmış. Onu tarttıklarını hissediyormuş. Acaba hayali gerçekleşmek üzere miydi?

MB (Mizantropik Bölüğü) görevlisi silahlı soygun nedeniyle hapse girmek zorunda kaldığında, Kiev'deki liderlik, onun tavsiyesi üzerine görevi Oberhuber'ın devralması gerektiğine karar veriyor. Oberhuber, Telegram'da bir kanal kurmuş ve "Ben çalışkan birisiyim ve umarım sonunda bir eğitim kampına ve ardından da cepheye gideceğim" minvalinde bir cümle ile kendini kanıtlamayı umarak grafitiler yapmış. Ukraynalılar, Oberhuber'e kolunda MB logosunu yapan bir dövme sanatçısı göndermişler; bu, askeri bir süslemeden farklı olmayan bir ayrıcalıkmış ve sadece birkaç aktiviste verilen bir özelliği varmış. Artık içerideydi. Ama yine de öne geçmemişti.

Uzmanlar, savaşmak için toplamda yaklaşık 150 Alman gönüllünün Ukrayna'ya gittiğini düşünüyor. Sol Parti'den Alman parlamenter Martina Renner, Alman hükümetine bir soru yöneltti ve geçen hafta da yanıtını aldı: Alman yetkililer, yalnızca "bir dizi insanı" isimleriyle birlikte tanımlayabildiklerini belirttiler. Soruşturmalar da yalnızca dört gönüllü için açılmıştı. Oberhuber, cepheden dönen üç neo-Naziyi de tanıdığını söylüyor. Diğer eski aşırı sağcılar ise DIE ZEIT'e, öncelikle silah eğitimi almak için Azov Taburu'na katılan neo-Nazileri anlattı.

Şubat 2020'de ABD Kongre Üyesi Max Rose, New York Times'da terör uzmanı Ali Soufan ile birlikte bir köşe yazısı kaleme aldı. İkili, Ukrayna'daki savaşın aşırı sağcılar için, 1980'lerde ve 1990’larda Afganistan savaşına katılan cihadist ile aynı doğrultuda olduğunu yazdı. O zamanlar birçok ülkeden din adına mücadele etmeye giden savaşçılar, ülkenin laik yöneticilerine ve onların Sovyet destekçilerine karşı savaşmak için Afganistan'a gitti. Bunlardan biri de, El Kaide'yi bir grup fanatikten kuran Usame bin Ladin'di. Bu savaş 21. yüzyıl İslamcı terörizmi için bir tür “Büyük Patlama” oldu.

1-154.jpg

St. Petersburg'da aşırı sağcıların paramiliter eğitim merkezleri. (İlüstrasyon: Adams Carvalho)

Rose ve Soufan, görüşlerinde birkaç tahminde bulundular. 1980'lerde Afganistan'a seyahat edenlerin neredeyse iki katı kadar yabancı gönüllünün Ukrayna savaşına katıldığını yazdılar. Bir araştırmaya göre, toplam sayı 17 bin civarında ve bunların binden fazlası Batı ülkelerinden geliyor. Hepsi aşırı sağcı değil, ama çoğu öyle. Bu da savaş alanı deneyimine sahip yüzlerce potansiyel kişi demek. "Beyaz ırk"ı müdafaada uluslararası mücadele için yüzlerce potansiyel savaşçı.

Ve bu sayıyı artırmak için ellerinden geleni yapanlar var.

Olena Semenyaka, felsefe eğitimi almış, Kiev'li genç bir kadındır. Koyu kahverengi saçlı, minyon bir yapısı ile genellikle sakallı, kaslı canavarlarla dolu resimlerdeki tek kadın. Ukraynalı sağcı aşırılık yanlıları için Semenyaka esas itibariyle poster kızı rolünü oynuyor. İlk başta bizimle bir röportaj yapmayı kabul etti, ancak sonra tüm iletişimi kesti. Bazı fotoğraflarda Hitler selamı verirken, bazılarında ise gamalı haçla poz veriyor.

Azov Taburu etrafında büyük bir hareketlenme meydana geliyordu. Semenyaka, Time dergisine 2019 yılında verdiği bir röportajda, amacının aşırı sağcı gruplardan oluşan küresel bir koalisyon kurmak olduğunu söyledi. Hareket, Oberhuber gibi yabancı neo-Nazileri işe almak için paramiliter kolu olarak yalnızca Mizantropik Bölüğü’ne bel bağlamamıştı.

Semenyaka, bir tür pazarlama temsilcisi olarak yıllardır Avrupa'daki aşırı sağcı grupları ziyaret ediyordu. DIE ZEIT’in haberine göre, Almanya’yı sekiz kez ziyaret etmişti. Örneğin aşırı sağcı parti Die Rechte’nin daveti üzerine veya Identitarian Hareketi’nden bir grubun konuşmacısı olarak buralarda bulunmuştu. 2018'de Erfurt yakınlarındaki neo-Nazi partisi "Der III. Weg" tarafından düzenlenen bir festivalde, Ukrayna'da Asgardsrei adlı bir sağcı rock festivalinin reklamını yaparak, "hepiniz açıkça Kiev'e davetlisiniz!" dedi.

Asgardsrei, türünün en önemli ve büyük olaylarından biridir. Bazen izleyiciler arasında Atomwaffen Bölüğü bayraklarının dalgalandığını görmek bile mümkündür. Semenyaka, bir tür kongre oluşturmak için bu black-metal festivalini kullandı. Norveç, İtalya, Almanya, ABD ve diğer yerlerdeki aşırı sağcıların birbirlerini tanımasına ve fikir alışverişinde bulunmasına olanak tanıdı. Uzmanlar, yeni ağların ise uzun zamandır kurulduğu konusunda uyarıyorlardı.

Felix Oberhuber’in doğu Ukrayna’daki savaşa katılma hayali hiçbir zaman gerçekleşmedi. Belki de Mizantrpoik Bölüğü onun uygun olduğunu düşünmüyordu ya da belki de kendini doğru bir şekilde gösterememişti. Bugün ise her şeye rağmen Almanya'da kaldığı için mutlu. "Şanslıyım" diyor. Karısı ve çocuğuyla Ukrayna’ya çok uzakta küçük bir kasabada yaşıyor.


 

HABERE YORUM KAT