"ABD'nin Bizden 'Evet' İfadesi Beklemesi Yanlış Olur"

19.10.2014 04:12
"ABD'nin Bizden 'Evet' İfadesi Beklemesi Yanlış Olur"
Erdoğan: "Kobani'ye sahip çıkıyoruz diyerek ülkemi karıştıranların Kobani dışındaki bölgelerde 250 bin insanın öldürülmesinden rahatsızlık duymadığı bir tabloyu görüyoruz."

Didem Özel Tümer / Al Jazeera

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günübirlik Afganistan ziyaretinden dönerken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki koşullarının iyileştirilmesi taleplerine "Yapılması gereken herşeyi devlet yapmıştır" yanıtını verdi:

"Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel bir villa tahsis edilecek hali yok. Şu anda orada 2 odası var, 2 odasının dışında televizyonu, bunların hiçbirisi yoktu. Bunun dışında  oradaki diğer beş mahkûmla sürekli görüşebilme imkanı var. Bunun dışında daha ne olacak? Başmüzakereci vesaire gibi birşey... Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış. İstihbarat Müsteşarımız zaten gidiyor, kendisiyle görüşülmesi gereken konuları görüşüyorlar. Benim Cumhurbaşkanı olarak kanaatim, kesinlikle bugüne kadar olan tecrübemle 11 yıllık tecrübemle budur. Böyle bir genişletilmesi, şusu busu...Ne kadar genişletilecekse zaten genişletilmiş. İmkanlar, herşey verilmiş. Sağlık noktasında tedavi vesaire herşey aksatılmadan yapılıyor."

"İmralı farklı, dağ farklı..."

Erdoğan son dönemde çözüm sürecinin bileşenlerinde değişiklik olduğunu söyledi.

"Son zamanlarda dikkat ederseniz bir şeyler değişti. Nedir o değişen? İmralı farklı bir havada, dağ farklı bir havada, parlamentodaki temsilcileri farklı bir havada. Böyle bir ayrışmanın böyle bir bölüşmenin olduğu yerde ülkemi karıştıranların hali ortada."

"ABD'nin 'evet' ifadesi beklemesi yanlış olur"

Erdoğan, Türkiye'nin ABD öncülüğündeki koalisyonda yer alması için 4 şartı olduğunu hatırlatarak, bunları, uçuşa yasak bölge, güvenli bölge, eğit-donat  ve Suriye'de rejim değişikliği olarak sıraladı. Erdoğan PYD'ye silah verilmesinin ise sözkonusu olamayacağını söyledi:

"Son günlerde birşeyler dolaşmaya başladı. Nedir o? PYD'ye silah desteği vermek ve PYD'ye verilecek silah desteği ile IŞİD'e karşı burada bir cephe oluşturmak. PYD şu anda bizim için PKK ile eştir. O da bir terör örgütüdür. Yani bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan, NATO'da beraber olan Amerika'nın böyle bir desteği, açıktan açığa bunu söyleyerek bizden böyle bir 'evet' ifadesini, yaklaşımını beklemesi bir defa çok çok yanlış olur. Böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye 'evet' diyemeyiz."

"İncirlik'te istenen belli değil"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ABD İncirlik Üssü'nü talep etti mi?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"İncirlik meselesi ayrı bir mesele. İncirlik'te bizden istenen ne, henüz belli değil. Bunu gördüğümüz anda değerlendiririz. Bizim güvenlik birimleriyle otururuz bunları konuşuruz. Uygun gördüğümüz birşey varsa 'evet' deriz ama uygun değilse buna 'evet' dememiz tabii ki mümkün değil."

Güvenli bölgenin bir işgal hareketi olmadığını belirten Erdoğan, Suriye içinde arazi şartlarına göre 5, 15 ya da 25 km derinlikte olabileceğini söyledi. Erdoğan, konunun ABD, TSK ve Dışişleri Bakanlığı tarafından görüşüldüğünü belirtti.  Ancak Türkiye'nin şartlarından taviz vermesinin sözkonusu olmadığını vurguladı:

"Ama şu anda bakıyorsunuz, Dışişleri Bakanları sözcüleri gerek Amerika'da, gerek Avrupa'da birşeyler söylüyorlar. Bunların bir kısmından haberimiz var, bir kısmından haberimiz yok. Ama haberimiz olan konularla ilgili dediğim gibi biz o 4 başlığı önemsiyoruz. Buralardan taviz vermek mümkün değil. Hele hele biz PYD'ye silah verelim... Sen şu anda arazide rejime karşı, IŞİD'e karşı mücadele verenlere niye bugüne kadar vermiyorsun bu desteği? Madem böyle bir destek vereceksin, arazide şu anda rejime karşı da,  IŞİD'e karşı da mücadele verenler var. Onlara ver."

"PYD dendiği zaman rahatsız olurum"

"Şimdi biraz gerçekçi olmamız lazım. Burada kalkıp da PYD dendiği zaman, ha ben o zaman bu işten ciddi manada 77 milyonun sorumlusu olarak rahatsız olurum. Tıpkı Kobani'ye sahip çıkıyoruz diyerek ülkemi karıştıranların Kobani dışındaki bölgelerde 250 bin insanın öldürülmesinden rahatsızlık duymadığı bir tabloyu görüyoruz."

"Varsa yoksa Kobani. Neden?"

Erdoğan Suriye konusunda sorulması gereken bazı sorular olduğunu söyleyerek bunları şöyle sıraladı:

"Şu anda niye Suriye sorusunu da sormak lazım. İlla da niye Kobani diye sormak lazım. Irak'ın üçte biri gitti. Acaba bu üçte birde niye hiç rahatsız değiller bunlar. Bu soruyu da sormak lazım. Şu anda bu üçte bir ile ilgileniyorlar mı? Sadece varsa yoksa Kobani. Neden? Bunlar manidar.

Mesela İngiltere sadece Irak diyor. Niye sadece İngiltere, sadece Irak diyor da Suriye de demiyor. Biz hep söylüyoruz şu anda bizim 1290 km sınırımız var. Bütün dert  bizde. Kalkıp bu dostlar hiçbiri 'Ya senin derdin nedir?', 'Senin ihtiyacın nedir?' böyle birşey sormuyor. 4.5 milyar dolar şu ana kadar biz  harcama yapmışız. Bunların hiçbirinden böyle birşey tınlamıyor."

"Paralel yapı ulusal güvenliği tehdit unsuru"

Erdoğan 30 Ekim'de yapılacak MGK toplantısında paralel yapı olarak tanımladığı Fethullah Gülen Cemaati'ne karşı atılacak "yeni adımlar" konusuna da açıklık getirdi. Ay sonunda kuruldan önce paralel yapı konusunda tavsiye kararı çıkması, bunun Bakanlar Kurulu Kararı ya da Kararlarına yansıması ve son adım olarak da Kırmızı Kitap olarak bilinen, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne (MGSB) girmesi gündemde. Erdoğan "paralel yapının" ulusal güvenliği tehdit eden unsur olarak MGSB'ye girmesinin anlamını şöyle açıkladı:

"Bu neyi getirir? Bu yargının da, uluslararası camianın da bu tür olaylara bakışını değiştirir. Önemli bir adımdır bu. Çünkü dostluk, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olduğunu söyleyen ülkeler bu tür şeylerde eğer o ülkenin gerek Bakanlar Kurulu, gerek Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli bir kurumunun almış olduğu kararı veya tavsiyeyi gözardı etmezler."

"BMGK'da 140 ülke manevra yaptı"

Erdoğan Türkiye'nin ikinci kez aday olduğu BMGK geçici üyeliğini kaybetmesi konusunda ise tepkiliydi. Erdoğan Türkiye'ye oylama için söz veren 140 ülkenin "manevra yaptığını" söyledi:

"Bize söz verenlerin, 140 ülke söz verdiği halde, 140 ülkenin nasıl manevra yaptığını görmek, çok açık net bir şeylerin nasıl döndüğünü ortaya koydu. Ki ondan sonra da tabii İspanya'nın seçilmiş olmasından herhangi bir üzüntümüz falan yok ama İspanyol Dışişleri Bakanı'na sarılanlar bizi tabii bayağı ilgilendiriyordu. Çünkü onlarla farklı bazı birlikteliklerimiz vardı. Bunlar da tabii kendilerini orada ele vermiş oldular."

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim