1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Toplumsal cinsiyet bağlamında kadının konumlandırılması
Toplumsal cinsiyet bağlamında kadının konumlandırılması

Toplumsal cinsiyet bağlamında kadının konumlandırılması

Hegemonya, anneliği angarya, aileyi pranga, iffeti ise esaret olarak kodlarken, "özgürlük" adı altında sunduğu modern sapkınlıkları "sosyalleşme" ambalajıyla piyasaya sürmektedir.

15 Nisan 2026 Çarşamba 09:28A+A-

ENVER CAN / HAKSÖZ HABER

Kavramlar ve değerler rasyonalitesinin bilinçli bir erozyona uğratıldığına sık sık tanıklık ediyoruz. Doğru bir tarifle belirli ideolojik ve ön yargılı yaklaşımların düşünce dünyamızı derinden etkilediği söylenebilir. Toplumsal, kültürel ve geleneksel değerlerin kılcal damarlarına kadar derinlemesine nüfuz eden bazı kavram ve semboller, kimi yapı ve kurumlar tarafından tahrif edilerek önümüze sunulmaktadır. Kadına dair üretilen kavramsal çerçeve ile ilgili söylem ve yaklaşımlar tahlil edildiğinde karşımıza hiç de iyimser olmayan bir tablo çıkar.  Tarihsel süreç içerisinde yaşanmış talihsiz gerçekliklerden kaynaklanan duygusal zemininin öne çıkarıldığı bu söylemler, her türlü ayrıştırıcı, kin ve nefret dili ile soslanır.

Türkiye’de toplumsal cinsiyet meselesinin ele alındığı herhangi bir zeminde sözlü ya da yazılı metinlerde bu kin ve nefret söylemlerine sıklıkla rastlanabilir. Örneğin yakın zamanlarda bir paylaşımda şu ifadeler yer edinmiştir: “Dinci, gerici derneklerin, tarikatların ve cemaatlerin hedefine oturtulmaya çalışılan toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelemizden de kadını kamusal alandan çıkarma çabalarına karşın “kadın mücadelesi” demekten de asla vazgeçmeyeceğiz.” Benzeri birçok açıklamada akıllara ilk etapta şu soru gelebilir; kadın hakları bu söylemlerin tam olarak neresinde durmaktadır.

Yazının Devamı >>>