Genelkurmay Askerî Savcılığı'nın "İrticayla Mücadele Eylem Planı"yla ilgili soruşturmasını tamamladığını açıklamasından bir gün sonra sürpriz bir gelişme yaşandı.
Türk siyasi tarihine "Post-modern darbe" olarak geçen ve dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın istifasıyla sonuçlanan 28 Şubat sürecinin mimarı eski Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir ile eski MİT'çi Nuri Gündeş'in Ergenekon soruşturması kapsamında ifadeleri alındı.
Emekli Orgeneral Çevik Bir, dün sabah 10.00'da İstanbul Adliyesi'nin Levent'teki ek hizmet binasına geldi. Soruşturmayı yürüten savcılara ifade veren Çevik Bir, buradan saat 15.00'da ayrıldı.
Ergenekon savcıları, Çevik Bir'e, daha önceki Ergenekon baskınlarında ele geçen bir suikast belgesiyle ilgili olarak şüpheli sıfatıyla sorular yöneltti.
Büyük Kulüp Genel Sekreteri olan avukatı Mehmet Seven Dinçler ile İstanbul Adliyesi'nin Levent'teki ek hizmet binasından ayrılan Çevik Bir, basın mensuplarının ısrarlı sorularına rağmen açıklama yapmadı.
Bir dönem MİT İstanbul Bölge Başkanlığı yapan Nuri Gündeş'e de şüpheli sıfatıyla söz konusu suikast belgesiyle ilgili sorular yöneltildi.
Bir'in adı ikinci iddianamede
Orgeneral Çevik Bir'in adı Ergenekon ikinci iddianamesinde tam 13 kez geçiyor.
İddianame eklerinde, "Örtülü faaliyetler Çevik Bir dökümanı" adlı 22 sayfalık bir belge bulunuyor.
İddianamede Bir'in adı Levent Ersöz'ün, Bedrettin Dalan ile yaptığı görüşmede geçiyor.
Paşa, demokrasiye 'balans ayarı' yapmıştı
1939'da İzmir'de doğan Çevik Bir, 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Başkanlığı 2. Başkanlığı görevini yaptı. Bu süreçte "bağımsız" olması gereken yargı organlarına ve savcılara Genelkurmay Başkanı adına talimatlar gönderdi.
28 Şubat'ta Sincan'da tankların yürümesinin ardından "Demokrasiye balans ayarı yapıldı" açıklamasını yaptı.
Ayrıca, Ordu içinde faaliyet gösteren "Batı Çalışma Grubu" ile basının gündemine geldi.
1. Ordu Komutanlığı'ndan emekli oldu.
Emekliye ayrılmasının ardından cumhurbaşkanlığına aday adaylığını açıkladı.
Bir'in, Somali'ye gönderilen Barış Gücü'nü komuta ettiği dönemde dördü batılı gazeteci 73 kişinin ölümünden sorumlu olduğu iddia edilmişti.