Alak Suresi ve Direnişçinin Güncesi

08.09.2008 21:30

Mehmet Çağdış

I

Ey sözünü Allah’ın adı ile süsleyen
Ve işine Rabb’in adıyla başlayan;

Ne güzel bir adettir ki, Rabb’in sözlerin en güzelini söylemiştir.

O her canlıya merhamet eden, acıyandır. Her şeyin başlangıcı O’ndandır. Sır ve takdir O’ndadır. O’nu bilmek varlık bilincine ulaşmak, yaratılışındaki keyfiyeti, günler arasındaki dolaşımını, son varış noktasındaki sırrı, benliği ile onu çepeçevre kuşatan evren arasındaki ilişkiyi idrak edebilmektir.

Kendini ve üzerindeki egemenlik haklarını bilen insan; köklerini serdiği toprağı, nefes aldığı her anı ve havayı, gizemi ve nimeti bahşeden Yüce Allah’ın izinden ve gölgesinden ayrılmaz, çokça şükreder.

II

Ey çağa tanıklık eden;
Ve Rabb’ini yücelten;

Oku! Seni yoktan var eden, bir parçaya, kan pıhtısına can verip öğrenebilecek kapasiteye yükselten, melekelerle süsleyen Rabb’in adıyla oku. Seni seçebilme, keşfedebilme, boyun eğebilme ve isyan edebilme yetenekleriyle donatan Rabb’in adıyla oku.

Okumak tanıklıktır, eylemde olmaktır, ses vermektir ilahi sese, sessizliğin zincirine karşı en kavi harekettir. Kuşatmaktır hayatı saniye saniye, santim santim. Oku ki çağdaşların seni ve seslendirdiklerini bilsin, çağları aşan mesaj senin vasıtanla bütün hemcinslerin üzerine yükselsin. “Okumak bir damar ve sinir ağı gibi hayatı örmek, kuşatmaktır.” Hayata anlam katamayan, eğrileri doğrultamayan bir okuma pasiftir, işlevsizdir; sahibi ise “kitap yüklü merkep” mesabesindedir.

Okumak açık etmektir. Beyan etmek, söylemek, bilmediğini öğrenmektir okumak; bilmeyene öğretmektir. Sen hem öğrenen, hem öğreten ol. Öğrendiğin kadar okumak şahit olmaktır. Şahit olmak öncelikle kendi varlığın üzerindedir. Nefsin üzerine okuyacağın ilahi bilgi kalbini terbiye eder ki, bunun yansıması senin şahitliğindir. Kalbe nakşedilen her ayet, yürüyen Furkanlar olmada ki en önemli virajdır ki, girilen bu yoldaki direşme tanıklık ve şahitliğin belirginliğiyle eş değerdedir.

III

Ey üzerine okunan;

Okumak fıtrata yelken açmaktır. Bu öyle kutlu ve zorlu bir yolculuktur ki; Rabbi’n üstünlüğü karşısındaki acizliğini, küçüklüğünü bilmek, safını seçmektir. Rabb’inin büyüklüğünü bil ki azanlardan olmayasın. Yelken açtığın denizleri azgın sular ve karanlık fırtınalara çevirmek de, görenlerin içini ferahlatan sakin duru bir maviye dönüştürmek de senin elindedir.

Oku. Çünkü Rabb’in soyludur, uludur, büyüktür, asalet sahibidir. İyilik ondandır, O cömerttir. Eli açıktır. Lütuf sahibidir. Okumak seni Rabb’in keremine ulaştıracak yegane yoldur, “Özün bütün zamanlar içerisindeki yürüyüşünün hikmetine varmak”tır, okumak duruş sahibi olmaktır. Sen ayaklarını sabitleyen, duruşunu kitap ile onaranlardan ol.

IV

Bilginin yegane kaynağı O’dur, yaratılışın kaynağı olduğu gibi. O ki yazmayı öğretendir. Yazmak bilmektir, hayatı anlamlandırmaktır. Bilmek irtibat işidir. Sen Kur’an ile irtibatını diri tutanlardan, O’nu yol arkadaşı seçenlerden ol. İnsan mutlak bilmez. Ancak Rabb’in dilerse bütün sırların kapılarını ardına kadar açar. Sen sana verilen bilgiye şükret. Sürekli talep et ve kaynağın yalnız Yaratan olduğunu unutma.

Öğrendiklerin seni azdırmasın, azgınların akıl hocası kovulmuş iblis ve yardımcılarıdır. Bilgi insanı hem terbiye eder, hem de azgınlaşmasına kapı aralar. Şüphesiz insan cahilliğiyle de, bilgisiyle de imtihandadır. İmtihanın saati, mekanı yoktur.

Sana verilene çokça şükret. Başın eğilsin ki kerem sahibi karşısında değerin artsın. Her işe, her çalışmaya, her adıma Rabbi’n adı ile başlamaktan imtina etme. Çünkü her şey O’nunla başlamıştır ve O’nun adı ile yürürlülük kazanmıştır. Her iş de O’na yönelecek ve şüphesiz dönüş yalnız ve yalnız O’na olacaktır. Doğuş ve başlangıç O’ndandır.

V

Ey başını eğen ve ellerini duaya açan;

İnsan çokça azar. Çünkü kendini zengin görür. Ama insan aynı zamanda Rabbi’ne itaat eden ve bu itaatı karşılığında mükafata kavuşacak olandır. Şüphesiz insan bilgisinin, malının, mülkünün, örfünün, adetinin, çokluğunun ve nefsinin hevasıyla kendini çokça üstün görür. Elinde olanla yetinmez, kendisini muhtaç hissetmez. Hem daha çoğunu ister, hem de nimetin sahibine şükretmez. Bil ki bu hastalıktır. Hastalık bünyeyi bitkin düşürür. Kurdun kemirmesine yakalanan ağaç kısa zamanda çöker. Kendini üstün görenlerde tıpkı kurt giren ağaç gibidirler. Bu hastalıktan kurtuluşun tek yolu aczini bilmek, dönüş sahibine çokça şükretmek, isyankar olmamaktır. Çünkü insanı yaratan, ona lütufta bulunan, O’na bilmediğini öğreten Allah’tır. Sen de şımarma, böbürlenme, yeryüzünde kulluğunu bilerek dolaş ve şımaranları, böbürlenenleri çokça uyar, hatırlat dönüşün kime olduğunu. “Şüphesiz dönüş yalnızca Rabb’inedir.”

Hamd edenlerden ol. Sonra dua et; “oku” muhatabıyla karşılaşan ilk kul gibi: “Allah’ım hamd sanadır. Sen göklerin ve yeryüzünün ve onlarda bulunanların nurusun, hakimisin. Gerçek olan, Hak olan sensin. Senin verdiğin söz hak ve gerçektir. Sana kavuşmak hak ve gerçektir. Cennet haktır ve vardır, cehennem de haktır ve vardır. Peygamberler haktır ve doğruyu söylemişlerdir. Muhammed de doğruyu söylemiştir. Kıyamet günü doğrudur, mutlaka gelecektir. Allah’ım sana teslim oldum. Sana inandım, sana güvendim. Sana yöneldim.”

VI

Sevgili direnişçim,
Ey fark eden;

Nefsini terbiye edip, Rabbin’e kulluk edenler, azgınların engellemesiyle karşılaşacaklardır. Çünkü insanların içerisinde azgınlar ve isyan edenler topluluğu her zaman çıkacaktır. Onları uyarmak senin görevindir. Namazın duruşundur ve namazını engelleyecekler, seni duruşundan men etmek isteyecekler her zaman var olacaklardır. Onlara karşı dik ve direngen ol. Çünkü nimeti sana veren onlar değil, Allah’ındır.

Namaz kılanı engelleyenler aşağılıklarını, azgınlıklarını artıranlardır. Onların atası mutlak Ebu Cehiller’dir. Onların senin namazına hınçları öyle büyüktür ki isterler ki senin ensene binip, yüzünü toprağa sürtsünler. Lakin fırsat verir mi Rabb’in onlara?

Onlar bilseler ki, iman edip, amellerini güzelleştirilenler, namaz kılan, takvayı kuşananlar, Allah’ı birleyen, marufu emredip, kötü olanların tümünden menedenler doğru söylüyorlar. Ama onlar bilmezler, yalanlamakta, isyan etmekte ve azgınlıklarını sürdürmekte ivedilik içerisindedirler. Onlarla sabırla mücadele et. Sabretmek engeller karşısında boyun eğmek değil, direnmektir, kırmaktır tüm zincirleri… Her direniş yeni bir “oku”yuştur zamanı anlamlı kılan.

Onlar Allah’ın gördüğünün farkına varsalar, kendilerini bundan ayrı görmeseler bunu yapmayacaklardır. Fakat onlar kendilerini her şeyden üstün görmektedirler ve kendi düzenlerinin devamı için de Rabb’e kulluğu engellemektedirler. Zalimlerin ve sapkınların tutumları her zaman Rabb’in katında karşılığını alacaktır. Bu karşılık şüphesiz çok şiddetli olacaktır.

“Hayır eğer bundan vazgeçmezse onu perçeminden yakalarız.” O ne kötü bir yakalanıştır ki, alnını göğe diken ve azgınlığını tekrar tekrar ortaya koyanlara işte böyle meydan okur Rabbi’n. Onların yakın çevreleri, yandaşlar, eşleri, dostları, oğulları, kızları, kardeşleri ve tüm akrabaları ile zenginlikleri toplanıp gelseler, Rabbin zebanileri onlara yeter.

VII

Ey direnişçim,
Ey çağların mesajını taşıyan;

Yılma. Bütün engellemelere rağmen anlatmaktan, okumaktan, dillendirmekten tanıklık etmekten, hakkı tutup yükseltmekten vazgeçme. Rabbin her zaman yardımcındır. Seni engelleyenlere, tehdit edenlere, azanlara, azgınlıkları karşılığında sana zulmedenlere boyun etme. Dünya azgınlar ile mazlumların, kafirler ile müminlerin mücadele sahasıdır. Bu mücadele alanında ne kadar direnirsen hem kazanan olur, hem de Rabbin’e kulluğunu eksiksiz yerine getirirsin. “Onlara oyun eğme. Rabbine secde et ve yaklaş.”

  • Yorumlar 7
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim