
Grup Yürüyüş'ün Albümü Değerlendiriliyor
Geçtiğimiz haftalarda yeni albümleri ile dinleyicileriyle bir kez daha buluşan Grup Yürüyüş'ün "Adanış Günü" adlı albümü hakkında yazılan iki yorum...
Grup Yürüyüş'ün yeni albümü "Adanış Günü", Habil Sağlam ve Adem Tuzcu tarafından değerlendirildi:
Ergenekon'a Karşı Müzik Grubu
Habil Sağlam / Dünyabizim
Grup Yürüyüş, 1980'lerden bugüne süren İslamcı müzik geleneğimizdeki alışılmış tarzın dışına çıkan özgün müzikleri ilgi uyandırmıştı. İlk albümde yer alan "Düşme Anne", "Başörtüsü Şarkısı", "Meydanlar" gibi parçalar kısa sürede sevilmiş, klasiklerin arasındaki yerini almıştı. Yine bu albümde yer alan "Kara Gözlüm" müzik listelerinde üst sıralarda yer almış, sol radyolarda bile en çok dinlenenler arasına girmişti. Ünlü Filistin marşı "İntifada"yı da okuyan Grup Yürüyüş'ün şarkıya kattığı yeni yorum tartışma yaratmıştı. "Unadikum" marşı ise Türkiye'de Grup Yürüyüş'le tanınmış, parçalardaki şiirleri seslendiren Bünyamin Doğruer'in tok sesi hafızalara kazınmıştı.
Gün Adanış Günü, Direniş Günü!
Grup Yürüyüş'ün yaptığı müziğin tarzı çok konuşuldu, tartışıldı. Daha çok Grup Yorum'a benzetildiler, icra ettikleri müzik klasik ezgilere çok uzak, çok daha özgün ve orijinaldi. Ortadoğu ve dünyadaki diğer direniş müziklerinden beslenen, farklı coğrafyalardaki mazlumların seslerine sesini katan grubun, eserlerine halk müziğinden, Rock ve Funk gibi Batı türlerine çok geniş bir müzikal yelpazeden kattığı melodiler, "Umuda Yürüyüş"te olduğu gibi "Adanış Günü"nde de açıkça görülüyor. İlk albümüyle ortalama bir müzikalitenin çok üstünde bir yerde durduğunu ortaya koyan grubun hakkı müzik çevrelerince de teslim edildi. Filistin direniş müziğinin yanı sıra Türkiye'deki ve dünyadaki diğer protest müzik damarlarından da beslenen grup, yeni albümüyle yürüyüşünü sürdürüyor.
Yeni albümde daha geniş bir enstrüman yelpazesi göze çarpıyor. Davul, bass gitar, klasik-akustik-elektro gitar, grup keman, çello, klarnet, akordeon, ud, mey-balaban-zurna, obua, flüt, trumpet-trombon, tar, bağlama, piyano, timpani ve perküsyon grubu enstrümanlarının kullanıldığı albümün kayıtları Can Stüdyosunda gerçekleştirilmiş.
Ergenekon Şarkısı da Var!
Başörtüsü yasağı, Filistin direnişi ve Kürt sorunu eksenli şarkılardan oluşan bir albüm.
Lê Lê Çima, Kürtçe bir şarkı. Önceki albümde de bir Kürtçe eser yer alıyordu. Önceki parça gibi bu parçayı da Kardeşlik Çağrısı grubunun emektar sanatçısı Yaşar Burak seslendiriyor.
Darbecileri, postalseverleri topa tutan "Ergenekon" adlı şarkı kısa sürede beğeni topladı. Grup Yürüyüş'ün bu şarkıya bir klip çekmek için kolları sıvadığı da gelen haberler arasında. Mizahî bir üslupla militarizmi, darbeleri eleştiren, emir-komuta zincirini delip geçen "Ergenekon" şarkısı, kullanılan halk enstrümanlarıyla İslamî ezgilerde daha evvel görülmemiş bir tarza sahip.
"Oğul" şarkısı babası öldürülen Gazzeli bir çocuğa söylenmiş. "Geldiler zalimler oğlum / Gece soğuk, kan kokarken / Vurdular yiğit babanı / Dünya uyurken" ve devam ediyor: "Mirastır babandan oğlum / Cihad, onur, şehadet / Ne kuşatma ne de duvar / Yürü Kudüs'e dek." 2006 Temmuz savaşında Lübnan'da Siyonist bombaların yıktığı enkazdan cansız bedeni çıkarılan 10 günlük bebek Vaad'e ağıt yakılan albümde Bünyamin Doğruer de bir şiirini seslendiriyor.
Sirac el Aksa!
Grup Yürüyüş'ün Gazze'nin, Kudüs'ün ve kuşatma altındaki mescidin özgürlüğü için söylediği bir diğer şarkı ise "Sirac el-Aksa". Filistinli grup Fırqatu'l-İtisam'ın "Sirac el-Aksa" adlı parçasını tekrar yorumlayan Grup Yürüyüş, kendileriyle yapılan bir söyleşide bu eser için şunları söylüyor: "Mescid-i Aksa'ya ithafen yapılmış bir marş. Ve bu marş bizzat Aksa direnişine katılanlarca yapılmış. Biz inanıyoruz ki, bir duyguyu, en iyi o duyguyu yaşayanın diliyle anlatabiliriz. İşgal ve kuşatma altında Aksa için canlarını feda etmekten asla kaçınmayan kardeşlerimizin verdiği mücadeleyle özdeşleşen marşlarımızı sahiplenmemiz gerek. Bunlar bir yaşanmışlığın, bitimsiz bir mücadelenin ürünü. Tüm dünya Müslümanlarının onuru olmuş bu kardeşlerimizi mücadele içerisinde besteledikleri bu eseri yeniden düzenleyip dilimiz döndüğünce yorumlayarak Mescid-i Aksa için tehlike sinyallerinin arttığı şu dönemde duyarlılık ve sorumluluk çağrısında bulunmak istedik."
"Kuyulara sor beni, yakılmış evlerime"
"Kuyu" adlı parça ise yakılan köylerin, kıyılan mahrumların hesabını soruyor. Başlangıçta bir halk türküsü dinlediğinizi sanabilirsiniz, ancak sözler başlayınca bu şarkının JİTEM'in kuyulara doldurduğu, köylerini yaktığı, yurtlarından sürdüğü insanların ağıtlarıyla, türküleriyle baş başa kalacaksınız.
Abdülbaki Kömür'ün "Ey Şehit" adlı unutulmaz ezgisine yaptıkları elektro gitarlı cover da şimdiden çok tutulan parçalardan biri oldu. "Başörtüm" adlı şarkı ise önümüzdeki yıllarda meydanları inletecek gibi görünüyor. "Secde İzi" albüm geneline göre daha oryantal bir eser.
Mesajı olmayan bir harf bile yoktur!
"Sanatçının piyasa kültürüne boyun eğmeyerek sahih bir İslami duruş sahibi olması ve mücadeleyi omuzlaması gerektiğini düşünüyoruz. Sanatı mesaj boyutundan cüzzamdan kaçar gibi kaçıp bireysel çalışmanın bir yansıması gibi sunacak şekilde üretmeyi doğru bulmuyoruz. Sanat, biçimde güzelliği ve estetiği ile özünde ise taşıdığı mesaj ile insana hitap edebilmeli, insanın var olma ve var kalma mücadelesinde yola çıkmayı özendirebilmeli ve motive edebilmelidir. Bu anlamda gayri ahlaki ilişkilere özendiren bir kültürü teşvik eden cahilî müziğe alternatif olmanın ötesinde üretimlere imza atmanın bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Bireyciliği, hazcılığı, nemelazımcılığı besleyen boyutuyla kendimizi olduğu gibi insanımızı da "hiçbir sınırı olmayan, ruhunu şeytana satmış müzik"ten uzak tutmalıyız. Bunun yolu da iyi müzikler ortaya koymak çabasında olmaktır." diyen Grup Yürüyüş'ün dosdoğru yolda sürdürdüğü bu kutlu "yürüyüş"ü tebrik ediyorum.
***
Grup Yürüyüş / Adanış Günü
Adem Tuzcu / Müzisyen
Yaklaşık olarak 4 yıl sonra 2. albümleri Adanış Günü'yle piyasaya yeni bir soluk ve renk getiren değerli kardeşlerimi bu güzel çalışmalarından dolayı kutluyorum. 13 eserden oluşan albüm, 80 sonrası kültürümüze eklemlenen marş anlayışının iyi örneklerinden biri olmaya aday. Folklorik derinlik ve etnik kurgulama açısından biraz zayıf bulduğum albüm son yıllarda bu alanda yapılan nitelikli çalışmalardan bir tanesi. Düzenleme mantığı ve vokal yapısı bakımından sürekli Grup Yorum'a benzetilen arkadaşlarımızın bu albümde bu yaftadan kurtulduklarını ve vokal teknikleri açısından Grup Yorum'un biraz daha önüne geçtiklerini söylemek mümkün. Müzikal manada bir miras devralamamanın sıkıntısını yaşayan İslami yapılanmalar uzunca bir süre reddettikleri ve gayri İslami olarak nitelendirdikleri müzik geleneğinden faydalanmaya başladıkça ortaya çıkan işlerdeki kalite de haliyle yükseliyor. Armonik yapıların ve ritmik düzenlemelerin daha orjinal ve daha kompozisyon formunda yapıldığı çok çok üst düzey çalışmalara doğru gelişen ve genişleyen müzik anlayışımızın bu işten ticari manada hiç para kazanılmayan dönemlerde yükselişe geçmesi ne kadar da acı değil mi...
Allah emeğe saygı duyar ve bizden de emeğe saygı duymamızı ister. Sözüm o ki elimizde emek verilmiş üzerinde mesai harcanmış bir çalışma var.
7-8 TL vererek dinlediğimiz bu eserlerin mutfak kısmın da 15-20 bin tl paralar harcandığını, aylarca belki de yıllarca süren bir beste serüveninin yaşandığını, sonra kayıt aşamasına gelindiğinde günlerce stüdyoda sabahlanıldığını, her enstrüman kaydı için ayrı ayrı kafa patlatıldığını, sonra okumalar, edit, mix, mastering, grafik, baskı ve piyasaya çıkış için çok çetrefilli yollardan geçerek size ulaştığını bilmenizi isterim. Bunca sıkıntı ve zorluğuna rağmen bu işleri yapıp sizlere ulaştıran biz müzisyenlerin küçücük bir teşekkür anlamı taşıyan yasal yollardan albüm edinilmesi talebimizi varlık mücadelemizin olmazsa olmaz kuralı saymanızı özellikle belirtiyorum. 3 tane satın aldığım ve 4-5 adette tavsiye üzeri sattırdığım bu albümü dinlemenizi tavsiye ediyorum. Unutmayın ki yaklaşık 45-50 dk'da dinlediğiniz bir albümün size gelene kadar geçtiği yollar onu dinlenebilecek kadar kıymetli kılmaya yeterlidir. Onun için eleştiri yaparken okları kendimize çevirip bu işlerin ne kadar imkanla ve hangi zorluklarla yapıldığını düşünerek yapalım.
