1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Özgürlük söylemiyle gelen değer erozyonu
Özgürlük söylemiyle gelen değer erozyonu

Özgürlük söylemiyle gelen değer erozyonu

Esma Akbalık, özgürlüğün sınırsızlık değil ilahi sınırlar içinde nefsi kontrol etmek olduğunu ve bu anlayışın kaybının toplumsal çöküşe yol açtığını ifade ediyor.

25 Nisan 2026 Cumartesi 15:43A+A-

Esma Akbalık / Doğru Haber

Özgürlük Adına Kaybettiklerimiz!

Özgürlük…

Bugün en çok alkışlanan, en çok savunulan; fakat en çok istismar edilen kavramlardan biri.

Adına “özgürlük” dediler…

Ve bir değil, binlerce nesli bu kelimenin ardına saklanarak ifsada sürüklediler.

Oysa biz özgürlüğü böyle öğrenmedik.

Bizim medeniyetimizde özgürlük; kulun kula kulluktan kurtulup yalnızca Allah’a kul olmasıydı. Zira Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56)

Demek ki insanın varlık gayesi sınırsız bir serbestlik değil; ilahi sınırlar içinde şerefli bir kulluktur. Çünkü insanı yücelten şey, başıboşluk değil; ölçüdür.

Resûl-i Ekrem Hz. Muhammed (s.a.v) ise bu hakikati şöyle ifade eder:

“Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil; öfke anında nefsine hâkim olandır.” (Buhârî, Müslim)

Bugün ise özgürlük; nefsin her arzusunu meşrulaştırmak olarak sunuluyor.

“İstediğini yap, istediğin gibi yaşa” deniliyor.

Peki sonra?

Sonra yalnızlık…

Sonra anlamsızlık…

Sonra içten içe çürüyen bir toplum…

Büyük İslam âlimi İmam Gazali bu noktada asırlar öncesinden uyarıyor:

“İnsan nefsini serbest bırakırsa, o onu helake sürükler.”

Bugün tam da bu yaşanıyor.

Nefis serbest bırakıldı, sınırlar kaldırıldı, haya küçümsendi…

Ve sonuç: Kimliksizleşmiş, yönünü kaybetmiş nesiller…

Çocuklarımıza Aile “baskı”, edep “geri kalmışlık”, haya ise “özgüvensizlik” olarak aşılandı.

Tertemiz dimağlara zerk edilen bu zehir, sadece onları zehirlemekle kalmadı daha nice masum canları da yaktı...

Önce toplumu ayakta tutan haya kavramını değersizleştirerek işe başladılar.

Oysa haya, imanın bir parçasıdır. Haya timsali Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:

“Haya imandandır.” (Buhârî)

Haya gittiğinde ne olur biliyor musunuz?

Sınırlar kalkar…

Sınırlar kalktığında ise insan, insan olmaktan uzaklaşır.

Dolayısıyla haya hayattır. Hayasız bir hayat düşünülemez.

Bugün “özgür kadın” söylemiyle kadına sunulan şey; çoğu zaman onu yücelten değil, tüketen bir düzendir. Kadın değersizleştirilirken alkış tutuluyor, aile çözülürken “modernleşiyoruz” deniliyor.

Oysa İbn Haldun’un asırlar önce söylediği şu veciz sözü, bugünümüzü özetler niteliktedir:

“Bir toplumun ahlakı bozulduğunda, o toplumun yıkılması kaçınılmaz olur.”

Bugün yıkılan sadece birey değil…

Bugün yıkılan bir nesildir.

Çünkü özgürlük adı altında, değerler sistemli bir şekilde hedef alındı.

İnsanlara Allah’ın koyduğu sınırlar değil; arzuların çizdiği sahte sınırlar öğretildi.

Ve şimdi sormak gerekiyor:

Gerçekten özgür müyüz?

Yoksa modanın, medyanın, nefsin ve dayatılan hayat tarzlarının kölesi mi olduk?

Celaleddin Rumi şöyle der:

“Nefsine köle olan, kendini özgür zanneder.”

İşte modern insanın en büyük yanılgısı tam da budur.

Kendi zincirlerini özgürlük sanmak…

Oysa hakiki özgürlük; nefsine “dur” diyebilmektir.

Her istediğini yapmak değil, doğru olanı tercih edebilmektir.

Çünkü özgürlük; sınırsızlık değil, hakikatin çizdiği sınırlar içinde huzur bulmaktır.

Bugün bize düşen; bu kavramı yeniden ayağa kaldırmaktır.

Özgürlüğü yeniden tanımlamak…

Onu nefsin değil, vahyin rehberliğinde anlamaktır.

Aksi halde…

Özgürlük adı altında kaybettiklerimizin listesi, kazandıklarımızdan çok daha uzun olmaya devam edecek.

Unutmayalım:

Bir toplum, hayasını kaybettiğinde yönünü…

Yönünü kaybettiğinde ise geleceğini kaybeder.

Rabbim bizlere haya ile hayat bulan edep timsali nesiller yetiştirecek güç, kuvvet ve imkan nasip eylesin inşallah!

Şehirleri tarumar eden değil, imar eden manevi mimarlar yetiştirmeyi nasip eylesin hepimize...

Selam ve dua ile.

HABERE YORUM KAT