1. HABERLER

  2. KİTAP KRİTİK

  3. Sabahleyin Bir Tantana -Kitap-
Sabahleyin Bir Tantana -Kitap-

Sabahleyin Bir Tantana -Kitap-

Yılmaz; Edebiyat Ortamı, Dergâh, Hece Öykü, Yedi İklim, Bir Nokta, Eşik Cini ve Yolcu gibi dergilerde rastladığımız bir isim.

A+A-

Mukadder Değirmenci / Haksöz Haber

Artık klişeleşen bir ifadeyle “modern zamanlar” edebiyata, sanata, kitap ve dergilere yönelik ilgiyi sürekli budayıp köreltse de zaman zaman nitelikli şiir, eleştiri ve öykü kitaplarıyla da karşılaşıyoruz.

Yayınevlerinin bir bir kapandığı, edebiyattan uzaklaştığı yahut popüler kitaplara yöneldiği bir dönemde, arayış içindeki şaşkın okuyucunun da neredeyse tamamen kılavuzsuz kaldığı ve mevcut ilgi ve duyarlıklarını da zamanla yitirdiği söylenebilir. Böyle bir ortamda, şiir ile roman arasında sıkışıp kalan öykü türünün kendine özgü zorluklarının olduğunu da görüyoruz. Romancısı fazla nitelikli romanı kıt, şairi çok fakat şiir kitabı az olan bir ülkede öykünün, öykücülerin durumu daha kötü ve düşündürücü kuşkusuz.

1980 doğumlu Yılmaz Yılmaz; Edebiyat Ortamı, Dergâh, Hece Öykü, Yedi İklim, Bir Nokta, Eşik Cini ve Yolcu gibi dergilerde ürünlerine rastladığımız bir isim. İki yıl önce Sâlik Yola Düşünce adlı kitabı yayımlanmıştı.

Sabahleyin Bir Tantana, 110 sayfalık bir kitap. İçinde 9 öykü yer alıyor.

sabahlayin_bir_tantana.jpgYaşı artık 30’u geçmiş olsa da genç kuşağın önemli, dikkat çekici öykücülerinden biri olarak gösteriliyor yazar. Rahat, sıcak, içten bir anlatımı var. Merkezinde bir olayın yer aldığı öyküler kaleme alıyor daha çok. Kimilerinin, “olay öyküsü” yazmanın günümüz gerçekliğiyle örtüşmediğini söylediği, bu tür öyküler yazanların küçümsendiği bir dönemde fiil cümleleriyle, kısa betimlemelerle, insanlık durumlarının günümüzdeki izdüşümleriyle örülmüş olaylara eğiliyor daha çok. Kimi öykülerinde farklı anlatım tekniklerine yer vermek istediği, biçimsel yenilikler yapmak istediği de belli.  Hem kurgu hem de anlatımda yenilik arayışları da göze çarpmıyor değil. Kimi zaman anekdotlar, iç sesler, farklı geçişleri gösteren pasajlar eklediği görülüyor metinlerine. Fakat yazarı bir “yenilik sevdalısı” olarak nitelemek hem hata hem de haksızlık olur. Gücünü, çekiciliğini, etkisini içeriğinden, konusundan, anlattığı insanlık hâllerinden alan bir öykücü o.

Kitabın adı –kitapta aynı adı taşıyan bir öykü de var- yazarın duruşunu, edebî kimliğini ve perspektifini gölgede bırakıyor kanımca. İyi bir öykücü olduğu kadar, belli bir hayat algısı, inancı, kimliği olan bir yazar Yılmaz Yılmaz. Zaman zaman sinematografik ögeler de içeren öykülerinde; modern zamanlarda yaşayan insanların sıkıntıları, koşuşturmaları, çırpınışları, sevinçleri ve hüzünleri, huzur ve esenlik arayışları, teslimiyetleri, çocuksu düşleri ve düşünceleri dolaşıma giriyor.

Kitaptaki ilk öykü olan Tükürük Meselesi; Müslüman mahallenin geçmişi, şimdiki hâlleri, savruluş ve direnişi üzerinden gelişiyor. Kahramanları oldukça tanıdık. İki idealist yazar arkadaşın “para” karşısındaki farklı tavır alışları var öykünün odağında. Konusu da anlatımı da bitişi de etkili, etkileyici. Salt bu öykü bile yetiyor kitabı ayakta tutmaya, ilginç kılmaya, yaşatmaya.

Gardiyan’ın Oğlu, geç kalınmış bir nefis muhasebesi adeta. Evde Yok Çocuklar, modern zamanların  ‘proje çocuk’ anlayışına itiraz eden sıcak ve güzel bir öykü.. Kahramanların da isimleri yok, numaralandırılmış hepsi. Gülcan Tezcan’ın, Star gazetesinin 19 Nisan tarihli nüshasında kendisiyle yaptığı bir söyleşide, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor yazar: “Saksı bitkisi gibi yetişen, oyun çağını kurslarda tüketen, kediden korkan, steril ortamlarda yetiştiği için narinleşen, yel değince yataklara düşen çocuklar yetişiyor. Ebeveynler de çocuklarının ilgi ve istidatlarından çok kendi ‘yetişkin’ kafalarındaki hayallere göre dizayn ediyor çocukları. Aynı tornadan çıkmış bir dolu ebeveyn, tektip. Tüm bunlara şahit olmak rahatsız ediyor beni. Okuru da rahatsız etsin, konforunu bozsun istedim. Şu günlerde eğitim sistemi ile ilgili tartışmalar da yapılıyor. Onlara çocuk olduklarını unutturmayacak, çocukluklarını yaşamaya imkân verecek bir sistemden yanayım ben.”

Kanımca yazarın ilk kitabını fazlasıyla aşan, gelecek için de büyük umutlar beslememizi sağlayan bir kitap Sabahleyin Bir Tantana. Kurgusu ve anlatımı yönünden oldukça başarılı metinler içeriyor. Öykü ve sayfa sayısı fazla olmadığı için de rahatça, heyecanla okunabiliyor. Yazarın yeni öykülerini şimdiden büyük bir heyecanla bekliyoruz.

Yılmaz Yılmaz, Sabahleyin Bir Tantana, Okur Kitaplığı, İstanbul 2012, 110 s.

HABERE YORUM KAT