1. HABERLER

  2. HAKSÖZ-ÇEVİRİ

  3. Avrupa’nın ikiyüzlülüğü: Filistin için boş sözler, İsrail için ölümcül silahlar
Avrupa’nın ikiyüzlülüğü: Filistin için boş sözler, İsrail için ölümcül silahlar

Avrupa’nın ikiyüzlülüğü: Filistin için boş sözler, İsrail için ölümcül silahlar

ABD açıkça İsrail yanlısı iken, AB daha akıllıca bir oyun oynuyor. İsrail'e ölümcül silahlar satarken Filistinlilere boş sözlerini satıyor.

20 Ekim 2020 Salı 15:04A+A-

HAKSÖZ HABER

Çeviren Fatih Demir / HAKSÖZ HABER

Kaynak: Middle East Monitor

 

Ramzy Baroud’un Filistin ve İsrail ile olan ilişkilerinde AB’nin takındığı ikiyüzlü tavrı açıkça ortaya koyan makalesini okuyucularımız için çevirdik.

Teoride, İsrail'in Filistin'i işgali konusu açıldığında Avrupa ve ABD tamamen zıt tarafta duruyor. ABD 53 yıllık İsrail askeri işgalinin yarattığı trajik statükoyu tamamen benimserken, AB uluslararası hukuka saygıyı esas alan müzakere edilmiş bir çözümü savunmaya devam ediyor.

Gerçekte ise Washington ile Brüksel arasındaki düşüncenin pratiğe yansıması aynıdır. ABD ve Avrupa, İsrail’in en büyük ticaret ortakları, silah tedarikçileri ve de siyasi savunucularıdır.

Washington tarafından siyasi ve finansal olarak terk edilen Mahmud Abbas'ın Filistin Yönetimi, tek kurtarıcısı olarak Avrupa Birliği'ne döndü.

Ancak, Filistin’i tanıyan şimdiden 139 ülke bulunsa ve bu durum dünyanın sıkı bir şekilde Filistin yanlısı olmaya devam ettiğinin açık bir göstergesi olsa da, Filistin'i bir Devlet olarak tanımak sahada çok az değişikliğe neden oluyor. Asıl ihtiyaç duyulan şey, İsrail'i şiddet içeren işgalinden sorumlu tutmaya yönelik ortak çabalar ve Filistinlilerin mücadelesini desteklemek için gerçekçi eylemlerde bulunulmasıdır.

AB bu durumda başarısız olduğu gibi İsrail'i finanse etmek, ordusunu silahlandırmak ve muhaliflerini susturmak gibi bir amacı da gerçekleştiriyor.

Geçtiğimiz Haziran ayında, çeşitli siyasi partileri temsil eden 1000'den fazla Avrupalı ​​parlamenter, Trump'ın sözde Yüzyıl’ın Anlaşması hakkındaki "ciddi endişelerinin” yer aldığı, Batı Şeria'nın neredeyse üçte birinin İsrail'in tarafından ilhakına karşı çıkan bir bildiri yayınladı. Bununla birlikte, İsrail'in geleneksel olarak sadık bazı destekçileri de dahil olmak üzere İsrail yanlısı ABD Demokrat Partisi, İsrail'in planını eşit derecede eleştiriyordu çünkü onların akıllarında ilhak, iki devletli bir çözümün imkansız hale getirileceği anlamına geliyordu.

ABD Demokratları, olası bir Joe Biden yönetiminin seçilmesi durumunda Trump'ın eylemlerinden hiçbirini geri çevirmeyeceğini açıkça belirtirken, Avrupa hükümetleri de İsrail'i defalarca ihlal ettiği için cezalandırmak bir yana, caydırmak için tek bir eylemde bulunmayacaklarını açıkladılar ve bunu uluslararası hukukun gözleri önünde yapıyorlar.

Filistinlilerin Avrupa'dan elde ettikleri “Sözlü hizmet”lerle sınırlı. Bir de Mahmut Abbas'ın sadık taraftarları tarafından 'Devlet kurma' ve diğer fanteziler adına büyük ölçüde cebe indirilen para da hizmetten sayılabilir.  Son yıllarda Avrupa tarafından sübvanse edilen hayali Filistin Devleti altyapısının çoğu, İsrail ordusu tarafından çeşitli savaşlar ve baskınlar sırasında havaya uçuruldu, yıkıldı veya inşaatlar durduruldu. Yine de ne AB, İsrail'i cezalandırdı ne de Filistin Yönetimi var olmayan bir devlete finansman sağlamaya devam etmek için daha fazla para istemekten vazgeçti.

AB, İsrail'i süregiden işgal ve insan hakları ihlallerinden sorumlu tutmakta başarısız olmakla kalmadı, aynı zamanda fiilen İsrail'i de finanse etti. Defence News'e göre, İsrail’in tüm askeri ihracat sözleşmelerinin dörtte biri (yalnızca 2019'da toplam 7,2 milyar dolar) Avrupa ülkelerinden tahsis ediliyor.

Avrupa İsrail’in en büyük ticaret ortağı. İsrail’in toplam ihracatının üçte birini ve toplam ithalatının yaklaşık% 40’ını İsrail’le yapmakta. Bu rakamların kullanıldığı alanların başında yasadışı ilan edilen Yahudi yerleşim yerlerindeki yapıları da var.

Bunlara ek olarak AB, İsrail'i kültürel yarışmalar ile spor müsabakaları, müzik etkinlikleri ve sayısız başka yollarla Avrupa yaşam tarzına dahil etmeye çalışıyor. AB, siyasi tavizler vermek ve uluslararası hukuka saygıyı sağlamak için kullanılabilecek güçlü araçlara sahipken, çok az şey yapmayı kasıtlı olarak tercih ediyor.

Filistin yönetimine yapılan AB yardımlarına karşı İsrail tarafından yapılan son ültimatomla karşılaştırdığınızda ilişkinin etkisi daha belirgin olmakta. Geçtiğimiz mayıs ayında Abbas, İsrail ve ABD ile yapılan tüm anlaşmaları geçersiz sayarak olağanüstü bir adım atmıştı. Tel Aviv ve Washington tarafından defalarca ihlal edilen Oslo Anlaşmalarının yarattığı boğucu statükodan Filistin Yönetimi'nin artık sorumlu olmayacağı anlamına geliyordu bu durum. İsrail ile bağların koparılması Filistin Yönetimi'nin İsrail'in, Filistin Yönetimi adına topladığı yaklaşık 150 milyon dolarlık vergi gelirini kabul etmeyi reddetmesi anlamına da geldiğinin de bir işaretiydi. Filistin yönetiminin almış olduğu gecikmiş bir karar olsa da önemliydi.

AB ise bu karara karşı olarak Mahmut Abbas'ın hareketini desteklemek yerine, Abbas'ın İsrail ile bağlarını yeniden kurup vergi parasını kabul edene kadar Filistinlilere ek yardım sağlamayı reddetti. Axios haber portalına göre, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve hatta Norveç bu tepkinin öncülüğünü yapıyor.

Özellikle Almanya, İsrail'e verdiği destek konusunda muhalif tutumdakilere acımasız davrandı. Yine Almanya, İsrail’in Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları soruşturmasına dahil edilmesinin önüne geçmek için çabaladı. İsrail'in boykot edilmesini savunan aktivistleri yargıladı. Son zamanlarda, İsrail donanmasının Arap düşmanlarına karşı olası bir savaşta üstünlüğünü sağlamak için füze botlarının ve diğer askeri donanımların sevkiyatını da doğruladı. Almanya bu tavırlarında tabi ki yalnız değil. İsrail ve çoğu Avrupa ülkesi, doğal gaz anlaşmaları da dahil olmak üzere benzeri görülmemiş askeri işbirliği ve ticaret bağlarıyla safları sıkılaştırıyor.

İsrail silahlandırılırken, finanse edilirken ve daha fazla iş yapılırken, ulaşılamaz iki devletli çözüme atıfta bulunmaya devam etmek, ikiyüzlülüğün tam olarak tanımıdır. Gerçek şu ki, İsrail'in Filistin işgalini cesaretlendirmek ve sürdürmek konusunda Avrupa, ABD kadar sorumlu tutulmalıdır.

 

*Ramzy Baroud, Filistin Günlükleri gazetesinin yazarı ve editörüdür. Filistin mücadelesi üzerine "Son Dünya: Bir Filistin Hikayesi" (Pluto Press, Londra) dahil olmak üzere bir dizi kitap yazan Baroud'un doktora derecesi bulunmakta. Filistin Araştırmaları alanında Exeter Üniversitesi ile Orfalea Küresel ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi, Kaliforniya Santa Barbara Üniversitesi'nde Yerleşik Olmayan Bilimci unvanına sahiptir.

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT