Suriye'deki Görüntüler İnternete Nasıl Düşüyor?

08.03.2012 00:17
Suriyedeki Görüntüler İnternete Nasıl Düşüyor?
Türkiyeli gazetecilerden istekleri resmi beyanatların ve klişelerin dışında Suriye’deki muhaliflerin sesine yer vermeleri.

Melih Altınok, 7 Mart tarihli Taraf gazetesinde Suriyeli amatör gazetecilerin, Suriye’de yaşananları dünya kamuoyuna taşımada kullandıkları yöntemleri haberleştirmiş. Hatay’da kendileriyle görüşen Altınok’a, Suriyeli amatör gazeteciler yaşadıkları zorlukları ve verdikleri mücadeleyi anlattılar.

İşte Suriyeli amatör gazetecilerin Baas rejimin katliamını duyurmak için ellerindeki kıt imkânlarla verdikleri mücadele:

Melih Altınok'un haberi:

Esad En Çok IPhone’dan Korkuyor

Silahları iPhone ve telefon olan Suriyeli amatör gazeteciler, katliamın görüntülerini mobil telefonlarla kaydedip dünya basınına geçiyor: Yayınlandığında saldırılar anında kesiliyor.

Suriye’deki savaşın orta yerinde bir izansızlık var. Bir kefesinde, bilmem kaç watt gücünde vericileri, milyonlarca dolarlık kaynağı, polisi ve askeriyle “sözde katliamların yalan olduğunu açıklayan resmî yetkililer” şeklinde enformasyon metinlerini yayan bir devlet var. Gazeteciler yazdıkları yazılar, yayınladıkları görüntüler yüzünden öldürülmüyor. Diğer kefede ise görüntü kaydettikleri cep telefonları “imha edilen”, facebook ve twitter hesapları hacklenen, home officeleri yerle bir edilen muhalif gazeteciler. İşte bu gazetecilerden üçüyle Hatay’da kiraladıkları bir apartman dairesinde görüştük.

Gazeteci militanlar Hatay’da

Suriye’deki iç savaş yeni bir sektör yaratmış; gazeteciler ve insan hakları aktivistleriyle Suriyeli haber kaynaklarının irtibatını sağlayan fixerlar. Onlardan birinin aracılığıyla Hatay’ın kenar mahallerinden birine doğru, Hama Komitesi (Hama of Committe) üyesi gazetecilerle görüşmek üzere yola çıkıyoruz. Fixerımız son derece dikkatli. Zaman zaman, içinde bulunduğumuz taksiyi durduruyor. Çevreyi kontrol ettikten sonra yola devam ediyor. Nihayet bir apartmanın önünde duruyoruz. En üst kata çıkıp bir dairenin kapısını beş dakika çalıyoruz. Ama açan olmuyor. Başka dairelerin kapıları açılıyor, fixer onlarla Arapça bir şeyler konuşuyor, telefonlar ediliyor ve önünde beklediğimiz kapı sonunda usulca açılıyor. Kimin açtığını göremediğimiz ancak arkasından gözlendiğimiz kapıdan geçip bolca akıllı telefonun, boş kahve fincanlarının ve dolu küllüklerin olduğu bir salona alınıyoruz. İçeriye doktor olduğunu öğrendiğimiz genç bir kadın ve iki adam giriyor. Ellerindeki iphone’ları masanın üzerine bırakıp sohbete başlıyoruz.

Gazetecinin silahı iPhone

Odadakilerin hiçbiri profesyonel gazeteci değil. Doktor olan kadının dışındaki adamlar da savaş öncesi Hama’da ticaretle uğraşıyorlarmış. Ancak çatışmalar başlayınca onların payına da gazetecilik yapmak düşmüş. Ebu A. bu işin hayati önemini şu sözlerle anlatıyor: “Tanklar ve uçaklar Hama’yı vurduklarında, ya da Suriye ordusu askerleri sokakta insan avına çıktığında mobil telefonlarla kaydettiğimiz görüntüleri anında dünya basınına geçmeye çalışıyoruz. Al Jazeera ve El Arabia gibi büyük televizyonlarda izlediğiniz görüntüler. Bunlar dünya televizyonlarında yayınlandığı anda saldırılar kesiliyor ya da hafifliyor. Çünkü Esad en çok basından korkuyor.” Hama’da elektrikler yok. Araba aküleriyle bu sorunu kısmen çözmüşler. Ancak yine de Suriye Networkunun internet bağlantısını kullanamıyorlarmış. Çünkü yerleri tesbit ediliyormuş. Basılan evlerdeki Suriyelilerin başına nelerin geldiği ise malum. Bu yüzden akıllı telefonlar ve özellikle iphone’lar Suriyeli muhalifler için ilk yardım çantası vazifesi görüyor.

Ekipman için katırla yolculuk

Odadaki gazetecilerden bir diğeri olan Mustafa, gazetecilerin ve gözlemcilerin alınmadığı adeta kapalı bir kutu durumundaki Hama’yı dört bölgeye ayırıp enformasyon geçme işini yürüttüklerini anlatıyor. Buradan geçtikleri görüntüler, İstanbul’da bazı evlerde üs kuran Suriyeli gazetecilere de aktarılıyormuş. Onlar da yabancı ajanslarla bu enformasyonu paylaşıyorlarmış. Mustafa, Suriye Networkunu kullanmadan doğrudan uydu üzerinden internete ulaşmalarını sağlayan bir araçtan bahsediyor. Bu cihazın başka bir modelinden ellerinde sadece bir tane olduğunu ancak onun da Suriye ordusu tarafından ele geçirildiğini ve cihazı kullanan operatörün akıbetinden habersiz olduklarını söylüyor. Hatay’a da bu cihazdan edinmek için gelmişler. Ayrıca paraları yettiğince mobil telefonda alıp geri döneceklermiş. Hama’dan Idlip’e kadar kendilerini Özgür Suriye Ordusu getirmiş. Oradan da katırlarla Türkiye’ye geçmişler. Hikayenin burasında yanlarındaki Doktor Nur’a bakıp gülüyorlar. Zira Nur hayatında ilk kez katıra binmiş ve mayınlı olmadığı için taşlı yollardan yürütülen ancak ısrarla kum yola kayan katırlardan epeyce çekmiş. Doktor Nur’un Türkiye gelişinin ikinci nedeni ise medikal ekipman bulmak. Çünkü Hama’daki tüm hastaneler de Suriye Ordusu tarafından bombalanmış. Kentteki bazı evleri mobil hastaneye çevirdiklerini anlatan doktor, imkanlarının sınırlı olduğunu, tıbbi malzemelerinin ise nerdeyse kalmadığını anlatıyor.

Bizim de sesimizi duyurun yeter

Hama Komitesi üyesi gazeteciler, yüzleri görünmeyecek şekilde bir fotoğraf çekme teklifimizi bile reddediyorlar. Muhaberat’ın bu haberleri çok dikkatli takip ettiğini anlatıyorlar. Bulundukları binanın fotoğrafını bile kullanmamamızı istiyorlar. Türkiyeli gazetecilerden tek istediklerinin ise resmi beyanatların ve klişelerin dışında Suriye’deki muhaliflerin sesine daha çok yer vermeleri. Hama Komitesi üyeleri gizli kamera, mobil telefon, medikal malzeme ve sözünü ettikleri mobil uydu internet cihazını tedarik eder etmez Hama’ya döneceklerini söylediler. Ancak şu ana kadar pek de mesafe kaydetmemişler. Zira hem yeterli paraları yok, hem de muhaberat korkusundan kenette rahat hareket edemiyorlarmış.

Uluslararası dayanışma zamanı

Avrupalı sivil gazetecilik kuruluşlarının Suriyeli gazetecilere destekleri sürüyor. Taraf ’ın konuyla ilgili dünkü haberinin ardından aralarında Birleşmiş Milletler’in de (BM) olduğu uluslararası kuruluşlardan bize ulaşan pek çok isim de ne yapabileceklerine dair sorular sordular ve tanıklığımızı dinlemek istediklerini söylediler. Umarız devamı gelir.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ahmed
10 Mart 2012 Cumartesi 16:09
hakikat savaşı
aynen öyle...bir de bunları sizin gibi kamuoyuna hakkaniyet esasında yansıtmak önemli.her ne kadar esedçi camia size saldırıp engellemek istese de görülüyor işte devrim ve devrimci imani ruh durdurulamaaz
ali turabi
08 Mart 2012 Perşembe 18:29
görüntüler
kardeş,dogru diyorsun,ah vah etmeknen olmaz,peki neyi bekliyorsunuz ??
ömer bitlis
08 Mart 2012 Perşembe 08:38
Ne işe yarıyor görüntüler...
İnternete nasıl düştüğünden çok, düşen görüntülerin ne işe yaradığı önemli.

Düşen görüntüler karşısında ah vah edip bir şey yapmıyorsak, alışkanlık haline geliyorsa ölü çocuk kayıtları bizde günaha batıyoruz demektir.
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 524 10 28 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim