Iraklı Direniş Lideri Ali el-Cuburi Konuştu

17.01.2011 00:00
Iraklı Direniş Lideri Ali el-Cuburi Konuştu
Iraklı direnişçilerin liderlerinden Ali el-Cuburi Gerçek Hayat’tan Adem Özköse'ye çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Irak Direnişi Siyasi Meclisi, Amerikan raporlarına göre Irak'taki en güçlü direniş hareketlerinden biri olarak gösteriliyor.  Irak İslam Ordusu, Ensar el Sünne Grubu, Irak İslami Direniş Cephesi ve İslami Direniş Hareketi gibi etkin direniş gruplarını bünyesinde barındıran Siyasi Meclis'e şu an Ali el Cuburi liderlik yapıyor. Irak'ta Amerikan güçlerine karşı uzun bir süre savaştıktan sonra 2007 yılında Irak Direnişi Siyasi Meclisi'nin liderliğine seçilen Ali el Cuburi, El Cezire gibi Arap televizyonlarına çıkarak Irak direnişi hakkındaki soruları cevaplıyor. El Cuburi Gerçek Hayat'a Irak direnişi ile ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. İlgiyle okuyacağınızı düşünüyorum.

Röportaj: Adem Özköse

Irak Direnişi Siyasi Meclisi nasıl oluştu?

Irak'ta ABD işgali başladığında çoğunluğunu dindar gençlerin oluşturduğu Iraklılar işgale karşı direnmek için gruplar kurdular. Bu gruplar işgalci askerlere yönelik askeri operasyonlar gerçekleştiriyorlardı. 2003 yılından 2007 yılına kadar direnişçi gruplar farklı isimler altında işgalci güçlere karşı verdikleri savaşı sürdürdüler. Bu süre zarfında Amerika Irak'ta büyük kayıplar verdi. 2007 yılından sonra ise Amerika yavaş yavaş Irak'tan çekilme sinyalleri vermeye başladı. Bunun üzerine Iraklı direniş grupları birleşme kararı alıp siyasi meclisler oluşturdular. Daha sonra da Irak halkına direnişin siyasi programını ilan ettiler. Böylece Iraklı direnişçiler üç merkez cephenin etrafında birleştiler ve daha örgütlü bir hale geldiler.

 Hangi cepheler bunlar?

İlki bizim bağlı bulunduğumuz cephe olan Irak Direnişi Siyasi Meclisi'dir.  Siyasi Meclis'in bünyesinde Irak İslam Ordusu, Ensar el Sünne Grubu, Irak İslami Direniş Cephesi ve İslami Direniş Hareketi gibi güçlü gruplar bulunuyor. İkinci cephe ise Üstad Haris ed Dari'nin liderlik yaptığı Cihat ve Değişim Cephesi'dir. Cihat ve Değişim Cephesi'nin bünyesinde de 20. Devrim Tugayları, Raşidin Ordusu gibi güçlü grupların yanında birçok Iraklı direniş grubu var. Üçüncü merkez cephe ise Cihat ve Özgürlük Cephesi... Bu cephenin ana kütlesini Irak Nakşibendî Ordusu ve Baascı gruplar oluşturuyor. Irak direnişinin ana kütlesini bu şekilde özetleyebiliriz.

Irak direnişi dendiğinde geçmişte insanların aklına El Kaide geliyordu. Irak El Kaidesi şu an ne durumda?

Irak El Kaidesi eski ismini değiştirip Irak İslam Devleti ismini kullanmaya başladı ve uzun zamandır da bu ismi kullanıyor. Irak direnişi başlangıçta bilinçli olarak El Kaide ile özleştirildi. Biz ABD askerlerine yönelik günde 10-15 eylem birden gerçekleştiriyorduk; ama bunlar basında yer almıyordu. Fakat El Kaide Şiilere yönelik bir saldırı gerçekleştirdiğinde medya günlerce El Kaide'den bahsediyordu. Böylece Irak'taki gerçek direnişe dünya kamuoyunun verdiği destek azaltılmak istendi. El Kaide direniş adı altında akıl almaz katliamlara imza attı. Şiilerin gittiği camileri bombaladılar, çarşı ve pazarlarda patlattıkları bomba yüklü araçlarla binlerce Iraklı sivilin ölmesine neden oldular. El Kaide ayrıca kendine katılmayan grupları tekfir etti ve bizzat Iraklı mücahitlere silah çekti. Sadece Irak İslam Ordusu'na bağlı 80 mücahit Irak'taki El Kaide militanları tarafından öldürüldü. El Kaide şu an Irak'ta çok zayıfladı ve tamamen marjinalleşti. Bazen devlet dairelerine yönelik canlı bomba eylemleri düzenleyip varlığını ispatlamaya çalışıyor. Fakat Iraklılar El Kaide'ye destek vermiyorlar ve Irak'ın maslahatı için El Kaide'yi ülkelerinde istemiyorlar. Irak'taki El Kaide sadece kendisinin hakkı temsil ettiğine, diğer direniş gruplarının ise batıla hizmet ettiklerine inanıyor.

Irak'ta sivillere yönelik saldırıların hepsinin El Kaide tarafından yapıldığını mı düşünüyorsunuz?

Bu saldırıların büyük bir kısmı, özellikle de Şii sivillere yönelik saldırıları El Kaide gerçekleştirdi. El Kaide'nin dışında İran istihbaratıyla ilişki içinde olan gruplar da Sünni halka saldırdılar. Mehdi Ordusu ve Bedir Tugayları birçok Sünni sivili vahşice öldürdü. Sivillere yönelik saldırıların arkasında ayrıca Amerika da var. Amerikalı askerler sivillere yönelik düzenledikleri saldırıları direnişçiler adına üstlendiler. ABD'nin amacı hem direnişi gözden düşürmek, hem de Şii ve Sünniler arasında iç savaş çıkarmaktı. Biz başından itibaren bu oyunun farkındaydık. Irak Direnişi Siyasi Meclisi olarak sadece Irak'ta değil; dünyanın neresinde olursa olsun sivillere yönelik eylemler gerçekleştiren grupları direnişçi olarak kabul etmiyoruz. Direnişçi; dini, halkı, toprağı ve namusu için işgalcilere karşı savaşan kişidir. Sivilleri öldüren değil…

Birkaç sene öncesine kadar Irak'ta hemen hemen her gün birkaç tane ABD askerinin öldürüldüğüne dair haberler gelirdi. Fakat artık ABD askerlerine yönelik saldırı haberleri duymuyoruz. Ne oldu da Irak'taki Amerikan askerlerine yönelik saldırılar kesildi?

Bunun birkaç sebebi var. Öncelikli sebep Amerikan askerlerinin sokaklardan çekilip yerlerini Irak hükümetine bağlı askerlere ve Uyanış Konseylerine bırakmasıdır. Önceden işgalci askerler sokaklarda devriye geziyorlardı ve onlara istediğimiz gibi zarar verebiliyorduk. Fakat son birkaç senedir sokaklarda ABD askeri bulamıyoruz. İşgalciler askeri karargâhlarından dışarı çıkamıyorlar. Direnişçiler de askeri karargâhlara hemen hemen her gün füze fırlatıyor. Hamas veya İslami Cihat İsrail'e füze fırlattığı zaman her yerde haber oluyor. Fakat biz askeri karargâhlara onlarca füze fırlatmamıza rağmen bu operasyonlarımız medyada haber olarak çıkmıyor. Çünkü Amerika Irak'ta düştüğü yenilgiyi saklamak için medya alanında büyük paralar harcıyor.

Iraklı direnişçiler ABD askerlerinin sokaklardaki yerlerini devralan Iraklı asker ve polislere saldırmıyorlar mı?

Irak Direnişi Siyasi Meclisi olarak Iraklı asker ve polislere saldırılmasını doğru bulmuyoruz. Bizim asıl hedefimiz işgalcilerdir.

Amerika, askerlerinin bir bölümünü Irak'tan çekti. Önümüzdeki yıllarda da bu çekilmenin süreceği ifade ediliyor. ABD askerlerinin Irak' tan çekilmesinde direnişin nasıl bir etkisi oldu?

ABD'nin Irak'tan çekilmeye başlaması direnişin bir zaferidir. Direniş güçleri geçmişte Amerika'ya Irakta büyük darbeler indirdi. Bundan sonra da son yabancı asker Irak'ı terk edinceye kadar bu savaşı sürdüreceğiz. Çünkü biz dinimizi, toprağımızı ve halkımızı seviyoruz. İşgalciler topraklarımıza kuvvetle, askeri güçle el koydular. Biz de onları topraklarımızdan kuvvetle, füze ve kurşunlarla kovacağız.

Irak'ta işgalden sonra kurulan hükümetlere nasıl bakıyorsunuz?

Bu hükümetlerin hepsi Amerika tarafından kurulan hükümetlerdir. Bundan dolayı bu hükümetlerin hiçbirini meşru görmüyoruz. Maliki ve diğer siyasiler ABD'ye hizmet için siyasi makamlarda bulunuyorlar. Irak halkı işgalciler tamamen çekildikten sonra gerçek yöneticilerini seçecektir. Biz de Irak Direnişi Siyasi Meclisi olarak bu süreçte aktif bir şekilde rol alacağız.

Amerika tamamen çekilip her şeyi Irak hükümetine bıraktığında direnişçiler Irak hükümetine karşı da savaşacaklar mı?

Her ne olursa olsun şimdiye kadar Iraklılara karşı silah kullanmadık. İnşallah ABD çekildikten sonra da hükümet bizi silah kullanmak zorunda bırakmaz. Şu ana kadar bu konuyla ilgili aldığımız herhangi bir karar yok. Irak hükümetine karşı geliştireceğimiz tavrı işgalciler topraklarımızı terk ettikten sonra kamuoyu ile paylaşacağız.

Irak halkı genel olarak direnişi destekliyor mu?

Bizim en büyük destekçimiz halkımız. Irak Direnişi Siyasi Meclisi'nin içindeki direniş grupları da Irak halkının evlatlarından oluşuyor. Direnişi himaye eden, büyüten, maddi olarak arkasında olan Irak halkıdır. Halk direnişçileri seviyor. Çünkü direnişçiler halkın dini, toprağı ve namusu için savaşıyor.

Sizin liderliğini yaptığınız Siyasi Meclis 'in Amerikalı yetkililerle görüşmeler yaptıklarına dair geçmişte haberler çıkmıştı. Bu haberler doğru mu?

Evet, doğru. Amerika 2009 yılında Türk hükümetinin aracılığıyla bizimle görüşme talebinde bulundu. Biz de Türk hükümeti aracı olduğu için Amerikalı yetkililerle görüşme talebini kabul ettik ve Amerikalılarla iki kez görüşme gerçekleştirdik.

Amerikalı yetkililer sizden ne istediler? 

Silahlı eylemlere son vermemizi ve siyasi sürece dâhil olup hükümette yer almamızı istediler.

Sizin cevabınız ne oldu?

İşgalden dolayı Iraklılardan özür dileyip, tamamen topraklarımızdan çekildikleri takdirde silahlı eylemlere son vereceğimizi söyledik. Fakat bu görüşmelerden herhangi bir sonuç çıkmadı.

Iraklı direniş gruplarıyla Türk hükümetinin ilişkileri hangi boyutta? 

İlişkilerimiz iyi… Biz İran'ın veya Amerika'nın değil; Türk hükümetinin Irak'ta daha etkin olmasını istiyoruz. Türkiye son zamanlarda bölgenin en etkili ülkelerinden biri haline geldi. Türkiye halkı da Müslümanların, Arapların sorunlarıyla en üst düzeyde ilgileniyor. Mavi Marmara gemisinde gösterilen fedakârlıklar bunun en somut ifadesidir. Mavi Marmara gemisi saldırıya uğradığı gün Iraklı direnişçiler Amerikan üstlerini füze yağmuruna tuttular. Mavi Marmara'nın intikamını almak için Irak'taki ABD üstlerine yüzden fazla füze fırlattık. Bu operasyonlara da "Mavi Marmara'nın İntikamı" ismini verdik. Biz inanıyoruz ki Mavi Marmara'ya yapılan saldırıdan en az İsrail kadar Amerika da sorumludur.

Baas Partisi'nin hala Irak'ta güçlü olduğu ifade ediliyor. Hatta Irak direnişinin ana kütlesini Saddamcıların oluşturduğu yönünde iddialar var. Bu iddialar doğru mu?

Bu iddialar yanlış. Baascıların çoğu ABD Irak'a girdikten sonra ülkelerini terk ettiler. Irak direnişinin içinde Baascılar var. Fakat güçleri çok fazla değil. Irak direnişinin ana kütlesini dindar Iraklı gençler oluşturuyor ve Irak direnişi bir mescit hareketidir. Direniş grupları eğer Saddamcı olsalar Baas Partisi'ne ait olan isimleri kullanırlardı. Fakat direniş gruplarının tamamına yakını İslami isimler kullanıyor. Bu da Irak direnişinin Baascı değil; İslami bir direniş olduğunu gösteriyor.

İşgal bittikten sonra Irak'ta bir İslam devleti kurmayı mı hedefliyorsunuz? Siyasi hedefiniz nedir?

Bizim şu anki hedefimiz bütün işgalcilerin Irak'tan çekilmesidir. İşgalden sonra Irak yönetiminin nasıl olacağına da Irak halkı karar verecektir. Biz Irak halkının hür iradeyle alacağı bütün kararlara saygı duymaya hazırız.

Irak Direnişi Siyasi Meclisi ideolojik olarak kendini nerede görüyor?

Biz vatansever bir İslami bir hareketiz. İyi bir Müslüman'ın aynı zamanda iyi bir vatansever olduğunu düşünüyoruz. Müslüman; toprağını, ırzını korumak için her türlü çabayı göstermeli ve vatan sevgisinin de İslam'dan olduğunu unutmamalı. Peygamber Efendimiz vatan olarak kabul ettiği Mekke'den çıkarken bir hayli üzülmüş ve Medine'deyken Mekke'yi özlemişti. Fakat anlayış olarak bir ırkın üstün tutulmasına, insanların kendi ırklarıyla övünmelerine karşıyız. Çünkü Allah katında üstünlük ancak takvadadır. İslam ümmeti tek bir ümmettir ve İslam topraklarının hepsi Müslümanların vatanıdır.

Adem Özköse / Gerçek Hayat

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Rahmi
20 Ocak 2011 Perşembe 23:30
mazlumiyet ve Şia
Tarihte her daim destanlar yazan kahraman şia evlatlarını kınayanlar açsınlar şia tarihini okusunlar ,sloganik laflala yerden yere vurarak ,kronik düşmanlık belirten ifadeler kullanarak hakikat derkedilmez.Hep aynı nakaratlar ,bakın bugün Kerbelada 50'in üzerinde şehidimiz var 200'e yakın yaralı var ,neyin davası bu Allah aşkına bu ölen insanların neden ödürüldüklerini bana yazın ,neden?Bugüne kadar yüzlerce buna benzer saldırı oldu binlerce insan katledildi sanki hiçbirşey olmamış gibi davranmak ne kadar adaletli soruyorum size ,ve biz asla sünni kardeşlerimizi bunlarla aynı kategoriye koymayacağımızı,sünnileri kardeşten öte canlarımız gibi bileceğimizi söylüyoruz,eli kanlı terör şebekesinin ise kimlere hizmet ettiği artık aşikar olmaya başlıyor ,vesselam
ahmed can
19 Ocak 2011 Çarşamba 22:35
Saddam'ın Zulmü
Saddamın şiilere zulmetmesi onların Irak'ta ABD'nin koynuna girdiği gerçeğini değiştirmez. Elhamdulillah iyisiyle kötüsüyle Irak'ta direniş deyince akla Şiiler değil Ehli Sünnet geliyor. Bu tarihe de böyle kaydediliyor.
Ali Uzun
19 Ocak 2011 Çarşamba 13:06
Sorulmayan Soru!
Ali el Cuburi'ye özellikle sorulması gereken; işgalden önce Saddam Rejimine muhalif olup olmadığı,Saddam Rejiminin şii ve kürt kıyım politikalarına karşı çıkıp çıkmadığı idi.Iraklı bir Selefinin el Kayde'nin şii camiilerini bombalayarak sivil masumları katlettiği ifşaatı önemlidir. Herkes Saddamın 30 Yıllık diktatörlüğünde sünni araplara yaslandığını ve ordusunu,devrim muhafızlarını, istihbaratını, işkencecilerini, savcılarını sünni arap kesiminden oluşturduğunu unutmuş görünüyor. İran istihbaratınında yardımı ile eli kanlı saddam rejimi yanlıları bulunup sorgulanıp topluca katledilmiş olmaları usul olarak yanlış olsa da bunların masum olduğunu göstermez. Hele hele şii masumlarla ayni kefeye konularak masum sayılması anlaşılır gibi değil!Adalet ve şahidlik İslamın esaslarındandır.
Abdullah Furkan
18 Ocak 2011 Salı 01:42
Önemli Mesajlar Ve Düşünmesi Gerekenler
- El Kaide'nin dışında İran istihbaratıyla ilişki içinde olan gruplar da Sünni halka saldırdılar. Mehdi Ordusu ve Bedir Tugayları birçok Sünni sivili vahşice öldürdü. Sivillere yönelik saldırıların arkasında ayrıca Amerika da var. Amerikalı askerler sivillere yönelik düzenledikleri saldırıları direnişçiler adına üstlendiler. ABD'nin amacı hem direnişi gözden düşürmek, hem de Şii ve Sünniler arasında iç savaş çıkarmaktı.

- ABD'nin Irak'tan çekilmeye başlaması direnişin bir zaferidir. Direniş güçleri geçmişte Amerika'ya Irakta büyük darbeler indirdi. Bundan sonra da son yabancı asker Irak'ı terk edinceye kadar bu savaşı sürdüreceğiz.

-Hükümetlerin hepsi Amerika tarafından kurulan hükümetlerdir. Bundan dolayı bu hükümetlerin hiçbirini meşru görmüyoruz. Maliki ve diğer siyasiler ABD'ye hizmet için siyasi makamlarda bulunuyorlar.

- İnşallah ABD çekildikten sonra da hükümet bizi silah kullanmak zorunda bırakmaz.

- İşgalden dolayı Iraklılardan özür dileyip, tamamen topraklarımızdan çekildikleri takdirde silahlı eylemlere son vereceğimizi söyledik.

- Mavi Marmara'nın intikamını almak için Irak'taki ABD üstlerine yüzden fazla füze fırlattık. Bu operasyonlara da "Mavi Marmara'nın İntikamı" ismini verdik. Biz inanıyoruz ki Mavi Marmara'ya yapılan saldırıdan en az İsrail kadar Amerika da sorumludur.

- Irak direnişinin ana kütlesini dindar Iraklı gençler oluşturuyor ve Irak direnişi bir mescit hareketidir. Direniş gruplarının tamamına yakını İslami isimler kullanıyor. Bu da Irak direnişinin Baascı değil; İslami bir direniş olduğunu gösteriyor.

- Anlayış olarak bir ırkın üstün tutulmasına, insanların kendi ırklarıyla övünmelerine karşıyız. Çünkü Allah katında üstünlük ancak takvadadır. İslam ümmeti tek bir ümmettir ve İslam topraklarının hepsi Müslümanların vatanıdır.
ahmed gül
17 Ocak 2011 Pazartesi 22:44
...
Bu adamlar kim? nasıl böyle rahat konuşabiliyorlar? ABD neden bunlara izin veriyor.? Dünya neden bunlara değil de El Kaide'ye savaş açmış? Neden hiç ABD askeri son zamanlarda zarar görmüyor....
Rıdvan Kaya
17 Ocak 2011 Pazartesi 22:09
Irak'tan güzel haber!
Irak gerçeğini çok net özetleyen bir röportaj. Aracılık eden Adem Kardeş'den Allah razı olsun! Pek çok konuya açıklık getiriyor, süpekülasyonlara mahal bırakmayacak şekilde tartışmalı diye geçilen konulara nasıl yaklşaılmaıs gerektiğini ortaya koyuyor.

1-Sivilleri hedef alan eylemlere yönelik net red çizgisi
2-İç çatışmayı körükleyecek yaklaşımlara karşı mesafeli duruş (Iraklı güvenlik görevlilerini hedef almama gibi)
3-Kaide'ye ilişkin kaçamak tavırlara sapmayıp eylemlerini ve tutumunu reddedişi
4-Direnişin kuşatıcılığına dair yaklaşımı
5-Irak'ın geleceğini Irak halkının karar vereceği bir konu olarak belirleyip, dikta özlemi içinde olunmadığına dair yaklaşımları ile
Cuburi Irak'ta özlediğimiz makul ve mutedil bir ses olarak yansıyor.
Rabbim İslami direnişi muzaffer kılsın!
Müslümanları, mazlumları zalimleşme eğiliminden muhafaza buyursun!
murat
17 Ocak 2011 Pazartesi 15:26
gizli görüşmeler
Bu konuşan arkadaşın bağlı olduğu gurupların, işkal hükümetiyle ve işklcilerle türkiyede gizli görüşmeler yaptıkları medyada yer aldı,Geçen sene... işkalcilerle görüşmeyen el kaide ve ensar'ul islam haricinde gurupların maalesef islam devleti gibi bir hedefi yoktur bu herkesçe malumdur, kendside sözleriyle kanıtlamaktadır. El kaide karşıtları her ne kadar hep birlikte el birliğiyle El kaide'yi kötüleselerde, cihad cephelerinde başarılarıyla kendini kanıtlamış bir harekettir, El kaide...
Huseyni Can
17 Ocak 2011 Pazartesi 13:36
Şiiler Bedir Tugayları ve katliamları
Bu haberle şiilerin Sünnileri Irak'ta katlettiği de ortaya çıkmış oluyor. Bazıları ısrarla El Kaide'yi suçlayıp Kukla Sadr'ın Sünnileri doğradığını görmezden gelmeye devam etse de.
ahmed başaran
17 Ocak 2011 Pazartesi 13:34
Dönme dolap
Adem Özköse Taliban ve El Kaide haberleriyle meşhur oldu. şimdi ise her fırsatta ropörtajların içeriğini de değiştirerek El Kaide'ye iftira ediyor. Irak direnişi hiç bir şeydir. El Kaide zayıfladıktan sonra işgalci rahat nefes almıştır sözde Irak direnişi sahnede bile değil. (....)
bu adam da kim ya?
17 Ocak 2011 Pazartesi 13:22
sevgi
"İran istihbaratıyla ilişki içinde olan gruplar da Sünni halka saldırdılar"...
"ABD'nin amacı hem direnişi gözden düşürmek, hem de Şii ve Sünniler arasında iç savaş çıkarmaktı. Biz başından itibaren bu oyunun farkındaydık"... tezat gibi geldi. İran'ı çözememiş. neyse...
A. Reşit EKŞİ
17 Ocak 2011 Pazartesi 13:11
CUBURİ'DEN HATALI BİR YORUM
A.ÖZ.:İşgal bittikten sonra Irak'ta bir İslam devleti kurmayı mı hedefliyorsunuz? Siyasi hedefiniz nedir?

CUBURİ :"Bizim şu anki hedefimiz bütün işgalcilerin Irak'tan çekilmesidir. İşgalden sonra Irak yönetiminin nasıl olacağına da Irak halkı karar verecektir. Biz Irak halkının hür iradeyle alacağı bütün kararlara saygı duymaya hazırız.

Realitelere uygun bir cevap ancak ideallere uygun bir cevap değil. İslam Devleti ideali, mücadelenin hiç bir safhasında ihmal edilecek bir konu değildir. Daha politize bir cevap verilebilirdi. Tabi bu politize reel politize değil, ideallerin politize ya da siyaseti olmalıydı. İslami olmayan bütün devletleri atın çöpe gitsin. İşgalde tecavüzler olur. İslami olmayan devletlerde ise on sene sonra tecavüzlere gerek kalmaz, fuhuş meşrulaşır...
Bülent Şahin Erdeğer
17 Ocak 2011 Pazartesi 11:54
Teşekkürler Adem
Adem kardeşim, Şam'da beraber olduğumuz süreçte de sonrasında da örnek bir Müslüman gazeteci tavrı ortaya koyuyor. Müslüman gazetecinin sorumluluğpu herhangi bir mezhebin, ideolojik bir kampın avukatı, sözcüsü olmak değil öncelikle gerçeklerin açığa çıkması, okuyucunun doğru bilgilenme hakkının korunmasıdır. Bu öncelikli sorumluluk sonrası ise tabi ki İslâmi kimliğin gereği olan diğer hassasiyetler gündeme gelir. Sadece bu noktadan bile Adem'in gazeteciliğini tebrik etmek gerekir. Kendisi hem Şii hem Sünni Hem Sufi hem Selefi ve başka bir çok farklı duruşu, dünyadaki pek çok farklı İslami hareketin ne düşündüğünü ve ne yaptığını bize ulaştırıyor.

Gelelim röportaja; Irak meselesi gerek İşgalin ilk yıllarında ve sonrasında pek çok Müslüman arasında derin görüş ayrılıklarına sebep olan bir vakıaydı. Sağlıklı bilgilenme edinme ihtiyacı hissetmeden duygularıyla hareket edenler ileride hatırlamak istemeyecekleri çok iddialı cümleler kuruyorlardı o zamanlar.

Gel zaman git zaman ilerleyen süreç en iyi ders oldu ki Irak beraberinde sukuneti getirdi Türkiyeli Müslümanlara.

Ali el-Cuburi'nin anlattığı gerçekler Irak fotoğrafını daha net görmemize yardımcı oluyor. Özellikle Irak El Kaidesi ve Sivillere yönelik eylemler konusundaki cevapları üzerinde defalarca düşünmeli. Kimi Şii grupların eylemleri konusunda da tabi.

Cuburi'nin Iraklı asker ve polislere saldırılmasını doğru bulmadıklarını beyan etmesi, İşgal tam anlamıyla son bulduktan sonra Irak'ın siyasi sürecine dahil olacaklarını belirtmesi direnişin olgunluğunu gösteriyor.

Merhum Fadlullah ve Iraklı Şii mercii Hâlisî'nin Irak'taki silahlı direnişi destekleyen tavrının ardında sanırım sünni taraftaki bu gibi ferasetli odaklar yatıyor.

Selam ve Dua ile...
M. Ali Aslan
17 Ocak 2011 Pazartesi 11:42
Faydalı bir röportaj
Adem kardeşe teşekkürler. Gayet güzel bir röportaj gerçekleştirmiş. Irak direnişi ile ilgili ithamlara karşı sahih bir direniş çizgisi tutturmaya çalışanların söylemlerini yaygınlaştırmak gerek. Ayrıca Iraklı direnişçilerin Mavi Marmara ile ilgili eylemleri gibi bilmedeğimiz ancak ümmet sevgimizi artıran birçok meseleden de haberdar olduk.
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 76 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim