1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Yeniden Seçime Gitmek Söylenen Şaibeyi Giderir mi?
Yeniden Seçime Gitmek Söylenen Şaibeyi Giderir mi?

Yeniden Seçime Gitmek Söylenen Şaibeyi Giderir mi?

Ahmet Taşgetiren yerel seçim sonuçları üzerinde oluşan tartışmaların seyrini yorumladığı yazısında AK Parti’nin seçim tekrarı başvurusunun getirilerini değerlendiriyor.

18 Nisan 2019 Perşembe 12:12A+A-

Ahmet Taşgetiren’in Karar’da yayımlanan konuyla alakalı yazısını (18 Nisan 2019) ilginize sunuyoruz:

Seçim Yenilendiğinde AK Parti Kazanır mı?

Ak Parti İstanbul’da seçimlerin iptali ve yenilenmesi için başvurdu. Kararı Yüksek Seçim Kurulu verecek.

Ak Parti böyle bir girişimde bulunurken muhakkak ki değerlendirmeler yapmış ve yeni bir seçimden başarı ile çıkacağını düşünmüştür.

Bir kere şu anki seçim sonuçlarında görülen fark çok küçük ve bir de şu veya bu şekilde “murdarlık” varsa, murdarlığın giderilmesi ve yeni bir gayret seçimi pekala döndürebilir.

Yeni bir gayretin içine de, İmamoğlu’na yönelik yıpratma, muhtarlık seçimi için köylerine gidenlerin geri dönmesi, Saadet seçime girmezse Saadet oylarının Ak Parti’ye akacağı umudu, bütün Hükümet ve Parti kadrolarının İstanbul’a yığınak yapması vb… şeyler girer ve seçim kılçıksız alınır; hesap bu olmalı.

Önce şunu ifade etmeli ki, yenilenecek bir seçimde Ak Parti’nin kaybı, şu andaki seçimde karşı karşıya kalınan kayıptan çok daha travmatik olacaktır. Çünkü “şaibe – murdarlık” ihtimali tartışmalı bir seçimin, iktidardaki ve sistem bünyesinde gücünün zirvesinde olan bir partinin inisiyatifi ve YSK’nın kararı ile bir ölçüde “zoraki” gidilen bir seçimde karşılaşılacak yenilgi olacaktır bu. Onun için de “yenilgi” ihtimalinin bütünüyle göz ardı edildiği bir değerlendirme yapılmış olmalıdır.

Peki acaba gerçekten Ak Parti için banko bir seçim midir yenilenecek olan?

Sanıyorum burada dikkat edilmesi gereken ilk mesele, seçim yenilemenin seçmende “haklılık” duygusu uyandırması, diğer ifadeyle seçmenin YSK’nın kararı iktidar zoruyla almadığına inanmasıdır. Böyle bir iklim var mı kamuoyunda? Medyanın bir kesimi “organize murdarlık” yönünde kamuoyu oluşturmak için çaba sarf ediyor. Ancak bu kampanyanın toplumdaki karşılığı tartışmalı. Bir kesim böyle bir şaibe algısını satın alma eğiliminde, bir kesim ise bunların YSK’ya baskı amacı taşıdığını düşünüyor. YSK’ya baskı algısının her durumda Ak Parti aleyhine olacağı çok net.

Şu andaki seçim aşağı yukarı başa baş bir sonuç getirdi. Bir yanda Ak Parti – MHP ittifakı, diğer yanda CHP-İyi Parti ittifakı. Ama her ittifakın, diyelim Saadet’le, HDP ile iltisakları seçimi etkiliyor. Bu seçimde Saadet kendi adayıyla yer aldı, Ak Parti sözcüleri Saadet seçmeni üzerinde çalıştı, ama bunun etkileri Ak Parti’nin beklediği gibi olmadı, hatta bir kısım seçmenin Ak Parti yerine (CHP’ye eli gitmediği için) Saadet’i tercih ettiği biliniyor. Yeni seçimde Saadet seçmeni acaba “İstanbul’u almak – almamak bir beka meselesidir” söylemine itibar eder mi? Muhtemelen Ak Parti’de böyle bir beklenti bulunuyor.

Bu seçimde Ak Parti’nin liderliğe ulaşan boyutta, “Bu seçim ders verecek seçim değildir” temasını işlediği biliniyor. “Kulak çekecekseniz bile şimdi çekmeyin, biz sıkıntıyı anladık, kendimizi düzelteceğiz” yollu bir söylem Cumhurbaşkanı’ndan İçişleri Bakanı’na her seviyede dile getirildi. Bu ifadenin hitap ettiği insanların, normalde Ak Parti’ye oy veren insanlar olduğu açıktır. Seçim yenilendiği takdirde adeta seçimden çıkıp seçime girilen bir süreç söz konusu olacak. “Ders verme”eğilimi ile sandığa giderken elini tutan seçmenin psikolojisini iyileştirmek için ne yapıldığı sorusu, önümüzdeki günlerin sorusu olacak.

Bir önemli gerçek şu: Referandumda İstanbul “Hayır” dedi. Demek ikili farklılaşmanın olduğu durumda, Ak Parti karşıtı böyle bir durum var. Referandumdan bu yana geçen sürede, bu farklılaşma hem keskinleşmiş hem de, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine ilişkin rezervler artmış bulunuyor. Cumhurbaşkanı’nın seçimde bir parti lehine kampanya yürütmesi Ak Parti zemininde heyecan uyandırsa bile, diğer parti mensuplarında çok tepki görüyor, aradaki insanlarda da yadırganıyor.

Bir de “İmamoğlu vakıası”nın geldiği nokta var. Ekrem İmamoğlu, 31 Mart’a giderken, ilçeden yola çıkmış bir kişiydi. Hani “İstanbul senin neyine?” dense – ki deniyordu- karşılığı vardı. Ama seçim süreci, şöyle ifade edeyim, “Kendi üzerinde çalışmış, bu işe hazırlanmış” bir adamı buluşturdu İstanbul ile. Herkesin bu noktada İmamoğlu ile “1994 Erdoğan”ı arasında bağlantılar kurması yanlış değil. “Adam yanlış yapmıyor herhangi bir CHP’li gibi” sözü dolaşıyorsa orda, burda, şurda….. “Bu adam yarın başkanlığa da aday olur” gibi sözler dolaşıyorsa…. Ne denir? “Rakibi küçümsemeyeceksin!” İmamoğlu’nun CHP’yi aştığı bir vakıa. Zaten CHP’nin bütün çabası CHP’yi aşmak… İmamoğlu yeni seçime Binali Yıldırım gibi CV’si dopdolu bir rakiple başa baş yarışmış, hatta bir tık öne geçmiş bir kişi olarak girecek.

Bir mesele de İstanbul seçiminde MHP’nin Ak Partili adaya destek için yeterli motivasyonunun olup olmayacağı. “Konsolidasyon” şimdi daha zor gibi görünüyor.

Her ne ise, Ak Parti için ok yaydan çıktı. YSK her şeyin odağında.

 

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

1 Yorum