1. HABERLER

  2. KURAN ÇALIŞMALARI

  3. Oruç Tutmak Kendimizi Tutmaktır
Oruç Tutmak Kendimizi Tutmaktır

Oruç Tutmak Kendimizi Tutmaktır

Oruç tutmaktan alacağımız bir hisse de, kendimizi her daim helal sınırında tutmak teyakkuzu olmalıdır.

A+A-

Mustafa SİEL

Oruç Tutmak Kendimizi Tutmaktır

Genelde Türkçedeki İslami ibadetlerle ilgili terimler farsçadır. Arapça salat farsça namaz olarak, Arapça vudu farsça abdest olarak, Arapça savm –sıyamda farsça oruç olarak geçmiş Türkçeye. Tabi geçerkende, ikame edilmesi gereken salat namaz kılma, vudu abdest alma, savm-sıyamda oruç tutma olarak, Türkçe fiillerle birleştirilerek kullanılmış. Bu birleşik ifadelerin Kur’an’da bu ibadetlerle ilgili meramı anlatmaya yetmemesi nedeniyle, ciddi bir anlam kayması yaşanıyor. Nitekim, namaz kılmak terimi, salatı ikamenin geniş anlamını ifade edemiyor.

Oruç terimi, farsça ruze (günlük) kelimesinden türetilip oruze olarak kullanılmaya başlanmış ve zamanla oruç şeklinde telafuz edilmiştir. Kur’an’da kullanılan Arapça aslı savm kökünden gelen sıyam olup, bu kelimeyi bir takım meşru manevi beklentilere istinaden kendisini aslen meşru ve helal şeylerden alıkoymak olarak tanımlamak mümkündür. Kur’an’da, risaletin 15. yılı civarında, hicretten 2 sene sonra Medine’de inen 2.Bakara Suresi 183’den 187’ye kadar olan ayetlerde ayrıntılı olarak açıklanarak farz kılınmıştır (ketebe).

Kur’anda bildiğimiz manada orucun dışında, 19.Meryem Suresi 26. ayette, Meryem (ra)’nın susma orucu adadığından bahsedilmektedir. Aynı surenin 10 ve 11. ayetlerden, Zekeriyya (as)’ında üç gün insanlarla konuşmamak suretiyle susma orucu tuttuğu şeklinde yorumlanabilir. Bu ayetlere göre, o günkü Yahudiler arasında normal orucun yanında, insanlarla konuşmamak şeklinde, tefekkür amaçlı kişisel bir oruç şeklinin olduğunu söylemek mümkündür sanıyorum.

Gerek bildiğimiz manada oruç, gerekse susma orucunda temel ilkeler, kişinin manevi beklentilerle, aslen meşru olan şeylerden kendisini belirli bir zaman mahrum etmesidir. Kanaatimde orucun anlaşılmasında bu temel ilkeler önemlidir.

Bu ilkeleri dikkate alarak orucun, manevi beklentileri olan ve meşru olmayan şeylerden kendini uzak tutan mü’minlerin ibadetidir dersek hata etmeyiz diye düşünüyorum. Yani oruç tutabilmek için, öncelikle oruç tutacak bir seviyeye gelmek gerekir aslında. Yüce Allah’tan manevi beklentileri olmayan birisi oruç tutmanın hikmetini ıskaladığı gibi, kendisini meşru olmayan şeylerden uzak tutmayan birisinin de, aslen meşru olan şeylerden uzak durmak suretiyle oruç tutması da,  kendi kendisiyle çelişmek olacaktır.

Mesela, kadın yada erkeğin, normalde helal olan eşinden cinsel yönden faydalanması, oruç esnasında haramdır. Bu durumda, oruç tutan kişinin, öncelikle sadece eşinden cinsel yönden faydalanan; değil fiili zina, bakmak yada düşünmek şeklinde de olsa eşinden başkasından faydalanmayan birisi olması beklenir. Her hangi bir seviyede eşinden başkasından cinsel yönden faydalanan bir kişinin, oruç esnasında eşinden cinsel yönden faydalanmaması ne kadar ciddi bir kulluk ifadesi olabilir ki?

Yine, oruç esnasında aslen meşru olan helal şeyleri yemek ve içmekten kesilmek esastır. Lakin, içki gibi haram olan şeyleri kullanan yada insanların mallarını haram yollarla yiyen bir kişinin, oruç esnasında helal olan şeylerden uzak durması ne kadar ciddiye alınabilir?

Daha önce söylediğimiz gibi, oruç tutmaktaki temel esaslardan biriside, manevi beklentiler içinde olmaktır. 5.Maide Suresi 35. ayette ifade edilen, manevi anlamda Yüce Allah’a daha çok yakınlaşma arayışının (ebteğu ileyhi) vesilelerinden (araçlarından) biridir oruç. Elbette, 6.Enam Suresi 79, 162 ve 163. ayetlerde ifade edilen iman ve İslam bilinç ve duyarlılığına sahip olan, bütün benliğiyle Allah’a yönelip hayatını ve ölümünü Allah’a adayan kişiler, oruç tutmakla bu duyarlılık ve bilinçlerini parlatır, keskinleştirebilirler.

Lakin 22.Hac Suresi 11’den 15’e kadar olan ayetlerde açıklanan,  Allah’a uhrevi olmaktan ziyade dünyevi beklentilerle kıyılarda, kaçak – göçek kulluk etmeye çalışan, Allah’a yakınlaşmaktan ziyade dünyevi imkan ve makamlara yakınlaşmayı arzulayan kimseler, oruç tutmakla hangi manevi beklentilere girmiş olabilirler ki?

Yazının Devamı… 

HABERE YORUM KAT