1. HABERLER

  2. HABER

  3. 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ

  4. Zaman Gazetesinin Eski Yönetici ve Yazarlarının Yargılandığı Dava Başladı!  
Zaman Gazetesinin Eski Yönetici ve Yazarlarının Yargılandığı Dava Başladı!  

Zaman Gazetesinin Eski Yönetici ve Yazarlarının Yargılandığı Dava Başladı!  

FETÖ/PDY'nin yayın organı olduğu gerekçesiyle önce kayyuma devredilen sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarına yönelik 22'si tutuklu 31 sanığın yargılanmasına Silivri’de başlandı.

A+A-

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısında yapılan binadaki salonda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmaya, bu davanın 21 tutuklu sanığı ile birleşen dosyanın sanığı Zaman gazetesi eski yöneticisi Adil Gülçek olmak üzere 22 tutuklu sanık ve 5 tutuksuz sanık katıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından İsmet Bozkurt tarafından hazırlanan iddianamede, Mümtazer Türköne, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Ahmet Metin Sekizkardeş, Ahmet Turan Alkan, Alaattin Güner, Cuma Kaya, Faruk Akkan, Hakan Taşdelen, Hüseyin Belli, Hüseyin Turan, İbrahim Karayeğen, İsmail Küçük, Mehmet Özdemir, Murat Avcıoğlu, Mustafa Ünal, Onur Kutlu, Sedat Yetişkin, Şeref Yılmaz, Yüksel Durgut ve Zafer Özsoy tutuklu sanık, Ahmet İrem, Ali Hüseyinçelebi, Süleyman Sargın, Osman Nuri Arslan, Osman Nuri Öztürk, Lalezer Sarıibrahimoğlu, Nuriye Ural ve Orhan Kemal Cengiz ise tutuksuz sanık olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklar hakkında "anayasal düzeni, TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan da ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

İddianamede, 2013 yılı Nisan ortalarından itibaren FETÖ/PDY'nin medyada görevli üyelerinin bilinçli ve sistemli şekilde 17-25 Aralık 2013'te "yolsuzluk" adı altında gündeme getirilecek iddiaları çeşitli medya organlarında işledikleri ve Zaman gazetesinde köşe ve haber yazarlarının da 17-25 Aralık sürecinde olaya müdahil olarak algı mühendisliğine katkıda bulunduğu iddia ediliyor.

Ali Bulaç: Suçlamaların hiçbir hukuki temeli yok! 

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Ali Bulaç, iddianamede kendisi için 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini belirterek, bir yazar için istenen ceza ile 15 Temmuz'u planlayan ve o gece 250 insanı şehit edenler için aynı cezanın istenmesinin düşündürücü olduğunu söyledi.

Bulaç, cebir, şiddet, kin, nefret, ve tehdit kullanmadan terör örgütü üyeliği olunmayacağının hukukun evrensel kuralı olduğunu belirterek, "Soruyorum ben hangi silahlı, bombalı eyleme katıldım, nereye molotofkokteyli attım, hangi silahlı çatışmaya girdim. Kimi tehdit ettim?" diye sordu.

Hayatı boyunca askeri vesayete ve darbelere karşı durduğunu, çok önceden bu yapının bazı zaaflarını teşhis edebildiğini dile getiren Bulaç, "Ama her ne olursa olsun bir darbeye kalkışabilecekleri aklımdan geçmedi. Kimseden darbe teşebbüsünde bulunacaklarına dair duyum almadım. İma yollu dahi kimse böyle bir şeyi telaffuz etmedi." dedi.

Hiçbir yazısında hüküm cümlesi kurarak 17-25 Aralık operasyonlarının bir "rüşvet ve yolsuzluk" olduğunu yazmadığını öne süren Bulaç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve AK Parti’yi hedef alan, onu yolsuzluk yapmakla itham eden tek bir yazısının da bulunmadığını savundu.

Bulaç, 2007 yılındaki e-muhtıra sırasında ve 2008'de parti kapatılmak istenirken AK Parti’nin yanında durduğunu, Gezi Parkı eylemlerini eleştirdiğini belirterek, kendince doğru bulduğu şeyleri desteklediğini bazı yazılarında da eleştirilerini dile getirdiğini anlattı.

Zaman gazetesi ve buna bağlı grupla temel ayrılıklarının "İslamcılık" ve "Milli görüş siyaset çizgisi"yle ilgili olduğunu dile getiren Bulaç, "Gülen grubu hiçbir zaman İslamcılığı kabul etmedi. Özenle ve ısrarla kendilerini İslamcılıktan ayırdılar hatta karşı çıktılar. Ben ise Türkiye'de ve dünyada İslamcı olarak bilinirim. Gazete köşelerinde Zaman'da ve başka yayın organlarında açılan İslamcılık tartışmalarında ben Türkiye ve İslam dünyası için özgürlükçü demokratik meşruiyetçi İslamcılığı savundum." diye konuştu.

Medya sektöründeki FETÖ içinde önemli sayılacak birçok kişinin aylar öncesinden pılını pırtını toplayıp yurt dışına çıktığını anlatan Bulaç, geriye amele hükmünde kullanılan, her şeyden habersiz kimselerin kaldığını öne sürdü. Ali Bulaç FETÖ üyesi olmadığını belirterek tahliyesini talep etti.

(Haber metninin sonunda Ali Bulaç’ın mahkemede yaptığı savunmanın tam metnini okuyabilirsiniz.)

Şahin Alpay: "Zaman'da yazdığım için pişmanlık duyuyorum"

Tutuklu sanık Şahin Alpay da öz geçmişini anlatarak başladığı savunmasında, Gülen hareketi ile ilgili bilgilerinin, medya kuruluşları ve yurt içi ile yurt dışında okullara yaptığı ziyaretlerin yanı sıra bir kısmına katıldığı Abant Platformu toplantılarından kaynaklandığını söyledi.

Söz konusu hareketle ilgili hayal kırıklığının 15 Temmuz darbe girişimiyle patlak verdiğini anlatan Alpay, Gülen hareketinin bir suç örgütü olduğuna dair önceden bir yargı kararı olması halinde bir gün bile Zaman gazetesinde yazmayı sürdürmeyeceğini iddia ederek, "Gülen hareketi mensuplarının bir askeri darbe girişiminde şu veya bu ölçüde rol alabilecekleri aklımın ucundan geçseydi asla Zaman gazetesinde yazmazdım. 15 Temmuz darbe girişimini lanetliyorum. Bu nedenle Zaman'da yazdığım için pişmanlık duyuyorum. Bu hareketin karanlık yüzünü göremediğim için fena halde yanıldım." ifadelerini kullandı.

İddia edilen suçların hiçbiriyle ilgisinin olmadığını öne süren Alpay, gerek yaşam tarzı gerekse dini inançları gereği herhangi bir dini cemaat ya da gruba üye olmasının söz konusu olmadığını savundu.

Alpay, yargılama sonucunda aklanacağına inandığını dile getirerek, tahliyesini talep etti.

Zaman’ın Ankara temsilciliği görevinde bulunan Mustafa Ünal da iddianamede darbeye ortam hazırlamakla suçlandığını, buna delil olarak Savcının 9 yazısına atıf yaptığını, bu yazıların hepsinin iktidra yönelik uyarı ya da eleştiri içerikli yazılar olduğunu, tek bir tanesinde dahi tehdit, hakaret ya da iftira mahiyeti taşıyan bir cümlenin bulunmadığını belirtti.

Gazetenin yazarlarından Mümtazer Türköne ise askeri darbelere Türkiye’de sistematik biçimde karşı çıkan yazarların, akademisyenlerin başında geldiğini, gerek 1992’de Muhsin Yazıcıoğlu’na sunduğu darbelere karşı sivil itaatsizlik programının, gerekse 28 Şubat sürecinde danışmanlık yaptığı Tansu Çiller’e yönelik tavsiyelerinin darbeciliğe karşı tutumunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Böyle bir arkaplandan gelen birisinin darbecilikle suçlanmasının apaçık bir çelişki manasına geldiğini vurguladı.

2 gün sürmesi planlanan duruşmanın ilk gününde gazete çalışan ve yöneticilerinden bazı isimler de savunma yaptılar. Duruşma Salı günü kalan sanıkların ifadelerinin alınması ve avukatların savunmalarıyla devam edecek.

Ali Bulaç'ın Savunmasının Tam Metni >>>
 

HABERE YORUM KAT

18 Yorum