1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Hududullah mı Şeytanlaşma mı?
Hududullah mı Şeytanlaşma mı?

Hududullah mı Şeytanlaşma mı?

Anlaşılırlığı/delaleti açık muhkem ayetlere ve aslı Kur’an’da bulunan kesin/mütevatir Muhammedi Sünnet’e rağmen zanni yorumlarını mutlaklaştırmak tam bir had bilmezliktir.

A+A-

HAMZA TÜRKMEN'in yazısı:

“Allah'a tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, yeryüzünde dolaşanlar (sâihun), rüku ve  secde edenler, iyilikle emredip kötülükten sakındıranlar, hududullah’ı gözetenler! İşte bu mü'minleri müjdele!” (Tevbe, 9/112)

Mü’minler itikad ve amelle ilgili tüm ibadetlerini “hududullah” yani Allah’ın belirttiği sınırlar içinde yerine getirirler.

Yine Tevbe Sûresi’nde vahyin hududunu/sınırlarını bilmemeye daha yatkın olanların “bedeviler” olduğu hatırlatılmaktadır (9/97). Günümüz için bedevilik, düşünsel ve davranışsal kabalık, şehirde ve iyi imkânlar içinde yaşama şartlarına rağmen fıtrata ve vahye yabancılaşma hali değil de nedir?

Anlaşılırlığı/delaleti açık muhkem ayetlere ve aslı Kur’an’da bulunan kesin/mütevatir Muhammedi Sünnet’e rağmen zanni yorumlarını mutlaklaştırmak tam bir had bilmezliktir. Bedevi ruhlular, şura şartlarını oluşturmaya yönelmeyi ve şura mantığından beslenen içtihadları değil de, kişilerin aykırı fetvalarını, grup ve meşrep asabiyesini esas alan eğilimler içindedirler. Bu şazz/bozuk eğilimler, hem küresel çapta İslam algısını lekelemektedir, hem de saflarımızda ve algılarda fitne çıkartmaktadır.

Hududullah, Allah Teala’nın gaybi ve ameli alanda helal ve haramla ilgili bildirdiği sınırlardır. Ne kimse muhkem nass’lara rağmen gabya taş atmalı, ne de tarihi şartlara ait isabetli veya isabetsiz şer’i yorumları/fetvaları mutlaklaştırmalıdır. Barışta, tebliğde, cemaatleşme ve şura süreçlerinde ya da kıtal halinde de olunsa hududullah asıldır. (...)

YAZININ DEVAMI >>>