1. YAZARLAR

  2. Akif Emre

  3. "Sözde hayır kurumları"
Akif Emre

Akif Emre

Yazarın Tüm Yazıları >

"Sözde hayır kurumları"

08 Temmuz 2008 Salı 05:31A+A-

Gazze'de HAMAS'la ateşkes ilan eden İsrail Batı Şeria'daki hedeflere yöneldi. Adeta Gazze'yi dinlendirmeye alırken işgal topraklarının büyük bölümünü oluşturan Batı Şeria'da rahatça operasyon yapıyor. Artık rutin hale gelen bu saldırıların arkasında yatan gayri insani ve gayri ahlaki stratejide yeni bir şey yok.

Fakat Batı Şeria'ya yapılan saldırıların yeni bir hedefi var. Bunlar sanılanın aksine askeri hedefler değil. Nablus'ta gerçekleştirilen saldırı Filistin diyanetinin bir bürosu, okul, hastane gibi binalar. Yapılsan baskınlar hakkında açıklama yapan İsrail bundan sonraki hedeflerinin hayır kurumları olacağını belirtmesi saldırılarda yeni bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Gerçi bu zamana kadar yaralı taşıyan ambulansları, Kızılay tesislerini hedef aldığı oluyordu ama bunları sıcak "çatışmanın kaçınılmaz sonucu" olarak gösteriyordu. Nablus'a yapılan saldırılar yeni bir stratejinin başladığını gösteriyor.

"Sözde hayır kurumları" diyerek insani hedeflere yönelik saldırıları meşrulaştıran işgal güçlerinin aslında gerçek hedefe yönelmiş olduklarını da belirtmek gerekir. Eğer İsrail haması, Filistin direnişini kırmak istiyorsa "sözde" diyerek küçümsediği insani yardım çalışmalarını yok etmesi gerekecek.

Bunu biraz daha açmak gerekiyor. Şöyle ki; terör örgütü diyerek tüm uluslar arası platformlardan izole etmeye çalıştığı ve büyük ölçüde de başarılı olduğu, aynı gerekçe ile her türlü insani ihtiyaçlardan mahrum bırakarak vahşi bir cezalandırma stratejisi uyguladığı HAMAS'ın gücü burada yatıyor. HAMAS yansıtılan imajının aksine silahli bir örgüt olmasından önce ve bir sosyal yardım/laşma örgütlenmesidir. Hayatın tüm alanlarına nüfuz eden, toplumun gerçek ihtiyaçlarına çözüm üreten, sağlıktan eğitime kadar her alanda büyük bir yoksunluk ve yoksulluk içindeki Filistin halkının yaralarını sararak toplumu kuşatan bir yapı olma özelliği hep göz ardı edilmiştir.

Olanca yosunluk ve yoksulluğa karşın yaşama sevincini yitirmeyen, direniş umudunu hep diri tutan Filistinlilerin ifadesi olmayı başararak bu noktaya geldi. Siyasi görüşleri, vizyonunu beğenip beğenmemekten önce HAMAS'ın keşfedilmesi gereken dinamizmi burada aranmalıdır.

Bu nedenle İsrail ilk defa Filistin direnişinin kırmak adına gerçek hedefe yöneldiği söylenebilir. Kurumsal olarak hastaneleri, okulları, camileri basarak bu toplumu ayakta kalmasını mümkün kılan sosyal dayanışma linkini adeta koparmak istiyor.

Sonuçta insani yardım ve dayanışma adına ortaya konan birikimi, bunun altyapısını çökerterek Filistinlilerin kendi kendilerine yetme ve güvenme duygularsın çökertmek istendiği açık.

Bu yöntemin işleyip işlenmeyeceğini sorgulamak abesle iştiğal gibi bir şey. Filistinlileri çaresiz bırakarak teslim almak yöntemi tutsaydı Gazze'ye uygulanan gayri insani ambargonun sonunda halkın HAMAS yönetimine karşı isyan etmesi gerekirdi . Tarihin gösterdiği gerçek şu ki bütün gerçek direniş hareketleri ne toplumsal baskı ve cezalandırma ile ne de rüşvetle teslim alınamayacağının öyküsüdür.

FKÖ direnişin liderliğini yaptığı dönemde her yerden baskıya maruz kalmasına, sadece Filistin'den değil Arap kardeşlerinin topraklarından da sürgüne maruz kalmalarına rağmen büyüyerek gelişti. FKÖ'nün sınavı baskılardan çok siyasal rüşvet konusundaydı. Uluslar arası siyasi rüşveti kabul ederek sahte bir barış sürecine ikna edilen FKÖ zamanla toplumsal meşruiyetini de kaybederek direnişten çok işbirliğini, İsrail'in dayattığı statükoyu sürdüren bir yapıya dönüştü. Yaser Arafat bile bunu geç de olsa fark etti ama tabanındaki dinamizm çoktan gitmişti. Bugünkü M. Abbas siyaseti bir dinamizmin çökertilmesi ve ruhunu kaybediş çizgisini temsil eder hale gelmiştir.

Bu noktada HAMAS hala diri duruyor. Muhtemelen onun da önüne uluslar arası meşruiyetle mahrumiyet seçeneği konacak. Bu zamana bu kadar birkaç kez bu seçenek önüne kondu. Bu aşamadan sonra kafalarının çok net olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak İsrail'in "sözde hayır kurumları" diyerek hareketi besleyen dinamizmin kaynağına saldırdığı söylenebilir.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT