Kur'an Ayı Ramazan ve Arınma

15.08.2011 21:21
Kuran Ayı Ramazan ve Arınma
Ramazanda Kur’an’la temasımızın ve nefsimizi dinçleştiren “savm”ın, benliğimizde nasıl bir inkılabı dirilttiğini ve “büründüğümüz örtüler”den bizi ne kadar sıyrılabildiğini sorgulayabilmeliyiz.

Arınma ve Tavır

Hamza Türkmen

Hablullah’ın bizlere uzatıldığı aydayız. Ramazan Kur’an’la şereflenip aydınlandığımız oruç ayıdır. Oruç ise itikadi ve ameli her türlü bozukluk ve çürümeye; fıtri ve ihtiyari her türlü sapma ve yozlaşmaya karşı nefsimizi daha çok arındırma ve şahsiyetimizi daha çok olgunlaştırma ve güçlendirme ayıdır.

İçinde itikâf sünnetinin de bulunduğu Ramazan ayında muhasebe, özeleştiri ve oto-kontrol ibadetlerimizde ne kadar derinleştiğimiz önemlidir. Ayrıca öncelikli hedef ve gelecek tasarımlarımızın tayininde sünnetullah’a ve kitabullah’a ne kadar ayak uydurduğumuza da bir bakmalıyız.

Bütün bunlardan sonra Ramazan’da ve Ramazan sonrasında İslam’ı yaşama ve yaşatma mücadelesinde daha iyi bir tanıklık yapmak önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda mü’minlerle dayanışmamız ve i’sar yükümlülüğümüz konusunda da Ramazan’ı donanımlı olarak tamamlamak gerekli bir kazanımdır. Bizleri fıtratla ve vahiyle barıştırıp öz suyumuzu yeniden çoğaltacak bu türlü kazanımlara ihtiyacımız bulunmaktadır.

Örnek aldığımız Rasulullah’ın (s) risalet keyfiyeti arınma, olgunlaşma ve tanıklık görevlerimizi oldukça anlaşılır kılmaktadır. Sadece Müddesir Sûresi’nin girişindeki ayet kümesine bakmamız bile, günümüze uyarlamamız gereken temel ibadetleri belirginleştirici mahiyettedir.

İlk hitap “bürünme” halinedir. Türkiye’deki “tevhidi uyanış süreci” içinde yer alan büyük ekseriyet sahih ölçü, perspektif, hedef, istikamet, örneklik konularında yaşanan yetersizlik veya öncelikli hedef konusundaki abartılı hayallerinin sönmesiyle oluşan bir durgunluk ve şaşkınlık hali içindedir. İslamcılık olarak da nitelenen bu çizgide yer alanlardan önemli bir kesim fıtri ve vahyi ideal ve görevler açısından bugünün Türkiye’sinde büyük bir kafa karışıklığını yaşar halde görünmektedirler. Dünkü zaaflarımızdan arınmak için muhkem kazanımlarımıza tutunacak, kendimizi düşünce istikameti ve harekette “temel kaynağımız”la yeniden inşa edecek bir dinamizm yeterince yaygınlaşabilmiş değildir. Bu beklenen ve olması gereken müspet gelişme yerine “tevhidi uyanış süreci” içinde yer almış olan büyük nicelik, kalplerin paslanması hali ile yüz yüzedir. Gelişimini tamamlayamayan bu sürecin günümüze aktardığı elamanların çoğunda, temel değerlerimiz açısından büyük bir atalet ve çok kültürlülüğe öykünme hali söz konusudur. Çözülme ya da içe kapanma tutumlarıyla buruşan bu durgunluk veya yabancılaşma hali açıkçası “müddessir” hitabını celbeder durumdadır.

Ramazanda Kur’an’la temasımızın ve nefsimizi dinçleştiren “savm”ın, benliğimizde nasıl bir inkılabı dirilttiğini ve “büründüğümüz örtüler”den bizi ne kadar sıyrılabildiğini sorgulayabilmeliyiz.

Yazının devamı… 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kurbanın Tarihçesi, Anlamı ve Bazı Hükümleri09 Eylül 2016 Cuma 06:47
  • Dine Karşı Din ve Muharref Dinin Kodları13 Ağustos 2016 Cumartesi 06:15
  • Nasıl Bir Bilgilenme ve Kültürel Alt Yapı?04 Temmuz 2016 Pazartesi 03:52
  • Takva Yolunda Bir Uğrak: Oruç02 Temmuz 2016 Cumartesi 00:24
  • Vasat Ümmet Duası30 Haziran 2016 Perşembe 01:17
  • Fıtratullah ve Sünnetullah Üzerine30 Haziran 2016 Perşembe 00:37
  • Rasulullah'ın ve İlk Müslümanların Kur’an Algısı29 Haziran 2016 Çarşamba 03:46
  • Fıkhetmek ve Uyarmak İçin Sefere Çıkmak27 Haziran 2016 Pazartesi 02:11
  • Sahabenin Yetişme Tarzı ve Kur’an Nesli Pratiği24 Haziran 2016 Cuma 01:09
  • Kur’an ve Toplumsal Şahitliğimiz23 Haziran 2016 Perşembe 02:32
  • PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim