
Umran dergisinin temmuz sayısı çıktı
Umran dergisi temmuz 2026 tarihli 383. sayısında 15 Temmuz kalkışmasının 10. seneidevriyesini merkeze alan manşetle çıktı!
Dergide 15 Temmuz kalkışmasının 10. seneidevriyesinin NATO’nun Ankara’daki 36. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi ile aynı günlere rastlaması üzerinde duruluyor. Yaşananların dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek bakımından kritik önemde olduğu vurgulanıyor.
Dünya Gündemi
Umran’ın gündem sayfaları Burhanettin Can’ın siber savaşla ilgili kavramları ele alan yazısıyla başlıyor. Can, siber uzayda siber savaş kapsamında ortaya çıkan her türlü saldırının, tehdidin askerî, siyasi, kültürel, sosyolojik ve psikolojik boyutlarının bulunduğu göz önüne alınarak uzun vadeli stratejisi çizilen bir mücadele hattı inşa edilmesi gerektiğini kaydediyor.
Ömer Behram Özdemir siyasi ve stratejik açıdan daha karmaşık hâle gelen bölgesel ve uluslararası dinamikler açısından ABD-İran antlaşmasını tahlil ediyor. “Bölge ülkeleri farklılıklarını ikinci plana itmeye ve birbirlerinin güçlü yönlerinden yararlanmaya başlarlarsa yeni imkânların önü açılabilir.” diyor.
Jonathan Bruchell, NATO Ankara Zirvesini NATO3.0 kapsamında yorumluyor. Zirve ittifak ortakları arasındaki mutabakatı işlevsel kılmayı başarırsa; Amerikalıları ittifaka bağlı tutar, Avrupalıları muktedir kılar ve Rusları çevrelerse NATO’nun geçerli ve dirençli kalacağı ön görüsünü paylaşıyor.
İdil Emin “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” başlıklı yazısında sona eren G7 Zirvesi, diğer yandan yaklaşan NATO Zirvesi arasında bildiğimiz eski dünyanın yavaş yavaş yok olduğunu ve farklı bir dünyanın işaretlerinin ortaya çıktığını belirtiyor.
Bürokratik Restorasyon, Siyasi Alan ve Arayışlar
Küresel güç ilişkilerinin, ittifak sistemlerinin ve dış politika önceliklerinin sorgulanmasına zemin hazırlayan 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Darbe Türkiye’nin siyasi hayatında değişik görünümler alabilen vesayetçi gelenek ile millî irade arasındaki gerilimi görünür kılan önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor. Alışılmış darbe kalıplarını altüst eden kalkışma tarihsel arka planı kadar neticeleri itibarıyla da ciddi tartışmalara yol açtı, açmaya da devam ediyor. FETÖ’nün cuntacı girişimi, bürokrasiyi sivil-asker ayrımına tâbi tutan 27 Mayıs 1960’tan itibaren siyasi hayatın sınırlarını tayin eden darbelerin aksine milletin doğrudan direnişiyle karşılaştı ve akamete uğratıldı.
Transatlantik ittifak sistemi NATO’daki müttefiklerin önemli bir kısmının kalkışmayla ilgili hayli zaman geçtikten sonra tuhaf sayılabilecek açıklamalar yapması manidardı. Bu durum, darbe teşebbüsünün sadece iç dinamiklerle açıklanamayacağını göstermektedir. Nitekim 15 Temmuz’un arkasında yalnızca ülke içindeki vesayetçi kült yapının aktörlerinin değil, uluslararası güç merkezleriyle iltisaklı öbeklerin bulunduğu, daha geniş bir jeopolitik ağın parçası olduğu yönünde ciddi analizler yapıldı.
Umran’ın bu çerçevede hazırlanan dosyasına, Metin Alpaslan “15 Temmuz'un Bitmeyen Tartışmaları ve Muhasebesi”, Mustafa Aydın“10. Yılında 15 Temmuz'un Düşündürdükleri”,Celalettin Vatandaş “Alternatifsiz Bir Dünyanın İnşası: Modernliğin İslâm'ı ‘Ehlileştirme’ Müslümanı Dönüştürme Projesi”, Mehmet Beyhan “15 Temmuz Sonrası Türk Dış Politikası”, Mehmet Furkan Ören ise “Eski Defterler Modern Sorunlar” başlıklı yazılarıyla katkıda bulunuyor.
Hâlimiz, Düşünce Dünyamız ve Kültür Sanat
Derginin kritik bölümüKâmil Yeşil’in “Bir Perspektif Olarak Hicret” başlıklı metniyle başlıyor. Yeşil yazısında, “Müslümanların sorumluluğu, kendi tekliflerini geliştirmek, teşebbüsler ortaya koymak ve gündemini geniş kamuoyunda karşılık bulacak şekilde kurmaktır; böylece bu teklifler partilerle sınırlı ya da ideolojik pozisyonlar olmaktan çıkar, müştereken paylaşılan bir şeye dönüşür.” vurgusunu yapıyor.
Ümit Yiğit, “Modern Çağın Yeni Putu: Görsel Dindarlık" başlıklı yazısındainananı ‘Rabbine kul’ olmaktan çıkarıp, kapitalist illüzyonun pasif bir seyircisi ve tüketicisi hâline getiren yönelimleri eleştiriyor.
Aytaç Ören “Yaşayan İslâm” bölümündeki “Cuma Kayıtları” yazı dizisini “Şeytan Uçurtması” metni ile sürdürüyor. Ören yazısında, “Var olanı yeniden kurmaya çalışıyoruz. Varı bozuyoruz. Gerçeği gerçeklikle zorluyoruz. Değişmeyecek olanı değişmiş, değiştirmiş gibi davranıyoruz. Zorlanıyoruz, terliyoruz, yoruluyoruz ve usanıyoruz.” diyor.
Hasan Eryılmaz ise tefrikasız ihtilaf ahlakı üzerinde duruyor ve tefrikaya yol açmayan ihtilaf ahlakı oluşturup uygulamak için yapılması gerekenlere dikkat çekiyor.
Günay Bulut, Fatma Barbarosoğlu’nun Müjgan İmkânsıza Çağrı romanını “Modern Zamanın Aynasında Hafıza ve Kimlik Arayışı” başlığıyla tahlil ediyor. Yazarın bu romanıyla “İstanbul Suriçi’nden Afrika yetimhanelerine uzanan çok katmanlı bir sosyolojide, modern zamanın artistik aynasını kırarak kadim bir kılavuz arayışının, hakiki bir şifa nefesinin ve sahici bir insanlık umudunun peşine düş”tüğünü kaydediyor.
Mehmet Sefa Yalçın “Şehâdetinin 40. Yılında İsmail Raci Faruki” yazısında şehit Faruki’nin hayatı üzerinden entelektüel yönünü ortaya koyuyor. Faruki’nin Müslüman dünyaya bıraktıkları sadedinde şunları hatırlatıyor Yalçın: “O, sadece bilginin İslâmileştirilmesi eksenli bir manifesto neşredip gitmedi. Sadece arşivlerde toz yutmanın erdemini anlatmadı. Filistin’le ilgi sorumluklar üstlendi, İslâmî bir dil bilinci oluşturarak Müslümanlarla ilgili ön yargılara esaslı cevaplar verdi. O, binlerce okurun zihnine yerleştirilmiş, asla uyumayan, ümmet için endişelenen bir vicdan inşa etti.”




HABERE YORUM KAT