1. HABERLER

  2. ETKİNLİK-EYLEM

  3. Başörtüsü Eylemlerinde Bu Hafta
Başörtüsü Eylemlerinde Bu Hafta

Başörtüsü Eylemlerinde Bu Hafta

Başörtüsüne özgürlük platformları bu haftada basın açıklamalarına devam etti. Platformlar tarafından gerçekleştirilen eylemler bu hafta Konya, Kütahya, Kocaeli, Akyazı ve Ankara'da gerçekleştirildi. Eylemlerde genellikle Filistin'e Özgürlük Konvoyu konusu

09 Ocak 2010 Cumartesi 23:23A+A-

Konya'da 123. Başörtüsü Eylemi

Konya'da 122. haftasına giren özgürlük sevdalılarının basın açıklamaları bu haftada kayalıparkda yapıldı. Konya inanç özgürlükleri platformu adına açıklamayı platform üyesi Ali ERÖZ yaptı.

Basın açıklamasının tam metni:

Rahman, Rahim, Allah'ın adıyla

Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isterler. Kafirle istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. (Saff suresi 7. Ayet)

Dünyayı parselleyenler, işgali, sömürüyü devlet politikası ve varlık sebebi sayanlar, kendi iktidarlarının, kendi güç alanlarının devamı için yeni av sahaları aramaktalar. Dünyayı bir av alanı, diğer insanları av, kendilerini de avcı görenler, gözlerini Yemen'e dikmektedirler. Yemen üzerinden, ortadoğu sömürüsünü sağlama alacaklar, İran'ı sıkıştıracaklar ve Afrika'ya yerleşmek için, yeni yollar üretecekler. Dökülen yine müslüman kanı olacak, işgal edilen yine müslümanların toprakları... Afganistan'da, Irak'ta, Somali'de, oynanan oyunlar, şimdi Yemen üzerinden oynanmakta.

Senaryo hazırlanmış, kurgular belirlenmiş, yönetmen ve set, herşey hazır hale getirilmiş. Oyun sahneye konulacak, seyircilerin rahatı ve zihin konforu için de şartlar olgunlaştırılacak. Yine bir uçak kaçırma, ve uçağı yolcularıyla beraber havaya uçurma haberleri gırla gitmekte. Amerika, yine terör senaryoları yazmakta ve kendisini korunmaya muhtaç birisi gibi göstermekte. Klasik cow-boy numarası çekmekte dünyaya.

Vücuttaki çinko eksikliğinden dolayı toprak yeme, yedikçe de toprak yeme hastalığına tutulmaya pika adı verilir. Bu hastalık, tedavi ararken, hastalığı da arttırmak şeklinde tezahür eder. Bir tür siyasal pikadır Amerika'nın tutulduğu hastalık. Kendi emperyalist arzularını gidermek için işgaller yapıyor, sonra işgallerin sonucunda direnişle karşılaşınca, direnişi gidermek için işgaller yapıyor. İşgaller-direniş, direniş-işgaller... Amerikan emperyalizminin siyasal pikasını arttırmaktadır. Yediği her toprak hastalığını arttırmakta, hastalığı artııkça da işgal arzusu çoğalmaktadır. Bu hastalık iç dokuyu bozmakta ağır ağır ölüme götürmektedir. Yeni işgaller Amerikan emperyalizminin siyasal ölümünün yakınlaştığını göstermektedir.

Emperyalizm herzaman karşısında bir direniş görecektir. Suskun toplulukların ses vermesiyle karşılaşacaktır. Evlerinde sakin sakin oturan insanları, direnişin safına zorlayacaktır. Sade vatandaşları, direnişçiler kılacaktır. Talibanları, El Kaideleri, Eşşebapları, Hizbullahları, emperyalizm varlomaya zorlamıştır. Ve her gittiği yerde, bunlardan yenileriyle karşılaşacaktır. Amerika Yemen'de bilmelidirki, çiçeklerle karşılanmayacaktır. ''Burası Huş'tur / Yolu yokuştur / Giden gelmiyor / Acep ne iştir. Adı Yemendir / Gülü çemendir / Giden gelmiyor / Acep nedendir?'' türküsünü Amerikan halkı ezberlemelidir.

Bir bataklığa saplanmaktır işgal. Ve her zaman büyük zayiatlar vermeyi göze almaktır. Bir Humam Halil El-Belavi çıkar karşısına... Ve bedeniyle sarsar CIA'in putlaştırılmış gücünü. Dokunulmaz, yenilmez zannedilen, öylece tezgahlanan bir efsaneyi yok eder. El-Zeydi'nin ffırlattığı ayakkabıyla saltanatını yıktığı gibi Bush'un...

Yenilmez ordular yoktur. Yoktur yıkılmaz kaleler. İşgaller ebediyyen davam etmez. Ambargolar sürekli olmaz. Bir boykot kırıcı, bir ambargo delici çıkıverir ortalık yere... İngiliz parlementer George Galloway'in öncülüğünde başlatılan, Türkiye'den İHH'nın organize ettiği Filistin'e Yolaçık konvoyu büyük bir zaferle gazzeye girmiş, mel'un ambargoyu delmiştir. İnsanlık izzet ve onurunun yüceltildiği bu eylem, katılanların değerini yükseltmekle birlikte, insanlığın da haysiyetini kurtarmıştır. Fitneyi, nifakı, Firavunluğu deşifre etmiş ve direnişin zaferler getireceğini birkez daha ortaya koymuştur. Bu yolculuk insanlık vicdanının uyanışıdır. Yenilerinin organize edilmesiyle Mel'un ambargonun sona erdirilmesinde büyük bir katkı sağlayacaktır. Yola çıkışları bir umut, dönüşleri bir zafer olanların yeni zaferlerin başlangıcı olacakları unutulmamalıdır.

Ülkemizde, ismi başörtüsü direnişleriyle anılan, onyıllar süren direnişin bir parçası olan, son yıllarda çeçen mültecilere verdiği destekle gündeme gelen İMKAN-DER genel başkanı Nuray Canan Bezirgan ve eşi Ömer Bezirgan'ın yabancılar şubesi memurlarınca darp edilmesi, Mazlumların yanında oldukları için cezalandırılmaya çalışılması, özgürlük sevdalılarının yüreğine acı katmıştır. Direnişlerinin zafere giden yolun üzerinde olduğunu belirtir, onurlu mücadelelerinde yanlarında olduğumuzu ifade ederiz. Suçlular bir an önce yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.

Başörtüsü özgürlük mücadelesinin küçük sembolü, mücadelesiyle büyüyen Ece Nur'a da kıyamında desteğimizi tekrar ifade eder zaferlerin direnişle geleceğini müjdeleriz.

Bugün mısır'dan gelen son haberlere göre Türkiye'ye dönmek üzere olan Filistin'e yolaçık konvoyu gönüllülerinden, ikisi Türkiye vatandaşı 6 gönüllünün pasaportlarına el konulması suretiyle, mısırda gözaltında tutulmak istenmesi sebebiyle Mısır havaalanında  bir eylem başlatılmıştır. Bu kardeşlerimiz de gözaltına alınan kardeşlerimiz bırakılmadan ülkelerine dönmeyeceklerini ilan etmişlerdir. Firavun Mısır hükümetini bu davranışından dolayı Şiddetle tel'in ediyoruz. Kardeşlerimizin bir an önce özgür bırakılarak ülkelerine dönmelerini temenni ediyoruz.

Son olarak özgürlük konvoyuna katılan kardeşlerimiz için bir karşılama merasimi düzenlenecektir. Fakat Mısır'ın bu baskıcı ve zalim tutumuna karşı gösterdikleri direnişten dolayı dönüş gün ve saatleri net belli olmadığı için basınımıza ve halkımıza program hakkında bir bilgi verilememektedir. Kardeşlerimizin direnişini tebrik ederiz. Dönüş saatleri belli olunca halkımıza ve medyaya bu konuda bilgi verileceğini bildiririz. Halkımızın karşılama hususunda göstereceği hassasiyetlerden dolayı şimdiden teşekkür ederiz.

İşgallerin, baskıların, zulümlerin olmadığı; tüm emeğin iyilik ve güzellik için olduğu, adil ve izzetli bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 123. Haftada direnişimizin kalbi Kayalıpark'ta saat 12:30'da buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.

 

 

Kocaeli'de 247. Başörtüsü Eylemi

Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformunun 247. hafta basın açıklaması İzmit İnsan Hakları Parkında yapıldı. Basın açıklamasını platform adına Mustafa HEKİMOĞLU okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Basın açıklamamızın bu haftaki konusu Filistin konvoyuna akla gelmedik zulümleri yapan ve konvoy'un Gazze'ye girişini engellemek için elinden geleni ardına koymayan Mısır rejimi'nin günahlarını ifşa etmektir.

Abartmadan söyleyecek olursak tam bir açık hava hapishanesine dönen Gazze'ye insani yardım götüren uluslar arası koalisyon Mısır'da insanın yüzünü kızartan uygulamalarla karşılaştı. Yardımı engellemeyi aklına koyan Siyonist rejimin bölgedeki en yakın müttefiki Mısır, konvoyuna sivil polisleriyle acımasızca saldırdı ve Müslüman ya da Hıristiyan, Türk ya da İngiliz demeden tek amaçları Gazze'nin mazlum halkına yardım olan bu insanların kanını döktü.

Zalim Enver Sedat'tan sonra iktidara yerleşerek kendi halkına da kan kusturan Mısır'ın şimdiki Firavunu Hüsnü Zalim'in günahları insani yardım konvoyunu engellemekle kalmadı. Hüsnü Zalim Filistin halkının can damarları olan ve günlük ihtiyaçların giderildiği tünelleri yıkarak ve 18 metre derinliğinde bir duvar örerek Filistin halkının elde kalan son toprağını da Siyonist İsrail rejimine pazarlıyor.

Mekke egemenlerinin Peygamberimizi inanç ve yaşam tarzından vazgeçirmek için uyguladıkları boykotun benzeri Mısır, Suudi ve Ürdün tarafından Filistin halkına uygulanıyor. İktidar ve zenginliğin şımarttığı bu ülkelerin elitleri mevcut düzenin devamı uğruna mazlum bir halkı kurban ediyorlar.

Uluslararası bir dayanışmanın ürünü olan Gazze'ye yardım konvoyu, saraylarında Müslümanların kanları üzerinden sefa süren bu zalimlerin ipliğini pazara çıkardı. Konvoyun Gazze'ye girmesiyle bölgedeki özgürlükçü halklar geri dönülemez bir şekilde sorunlara el koyduklarını göstermiş oldular. Artık hiçbir güç halkların birlikteliği ve dayanışması önünde duramaz.

Gazze'ye 143 araçla insani yardım ulaştırmak için yola çıkan "Filistin'e Yol Açık Konvoyu" Gazze'den ayrılmaya hazırlanırken gruptaki 11 kişi hakkında dönüş yolunda geçecekleri Mısır'da tutuklama emri çıkarılmıştır. Konvoydaki herhangi birisi tutuklanırsa Konvoy Mısırdan çıkmayacağını beyan etmiştir. Konvoyun bu tutumunu devam ettirmesini, hiç kimsenin burnu kanamadan geriye dönmesini temenni ediyoruz.

Ayrıca konvoydaki 43 araçta çok lüks olduklar gibi uydurma bir bahane ile geri çevrilmiş ve Gazze'ye girmesine izin verilmemiştir. Konvoy girmiş fakat Gazze'ye Mısır ambargosu devam etmektedir.

Bizler Mazlum Filistin halkının yanında zalim ve baskıcı rejimlere karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Filistin halkının Siyonist işgalci ve yandaşlarına karşı direnişlerine her zaman destek vereceğiz.  Bugün başımız dik ve onurlu bir şekilde yeryüzünde yürüyebiliyorsak bu Filistin halkının mücadelesi sayesindedir.

Yaşasın Filistin halkının direnişi, yaşasın İslam ümmetinin birliği…

 

Akyazı'da 153 Başörtüsü Eylemi

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu'nun düzenlemiş olduğu başörtüsüne özgürlük eylemi 153. haftasına girdi. Basın açıklamasını platform adına Mahmut Alemdar okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Başörtülü kızlarımızın Türkiye'deki okullarda başörtüsü ile okumalarına karşı çıkanlara, yasak koyanlara zulmedenlere ithaf olunur.

Kendi ülkemizde sadece başları örtülü diye okullara alınmayan kızlarımızdan Karabük İ-H-L mezunu Kübra ÇANKAYA, Rize İ-H-L mezunu Zübeyde GÜR ve Eyüp İ-H-L mezunu Şare KARAPINAR viyana teknik üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümünü başarı ile bitirip bilgisayar mühendisi oldular.

'Duydunuz mu militarist ürünler'

Adıyaman üniversitesi rektörünün görevi öğrencilerin üzerlerine ne tür kıyafet giyip giymeyeceğini belirlemek mi? yoksa Rektör, başında bulunduğu üniversitenin ilim ve irfan sahibi gençler yetiştirmek mi? Rektör efendiler! İnsan hak ve hürriyetlerine saygılı olanlar varsa tenzih ederiz. Ama cuntacı zihniyetli oligarşik düzenin bekçiliğini yapıyorsanız sizleri psikolojik tedavi öneriyoruz.

Başörtüsünü duyunca çılgına dönüp laikliğe kemalizme sarılanlara soruyoruz? Düşünün bir kere kendi kızlarınız kıyafetlerinden dolayı okullara alınmasa neler yapmazdınız. Hatırlatırız zulüm ile abad olunmaz. Allah c.c. zalimlerin değil mazlumların duasını kabul edeceğini buyuruyor.

Vicdanı red kararı alan Enver AYDEMİR isimli vatandaşa Maltepe askeri cezaevinde yapılan işkenceyi ve işkencecileri kınıyoruz. Yine Enver AYDEMİR'in annesi başörtülü olduğu için oğluyla görüştürülmemiş olmasını bir anneye yapılacak olan en büyük kötülük olarak görüyoruz. Hiç kimse kendi kişisel fantezileri uğruna yasak koymak ve zulmetme hakkına sahip değildir. Her hangi bir kurumdaki idareci ve görevli kozmikliği bahane ederek hukuksuzluk hakkına sahip değildir. Suikast iddialarının ardından tehdit ve kargolu mermilerin kimler tarafından işleme koyulduğu mutlaka bulunmalı hatta açıklanmalı suçlular gerekli şekilde cezalandırılmalıdır.

Gelecek hafta cumartesi günü saat 12:30'da buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz.

 

Ankara'da 208. Başörtüsü Eylemi

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu tarafından düzenlenen başörtüsüne özgürlük eylemi 208. Haftasına girdi.

Basın açıklamasının tam metni:

5 Aralık 2009 günü Londra'dan yola çıkan Filistin'e Özgürlük Konvoyu'nun izlediği yol tarihte haçlı seferlerinin kullandığı bir yoldu. Haçlı seferlerinin amacı Kudüs'ün yakılıp yıkılması ve işgal edilmesi idi. Şimdi ise haçlı seferlerini yapanların torunlarıyla birlikte aynı yoldan fakat bu kez Gazze'ye özgürlük için yürüyor. Bu bir bakıma tarihin aslına rücu edişidir.

Gazze, yaklaşık 400 km2 alanda 1.5 milyondan fazla insanın yaşadığı Gazze dünyanın en yoğun ve uygulanan ambargo ile en sağlıksız bölgelerinden biri. Bunun yanı sıra hemen hemen her gün taciz, bombalama ve tutuklamalara maruz kalan en güvensiz bölgesi.

Bu şartlar altındaki bir topluma insani yardım yapmak yeryüzünün en önemli görevi olsa gerek.

Gerçekten bu kutlu yolculukta insani değerlerin hakim kılınması için ittifak edenlerin bir işbirliği ve dayanışması var.Kafilede17 ülkeden bulunanlar birer örnek unsur. Ama her biri arkasındaki milyonlarca yığınları temsilen oraya gönderildi. Dolayısıyla bu kafilede yer alanları birer fert olarak görmemek gerekir. Siyonist iş birlikçi Mısır rejiminin tamamen insani amaçlı yardım getiren bu kafileye uyguladığı yıldırma, usandırma ve baskı çabaları aynen Ankara ve İstanbul'da 2 saat gibi kısa sürede on binlerce insanın tepkisiyle karşılaşması buna en güzel bir örnektir. Bu bağlamda katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederiz.

Siyonist işgalci devletin son derece telaşlanması ve infak edilen araçları götürecek geminin yola çıkacağı günlerde tatbikat başlatarak konvoya gözdağı verecek tarzdaki davranışları aslında, işgal devletinin son demlerinin bir başlangıcıdır. Ama israilin telaşı hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Artık insanlığın vicdanı harekete geçmiştir.

Bir sözümüzde 'Firavun' Mısır yöneticilerine! Hz. Yakup (a.s), nefsine zulüm eden çocuklarını hatırlatırım sizlere. En kısa sürede Bir YUSUF gelip Mısır'a sultan olacak, Nasıl Mısır firavunları Musa'ya haksızlık yaptı ise bugünde günümüz firavunu hüsnü kendi kardeşlerine, ırkdaşına, dindaşına aynı zulmü yapmakta.

Bu bir başka zulüm haberide sözde çağdaş diye herkese caka satan, mazlum milletlerin kanına giren sömürgeci Fransa'dan geldi. Aldığımız haberlere göre çarşafla gezen Müslüman kadınlara 750 euro para cezası verilmesi yönünde yasa tasarısı hazırlığı içindeymiş. Fransa'nın bu tavrı tarihten gelen sömürgeci zihniyetinin açık bir histerisidir. Umarız bu sadece tasarı olarak kalır, gerçekleşmez. Fransa'yı doğru bulmaya davet ediyoruz. Bu zulüm bir gün onları da bulur; yine biz onları savunmak zorunda kalırız.

Açıklamamızı şu dua ile bitirmek istiyorum. Allah'ım bize zulüm yapma fırsatı verme, zulüm yapanlarla ortak etme, hele hele zulme sessiz kalan topluluk eyleme. Bize akıl ve izan ver.

 

Kütahya'da 13. Başörtüsü Eylemi

Mazlumder Kütahya şubesi tarafından Küçük Hamam parkı önünde Fener Rum Patriği Bartholomeos'un sözlerinin ülkemizde din eğitimi almak isteyenlerin sıkıntılarını hatırlattığı yönünde bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Mazlumder Kütahya adına Aliye Özkul okudu.

Basın açıklamasının tam metni:

Çok hızlı akan ve birbirinden çok farklı gündemlerle iç içeyiz. Hakkı haykırmak için her hafta toplandığımız bu meydanda bazen kendi ülkemizdeki bazen de dünyada ki hak ihlallerine değinmeye devam edeceğiz.

Üzerinde tartışa durduğumuz temel insani problemlerin başında, kısıtlı dünya nimetlerini paylaşmama sorunu vardır. Dünya'nın bize sunduğu imkânlar insanlara yetebilecekken gelir dünya insanları arasında eşit bir biçimde dağıtılamamaktadır. Modern Dünya'nın, adaletsizliği en aza indirebilmek için ürettiği ortak sözleşmeler insanlık suçu ileyenlere yaptırım uygulayamamaktadır.

Paylaşma sorununu devletlerin ortak olarak kabul ettiği evrensel yasaların tek başına çözemediği açıktır. Bu noktada bireylerde sadece kendi menfaatlerini düşündüğü anlayıştan başkalarını ve doğayı da düşünebileceği vicdanı yeniden uyandırmak gelecek için alabileceğimiz önlemlerden birdir. Vicdan anlayışını ise bireylere öğretebilecek en önemli kurumlar din ve aile kurumlarıdır.

21. yy.ın 10 yılını devirdiğimiz şu dönemde din öğrenimine ilişkin yaklaşımlarımızı gözden geçirme zamanımız gelmiştir. Ülkemizde Milli Eğitim hala, 1930lu yıllarda bütün dünyaya o dönemde hâkim olmuş pozitivist bilim anlayışına dayanan bir yapıya sahiptir. Pozitivizm genel olarak, modern bilimi temel alan ve batı inançları, metafizik ve dini, insanlığın ilerlemesini engelleyen unsurlar olarak gören dünya görüşüdür. Bu anlayışın hâkim olduğu dönemlerde tüm dinler, bütün kadim kültürlerin birikimleri, ölçülemeyen her şey karşısında bilim insanlık için yegâne kurtarıcı değer olarak görülmüştür. Ancak yüzyılın yarısına gelindiğinde dünya ne yazık ki, insanlığa dehşet saçan devasa silahlarla tanışmıştır. Ne yazık ki dünyamızı cehenneme çeviren silahlar modern bilimin verileriyle hazırlanmıştır. Öyleyse kuru bilim tek başına insanlığı vicdansızlıktan alıkoyamamaktadır.

Geçtiğimiz ay ABD'de bir televizyon kanalına konuşan Fener Rum Patriği Bartelemeos'un "Türkiye'de kendimi çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum" demesiyle bir tartışma ortaya çıkmıştı. Pek çoğumuz Türkiye'nin prestijini dünya kamuoyu üzerinde olumsuzlaması yönüyle yaklaştık bu sözlere… Hâlbuki Patrik'in bu sıkıntısı, bizlerin yaşadığı başörtüsü, din eğitimi gibi sistemin tutumundan yaşadığımız mağduriyetle aynı kökten geliyor.

Eğitimimizin pozitivist bir temele dayanması, ölçülebilir olan bilginin dışında kalan kadim kültürlere ait birikimlerin öğretilmesini tehlike olarak kabul edilmesine yol açmıştır. Eğitim sistemimiz için rejim tarafından müsaade edilen miktardan daha fazla dini bilgi verilmesi her zaman problem olmuştur. Topraklarımızda var olan kültürlerden, İslam, Hıristiyanlığın ve Musevilik içinde gelişmiş olan farklı ekoller, mezhepler ve tarikatlarla ilgili temel bilgiler pozitivist eğitim sistemimiz içinde 0 – 15 yaş arası çocuklar için ulaşılmaz hale getirilmiştir. Getirilmeye çalışılmıştır.

Eğitim sistemimizde geleneksel kültürlere ait birikimlerle birlikte, Modernizm karşısında eleştirel olarak ortaya çıkmış ekollerde tehlikeli bulunmuştur. Komünizm, nihilizm ve pek çok ekole ait bilgilerde ulaşılmaz hale getirilmeye çalışılmıştır.

Öyle görünmektedir ki eğitim sistemimizi 80 yıldır yönlendirenler, özelliklede darbeci zihniyet, kendilerinin bilmeye gerek duymadıkları tüm bilgileri Muhtemel tehlikelerin kaynağı olarak görmüş, önlem olarak da bu bilgilerin kendilerinin onayladıkları miktarda sınırlı olarak öğretilmesi yönünde düzenlemeler yapmışlardır.

Bu orandaki dini bilgi dindar olmak isteyen veya sadece din hakkında malumat sahibi olmak isteyenler için yetersiz, hiç öğrenmek istemeyenler içinde bir dayatma halini almıştır. Gençler üzerindeki (!) mahalle baskısını engellemek isteyen eğitim sistemimiz, farkında olmadan baskı yapmaktadır.

Bu nedenle eğitim sistemimiz üzerinde köklü yapısal değişimlere gidilmeli, özellikle din eğitimindeki tekeli sona erdirmelidir. Binlerce yıldır bu topraklar üzerinde manevi rehberlik yapmış kadim kültürlerin, cemaatleri üzerinde oynadıkları manevi terbiye mekanizması yasadışı olmaktan çıkarılmalıdır. Milli eğitim sistemimiz tehlikeleri engellemek için bilme yollarını tıkamak yerine, kültürler hakkında uzmanlaşmış bilim insanlarının çoğalması için çaba harcamalıdır.

Birincil eğitim kurumlarında din eğitimi seçmeli olmalı, sınırını konunun uzmanları belirlemelidir. Dini eğitimi daha fazla isteyenler Sivil toplum kuruluşları tarafından oluşturulmuş ikincil eğitim kurumlarında alternatifler sunulmalıdır.

Buradan İnsan hakları Evrensel Beyannamesinde bütün insanlar çocuklarını istedikleri dini terbiye verme hakkına sahiptir maddesinin var olduğu hatırlatmak istiyoruz. Unutmamalıdır ki ait olduğu kültür hakkında yarım yamalak bilgiye sahip olan insanların kof bir holigana dönüşme ihtimali daha yüksektir. Bu nedenle BİLMEKTEN VE BİLGİ VERMEKTEN KORKMAMALIYIZ. Geldiğiniz için teşekkür ederiz.

Haksöz Haber