Suriye'de Artık Ölüm Öldü

11.11.2011 01:57
Suriyede Artık Ölüm Öldü
Rejim geçen süre zarfında üzerindeki iç, bölgesel ve uluslararası baskılardan kurtulmak için Suriye'yi iç savaşa sürüklemek amacıyla öldürdü, işkence etti ve tutukladı.

Suriye'de ölüm öldü

CEMİL EZZİYABİ

Suriye rejiminin, söylemlerini ve siyasi uygulamalarını onaylamak mümkün değil. Şam'daki rejim, sekiz ay önce Suriye devriminin patlak vermesinden bu yana göstericilerin, İsrail işgaline ve bölgedeki Amerikan politikalarına 'direnen' rejiminin tutumlarına kin duyan ülkelerin harekete geçirdiği silahlı çeteler ve aşırı selefiler olduğunu ve ülkeyi onlardan temizleyeceğini dile getiriyordu.

Rejim yalan söylediğini ve gösterilerin boyutunun trajedilere, öldürme, bombardıman, işkence ve tehditlere rağmen azalmadığını biliyor. Haklarını elde etmek ve taleplerini ulaştırmak isteyenler harekete geçti, Suriye'nin şehir, kasaba ve beldelerindeki sokak hareketleri büyüdü. Bu hareketler cinayetlerin halkı korkutmadığı yönünde rejimi şaşırttı. Şabiha denen güvenlik biriminin eli kana bulandı ve rejimin eklemleri ve dilleri kesmeyi sürdürmesi sonrası halk ayaklandı. Sloganlar sertleşti, en uç noktaya varacak kadar çağrılar ve talepler arttı.

Beşşar Esed, 'uluslararası toplum ve örgütler, öldürme ve temizleme misyonunu tamamlamasını engellerse' bölgeyi depremle yakmakla tehdit etmeye çalıştı ancak halkın 'destansı' direnişi sonrası göstericilerin vatansever devrimci Suriyeliler olduğunu ve Suriye tarafında görüşünü ve ulusal tutumunu sunma hakkı bulunan Suriye denkleminin tarafı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Rejim onay verdiği Arap Birliği planı şartları kapsamında muhalefetle istemeyerek de olsa bir diyalog başlatmış oldu. Hiç kuşkusuz Kaddafi'nin trajik sonu Suriye rejimini Arap girişimini kabul etmeye mecbur bıraktı. Özellikle de Yemenli meslektaşı bütün oyalamalarına rağmen aynı zaman zarfında Körfez girişimini kabul etmişti. Zaman kazanmakta başarılı oldu ve halen de Yemen krizinin çözümü diyerek bu girişime tutunduğunu iddia ederek ağırdan almaya ve diyaloğa olumlu bakmak suretiyle zaman kazanmaya çalışıyor. Ancak her ikisi de Kaddafi ve Saddam Hüseyin'in sonundan korkuyor. Önlerinde Bin Ali gibi kaçmak veya Mübarek'in yaptığı gibi görevi bırakmak dışında bir seçenek yok.

Şam'ın onay verdiği Arap planı maddeleri, diyaloğun yanı sıra şiddet ve öldürmelerin durdurulması, tutukluların serbest bırakılmasını, ordunun kışlasına çekilmesini ve şehirlerin silahlı görüntülerden arındırılmasını içerdi. Ordunun çekilmesi demek Suriye kentlerindeki milyonlarca göstericinin sokağa dökülmesi anlamına gelecekti. Bayram günleri de muhalif tutumun ve hak talebinin kararlılığını ifade etmek amaçlı bir muhalefet hareketine sahne olacaktı. Bu durum da rejim ve erkânını paniklendirecekti. Ordunun sokaklardan çekilmemesiyle birlikte Arap Birliği'nin yapması gereken kınamak ve genel sekreteri Nebil el Arabi'nin yaptığı gibi durumu 'felaket' diye tanımlamak değil, rejimin zaman kazanma ve göstericileri ezmek için müzakere halkaları açmasından uzak durarak sivilleri korumak için ciddi araçlar bulmak. Özellikle de Arap Birliği Suriye heyetiyle toplantısı akabinde Kahire'de yapılan basın toplantısında 'Suriye şartları yerine getirmezse Arap Birliği yeniden toplanacak ve uygun kararlar alacaktır.' şeklinde konuşmuşken...

Rejimin orduyu sokaklarda konuşlandırmaması ve Şabiha'yı şehirlere dağıtmaması yönündeki şartlarını yerine getirmesi, kendisini şu iki durum karşısına koyacaktı. Ya halkın taleplerine onay verecek ya da şehirlerin devrimcilerin eline geçtiğini görecek ve tıpkı, Libya, Mısır ve Tunus'ta yaşandığı gibi rejimin kalıntılarının kovulması görevi başlayacaktı. Fakat oyalamayı sürdüren Suriye rejiminin, Arap planı maddeleri üzerinde birçok senaryo sergileme imkânı var. Rejim göstericilere şiddet uygulaması için orduyu sivil kıyafetleri ile halkın arasına yerleştirebilir, sonra da destekçileri ile göstericiler arasında bir çatışmanın yaşandığını ve sokaktaki şiddet karşısında eli kolu bağlı kalamayacağını iddia edebilir, güvenlik güçleri kıyafetli ordu ve Şabiha'yı bölgeye sürmeye başlayabilir. Ayrıca rejim muhalefetin belirlenmesi ve tanımlanması iddiasıyla diyaloğu da ağırdan alabilir. Özellikle de diyalog maddesi diyaloğun yerini ve zamanını belirlememişken.

Rejim geçen süre zarfında üzerindeki iç, bölgesel ve uluslararası baskılardan kurtulmak için Suriye'yi iç savaşa sürüklemek amacıyla öldürdü, işkence etti ve tutukladı. Esed sonunda durumun ciddiyetini anladı, Bin Ali, Mübarek ve Kaddafi'nin akıbetine uğramamak için Arap planını kabul ederek herkesi şaşırttı.

Arap Baharı devrimleri hükümetlerin hatalarının affedilemez olduğunu, yöneticilerin 'bedava' halk derslerinden almadıklarını, bazılarının reform söyleminin 'uyuşturmaktan' ibaret olduğunu ancak haklarını ve özgürlüklerini isteyen halkların azmini kırmadığını gösterdi. Arap Baharı'ndaki özgür halklar ayaklanmalarıyla ölmediklerini ve ölüm kurşunundan korkmadıklarını teyit ettiler.

Londra'da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, 7 Kasım 2011  

Çeviri: ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim