Amerikan rüyasından kimlik bunalımına

Amerikan rüyasından kimlik bunalımına

Abdullah Muradoğlu, ABD'nin içerideki sosyal bölünmeler ve dışarıdaki güç kaybı nedeniyle ciddi bir kimlik bunalımı içerisinde olduğunu ifade ediyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Amerikalı olmak ne anlama geliyor?

ABD 4 Temmuz’da 250 yaşına girdi. Ancak Amerikalılar bu yıldönümünü anmak ve yorumlamak konusunda da bölünmüş bulunuyorlar. Tabii ki “Amerika Yerlileri (Kızılderililer)” ve “Siyahi Amerikalılar” için ABD’nin kuruluşu yerleşimci vahşetini, köleciliği, ırk ayrımını hatırlatıyor. Yerliler için ABD’nin tarihi ne köleliğin başlatıldığı “1619” yılıyla, ne de Bağımsızlık Bildirgesi’nin ilan edildiği “1776” yılı ile sınırlı değil. ABD’nin tarihi 1500’lerde Avrupalı yerleşimciler ile başlıyor ve sonrasında İngiliz sömürgeciliği ile devam ediyor.

Bağımsızlık Bildirgesi’nde kıtanın yerlilerinden “Acımasız Kızılderili Vahşiler” olarak söz ediliyordu. Amerikalıların bir kısmı “1776”nın, bir diğer kısmıysa “1619”un temel alınarak ABD’nin tanımlanmasını istiyor. Bu iki farklı temel, Amerikan tarihi anlatısını da değiştiriyor.

Amerikalılar 21. yüzyılda Amerikalı olmanın ne anlama geldiği konusunda da bölünmüş haldeler. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar kendi içlerinde birkaç hizbe ayrılmış bulunuyor. Amerikan toplumundaki bölünme ırksal ve etnik kesimler arasında da görülüyor. Diğer yandan “kültür savaşları” Amerikalıları neredeyse gibi karpuz ikiye ayırmış bulunuyor.

ABD’nin kuruluşundan 1970’lere kadar egemen siyasi elitler Amerika’yı “Beyaz, Anglo-Sakson, Protestan (WASP)” olarak tanımladılar. Bugün “WASP “ taraftarları artık eski güçlerinde değiller. Yüksek Mahkeme’de muhafazakâr Katolik yargıçlar çoğunluktalar. Bir zamanlar böyle bir durum hayâl bile edilemezdi. Katolik John Fitzgerald Kennedy ABD Başkanı olarak seçildiğinde herkesin Başkanı olacağını taahhüt etmek durumunda kalmıştı.

Günümüzde “WASP”ın “Anglo-Sakson” ve “Protestan” çizgileri bir hayli soluklaştı. Amerika’yı Hıristiyan bir ulus olarak tanımlayanların elinde sadece “Beyaz Amerika” kaldı. Araştırmalara göreyse uzak olmayan bir gelecekte Avrupa kökenli Beyaz Amerikalılar azınlıkta kalacaklar.

Geçtiğimiz yıl ABD’nin en büyük şehri, finans ve kültür merkezi New York’ta Demokratik Sosyalist Zohran Mamdani’nin Belediye Başkanı seçilmesi şok etkisi yaptı. Hint-Uganda asıllı Mamdani’nin bir diğer ismiyse “Kwame” idi. Babası Prof. Mahmut Mamdani oğluna, İngiliz sömürgesinden bağımsızlığını kazanan ilk Afrika ülkelerinden Gana’nın kurucusu Kwame Nkrumah’ın adını vermişti. Afrika Birliği’nin kurucu babaları arasında yer alan Nkrumah 1966’da “İngiliz Gizli Servisi” ve “CIA” işbirliğiyle gerçekleşen bir askerî darbeyle devrilmişti.

Keza ABD’nin başkenti Washington’da Belediye Başkanlığı adaylığını Mamdani ile aynı görüşteki Siyahî Amerikalı Janeese Lewis George kazandı. Lewis, en yakın rakibine 20 puan fark attı. Bu iki isim Demokrat Parti tabanında giderek yükselen bir eğilimi temsil ediyor.

“Amerikan Rüyası”nın sönümlenmiş olmasıysa genç Amerikalıları endişelendiriyor. Gençler ebeveynlerinden daha kötü koşullarda yaşadıklarına inanıyorlar. Araştırmalara göre Amerikalıların yarısı ülkenin faşizme doğru, diğer bir yarısıysa ülkenin Sosyalizme doğru gittiğine inanıyor. Yeni arayışlar iki partinin ana akım merkezci kanatlarını köşeye kıstırıyor.

“Soğuk Savaş” döneminde ABD, kendisini sözde ‘Özgür Dünya’nın lideri olarak görüyordu. Sovyetler Birliğiyse “Demir perdenin hamisi” olarak görülüyordu. ABD, Sovyetler’in zıttıydı. Bugünse ABD, Çin’e bakarak kendisini tanımlamaya çalışıyor. Çin, Sovyetler Birliği değil, ABD de Soğuk Savaş’ın Amerikası değil. Ekonomik, teknolojik ve askeri olarak yükselen Çin, ABD için varoluşsal bir tehdit. Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyet ekonomileri birbirinden ayrışmış vaziyetteydi. Sovyetler Birliği ABD’nin ekonomik değil, askeri ve ideolojik rakibiydi.

Bugün Çin ve ABD ekonomileri iç içe girmiş durumda. Çin küresel ekonomik sistemin içinde kalmayı tercih ederken ABD ise bunun dışarı çıkmaya çalışıyor. ABD, “züccaciye dükkanına giren fil” gibi görünüyor. Yüksek sesle konuşan ve yanında büyük bir sopa taşıyan Amerika en yakın müttefiklerini bile kaybetmeye başladı. Çin ise sakin sakin yoluna devam ediyor.

ABD’de “Evanjelik Hıristiyan Siyonistler” Amerika’yı sözde “Büyük İsrail”in kurulmasının ve ardından gelecek “Kıyamet Savaşı”nın bir aracı olarak görürlerken, genç Amerikalılar hükümetlerinin İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma verdiği desteğe isyan ediyorlar. Gençler “İsrail Lobisi”nin Amerikan siyasetini ve Amerikan demokrasisini yozlaştırmasından da son derece rahatsızlar. ABD’nin sonu gelmez savaşlarına tepki gösteren Genç Amerikalıların dünyada Amerikalı olmanın ne anlama geldiği konusunda kafaları bir hayli karışmış durumda.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir