1. HABERLER

  2. HABER

  3. HAK İHLALLERİ

  4. ”O Olmasaydı da Olurduk” Sözleri Mahkemelik
”O Olmasaydı da Olurduk” Sözleri Mahkemelik

”O Olmasaydı da Olurduk” Sözleri Mahkemelik

Ali Akbaş'ın ”O Olmasaydı da Olurduk” ilanına destek açıklaması hakkında dava açıldı.

A+A-

İnsan Hakları Savunucuları Derneği başkanı Ali Akbaş’ın, Akit gazetesinde çıkan “Olmasaydın da olurduk” ilanına destek veren açıklaması davalık oldu.

Kocaeli de başörtüsüne özgürlük için 9 yıl 448 haftadan beri açıklama yapan İnsan hakları Savunucuları Derneği genel başkanı Ali Akbaş’ın, Sancaktar dergisinin, Akit gazetesinde çıkan “Olmasaydın da olurduk” ilanına destek veren açıklaması 15 Kasım 2013 Cuma günü İzmit İnsan Hakları Parkı Özgürlük Meydanında yapılmıştı. Basın açıklaması sırasında Ali Akbaş, “bu konun  bazı mihraklarca yargıya taşındığını öğrenmiş bulunuyoruz ve onlara davette bulunuyoruz, bizim hakkımızda da suç duyurusunda da bulununuz” demişti. Bu bazı kesimlerin tepkisine sebep olmuş ve yerel bir gazete olan “Kocaeli Pusula gazetesi” ise olayı manşetten, “ Bu şehirde  savcılar yok mu?” diyerek vermişti. Bu haber ve başka şikayetler üzerine yargı harekete geçti ve konuyla ilgili olarak Ali Akbaş ifadesine başvurulmak üzere İzmit Emniyeti Güvenlik Şube müdürlüğüne davet edildi.19 Kasım salı günü, saat 14.00'da ifade veren Ali Akbaş, C.Savcılığının “Sancaktar dergisine ilan verdiği için, Akit gazetesine, ilanı yayınladığı için Müslümanlar adına teşekkür ediyorum” şeklinde ifadelerle suç olan filli övüp övmediği soruldu. Ali Akbaş “ bu sözleri söyledim, sonuna kadar arkasındayım, fakat bunların suç olduğuna dair her hangi bir mahkeme kararı yoktur, suç işlediğim isnatlarını kabul etmiyorum” beyanında bulundu. Bunun üzerine 20 Kasım 2013 çarşamba günü İzmit İnsan Hakları Parkı, Özgürlük Meydanın'da bir açıklama gerçekleştiren İHSD genel başkanı Ali Akbaş aşağıda metni verilen konuşmayı yaptı.

Basın Açıklamasının Tam Metni:

BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, DOĞRULARI SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ, BOYUN EĞMEYECEĞİZ.

Değerli halkımız ve basın mensupları, geçtiğimiz 10 Kasım günü Akit Gazetesinde, Sancaktar Dergisi tarafından verilen “olmasaydın da olurduk” ilanıyla ilgili suç duyurusu yapılmıştı. Başkanı olduğum, İnsan Hakları Savunucuları Derneğinin, haftalık basın açıklamasında, bu ilanı çok doğru bulduğum için Akit Gazetesine ve Sancaktar Dergisine teşekkür etmiştim. Bu teşekkür ve basın açıklaması üzerine durumu Atatürk’e hakaret olarak değerlendiren bazı medya organları, her zaman yaptıkları gibi cumhuriyet Savcılarını göreve çağırmıştı. Bu konuda ifademe başvurmak üzere 19 Kasım 2013 günü İzmit Güvenlik Şubede ifade vermeye çağrıldım. Bana “Sancaktar dergisine ilan verdiği için, Akit gazetesine, ilanı yayınladığı için Müslümanlar adına teşekkür ediyorum” şeklinde ifadelerin bulunduğu basın metnini okuyup okumadığım soruldu. Suç olan fiili övme kapsamında değerlendirilen bu olayı, suç olarak görmediğimi, metni okuduğumu, sonuna kadar sözlerimin arkasında olduğumu beyan ettim.

Türkiye'de, eşcinseller, ulusalcılar, atatürkçüler, kamalistler, PKK lılar, faşistler, sosyalistler her türlü kesim düşüncelerini özgürce ifade ediyor. Düşünceleri ifadeyi bırakın, başbakana, cumhurbaşkanına eşlerine küfrediyor, çıkartıkları olaylarda yüzlerce polis ve kamu otosunu, binaları, vatandaşların mallarını tahrip ediyor. Bunların hepsinin polis kamera kayıtları olmasına rağmen, şu ana kadar çok az sayıda kişi ifadeye çağrılıyor, takibata uğruyor. Fakat Müslümanlarsa, içinde Hiçbir şiddet, nefret, aşağılama, hakaret ifadesi bulunmayan “O olmasaydı da olurduk” ifadeleri için, Türkiye çapında, Akit gazetesi, Sancaktar Dergisi ve şahsım hakkında bir linç kampanyası ve hukuki işlem başlatılıyor. Yüzlerce polis otosunu yakan gezicileri görmeyen yargı, bunlar hakkında işlem başlatmayan yargı, bir insan hakları derneği başkanı olarak, düşünceleri ifade özgürlüğü çerçevesinde yaptığım açıklamalar hakkında soruşturma başlatıp, Güvenlik şubede suç isnat ederek ifademi aldırtıyor.

Şimdi soruyorum nerede o “o olmasaydı siz bunları özgürce konuşamazdınız” diyenler?, hadi çıkın  ortaya. “O nun” rejiminde biz Müslümanlar,  bir eşcinselin, PKK lının, ulusalcının özgürlüğüne sahip değiliz ve “Onun “hakkında hiç bir hakaret taşımayan açıklamada bulunduğumuz için soruşturmalara tabi tutuluyor ve ifade veriyoruz. Türkiye'de 2013 yılında düşüncelerin özgürce ifadesi, “o nun” rejiminde yasaktır. “O olduğu için” biz düşüncelerimizi özgürce ifade edemiyor ve gerek bu soruşturma gerek başka davalardan dolayı senelerce mahkemelerde, davalarla uğraşıyoruz. Yine de durumumuza şükrediyoruz. Bundan 90 sene evvel İskilipli Atıf Hoca, “o nun “ getirdiği şapka kanunundan 3 ay evvel  şapka giymenin Müslümana yakışmadığını açıklayan düşüncelerini ifade eden bir kitap yazdığından dolayı idam edilmişti, yine yaşlı bir kadın olan şalcı bacı şapka kanunu eleştirdi diye idam edilmişti

Bu olay çok büyük bir insan hakları ihlalidir. “O nun “ görüşlerini, hakaret, şiddet, nefret olmadan eleştirdiği için vatandaşın bu ülkede, başta 5816 sayılı kanun olmak üzere, diğer kanunlarda takibata tutulması, yargılanması, bu çağda, düşünceleri ifade özgürlüğüne yakışmayacak bir insan hakları ihlali ve ayıbıdır. Bizler bu ülkenin vatandaşları, bu insan hakları ihlallerini “o nun” görüşüne mensup insanlar yüzünden yaşıyoruz. Hiç kimsede bundan sonra çıkıp demesin ki, “o olmasaydı düşüncelerinizi özgürce ifade edemezdiniz.” . İşte bakın “o nun “ yüzünden bu ülkede düşünceleri özgürce ifade etmek gibi en doğal bir insani hak dahi suç telakki ediliyor ve insanlar kin, nefret, şiddet söylemi olmayan düşüncelerini ifade ettiklerinden dolayı, hukuki takibatlara, davalara maruz kalıyorlar.”O” olduğu için, biz bu ülkede düşünceleri ifade özgürlüğünden mahrumuz, bu olay bunun en canlı kanıtıdır.

Burada bir gerçeği de açıklığa kavuşturmak istiyorum. Biz gerek Mustafa Kemalin şahsına, gerekte başkasına hakarette bulunmuyoruz. Mustafa Kemal ve Kemalizmin uygulamalarını eleştirmeye alışmamış bir takım çevreler, en doğal düşünceleri ifade ve eleştiriyi dahi hakaret telakki ederek üzerimize saldırıyorlar. Biz Müslümanız, hakaret, aşağılama ile değil insanlara doğruları ulaştırmakla mükellefiz. Allah kitabı kuranı kerimde, bize hakareti yasaklamıştır. Enam Süresi 108. ayetinde, “onların Allah'tan başka taptıklarına sövmeyin , yoksa onlarda sizin ilahınıza söverler” denilerek kuran, bizler gibi fani insanları putlaştıran, ilahlaştıran insanların putlarına, ilahlarına, inancına hakaret etmeyi bize yasaklamıştır.

 Biz sadece düşünceleri ifade özgürlüğü çerçevesinde yapılan hatalı gördüğümüz işlere eleştiri getiriyor ve bir insanın putlaştırılmasının, ilahlaştırılmasının sakıncaları konusunda halkımızı uyararak aydınlatmaya çalışıyoruz. Çünkü bir kişinin “o olmasaydı şunlar olmazdı” demesi İslama göre, Allaha ortak koşma, şirk ve küfürdür. Bir insanın, Mustafa Kemal hakkında bu şekilde görüşler ileri sürerek onu ilahlaştırması, putlaştırmasının cezası çıkmamak üzere cehennem azabıdır. Bizim açıklamalarımızın amacı, ölünce bu şekildeki ifadelerinden dolayı, küfre düşüp, çıkmamak üzere cehennem azabına girecek insanları sadece uyarmaktır.

İnsan hakları ihlali gördüğümüz konularda da, her kim yaparsa yapsın, yapılan aksaklıkları dile getirmektir, “o” olsa dahi. Hakaret ettiğimiz suçlamalarını, iddialarını kabul etmiyoruz. Bir Müslüman olarak, Allah’ım bizleri mükellef tuttuğu tebliğ görevini yerine getiriyoruz. 10 Kasımlarda ortaya konulan bu putlaştırma, şirk  ameliyesine “o olmasaydı da olurduk” şeklinde yiğitçe ilanıyla tepki veren, ezber bozan Sancaktar Dergisi ve Akit Gazetesine tekrar teşekkür ediyoruz, sonuna kadar yanlarında olduğumuzu beyan ediyor ve basın açıklamamıza katıldığınız için sizlere’de teşekkür ediyoruz.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI DERNEĞİ GENEL BAŞKANI: ALİ AKBAŞ

pusula-1.jpg

HABERE YORUM KAT

1 Yorum