1. HABERLER

  2. HABER

  3. "Örgüt Yok" Denilen Davanın "Örgütlü" Delilleri
Örgüt Yok Denilen Davanın Örgütlü Delilleri

"Örgüt Yok" Denilen Davanın "Örgütlü" Delilleri

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada mahkemenin ‘örgüt yok’ kararına varması kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

20 Ocak 2012 Cuma 09:59A+A-

TİT operasyonunda ele geçirilen notlar, 1. ve 2. Ergenekon iddianamesinde yer alan iddialar, savcılık mütalaasında sunulan deliller, Kafes ve Balyoz Eylem Planı’nda yer alan belgeler ile “olmayan örgüt”ün bütün bağlantıları deşifre ediliyor.

Mahkeme bunları yok saydı:

1- TİT’e yapılan operasyonlarda ele geçirilen bilgisayarda, Dink suikastına ilişkin notlar çıktı. Çete mensuplarının Dink öldürüldükten sonra olay yerinde bile istihbarat çalışması yaptıkları belirlendi.

2- Balyoz darbe planı belgeleri arasında bulunan ‘Orak’ kod adlı operasyon dokümanında hedef olarak belirlenen şahıslar arasında Dink’in ismi de yer alıyordu.

3- ‘Kafes Operasyonu Eylem Planı’nda, Hrant Dink cinayetinden “operasyon” olarak bahsedildiği deşifre olmuştu.

4- Hrant Dink suikastına ilişkin bilgiler, İkinci Ergenekon iddianamesinde ayrıntılarıyla yer aldı. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı S.A. tarafından kaleme alınan notlarda X isimli şahıs, her iki olayda da düğmeye basan kişinin emekli Tuğgeneral V.K. olduğunu belirtiyordu.

5-Ergenekon davası sanığı avukat K.K.’in Dink ile ilgili davalar açtığı, bu konuda diğer sanık emekli Tuğgeneral V.K.’le işbirliği içinde olduğuna ilişkin telefon görüşmeleri ortaya çıktı. Aynı ekip tarafından yayınlanan bildiride “Hrant Dink hedefimizdesin” ifadesinin yer aldığı tespit edildi.

6- Savcılık mütalaasında Dink suikastının Ergenekon örgütünün faaliyeti olduğuna ilişkin ciddi delillere yer verildi.

7- Ergenekon davası sanıklarının MSN görüşmelerinde, “Hrant Dink, bizim savaştığımız adam” denildiği,  VKGB üyelerinin telefon görüşmelerinde ise, Dink cinayeti için ‘bizimkiler yaptı’ denildiği deşifre edildi.

8- Birinci Ergenekon iddianamesinde, Hrant Dink suikastinin Ergenekon tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. 

ASLAN DEĞİRMENCİ'nin haberi:

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada verilen cezalarla, “Hrant Dink cinayeti davasında mahkemenin ‘örgüt yok’ demesi kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor.
TİT operasyonunda ele geçirilen notlar, birinci ve ikinci Ergenekon iddianamesinde yer alan iddialar, savcılık mütalaasında sunulan deliller, Kafes ve Balyoz Eylem Planı’nda yer alan belgeler ile deşifre edilen örgüt bağlantısını görmeyen mahkemenin kararı manidar bulunuyor.

İşte mahkemenin yok saydığı deliller:

TİT’ten olay yerinde istihbarat çalışması

TİT’e yapılan operasyonlarda ele geçirilen bilgisayarda, Dink suikastına ilişkin notlar çıktı. Çete mensuplarının Dink öldürüldükten sonra olay yerinde istihbarat çalışması yaptıkları belirlendi. Grup üyelerinin bazılarının, Hrant Dink cenazesine de katılarak benzer çalışmalar yaptıkları, topladıkları bilgileri de rapor haline getirdikleri tespit edildi. Çete mensuplarının hazırladıkları raporda, Hrant Dink’in ölümünden sonra Agos Gazetesi’ne ve cenazeye gelen kişi ve grupların isimlerini, atılan sloganları ve taşınan dövizleri tek tek yazdıkları görüldü.

Orak operasyonunda hedef Dink

Balyoz darbe planı belgeleri arasında bulunan ‘Orak’ kod adlı operasyon dokümanında hedef olarak belirlenen şahıslar arasında Dink’in ismi de bulunuyordu. Belgelerde Hrant Dink’in ‘Orak’ operasyonu ile devre dışı bırakılması hedef olarak sunuluyordu.

Kafes eylem planında ilginç ifade

Deniz Kuvvetleri’ndeki cuntanın gayrimüslimler üzerinden ‘AKP’yi bitirmeye’ yönelik Mart 2009 tarihli Kafes Eylem Planı’nında, Hrant Dink cinayetine ilişkin ifadeler de yer alıyordu. Kanlı senaryolar içeren Kafes Eylem Planı’nda Hrant Dink cinayeti için ‘operasyon’ tanımı yapılıyordu. Sanıkları arasında Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Koramiral Kadir Sağdıç ile emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü’nün de bulunduğu Kafes Davası Poyrazköy davası ile birleştirilmişti.

Ergenekon iddianamesinde yer alan derin not

Türkiye’yi derinden sarsan Danıştay üyelerine yönelik saldırı ve Hrant Dink suikastına ilişkin bilgiler, İkinci Ergenekon iddianamesinde ayrıntılarıyla yer aldı. Ergenekon davasının tutuksuz sanığı S.A. tarafından kaleme alınan notlarda X isimli şahıs, her iki olayda da düğmeye basan kişinin emekli Tuğgeneral V.K. olduğunu belirtiyordu. Notta “Bölüm 5 Suikastlar (Danıştay-Hrant Dink) Çeteler-Hedefleri-Bundan Sonraki Stratejileri” yazıyor. Notların yer aldığı belgedeki anlatımlar ismi yazılmayan ancak V.K.’ü 1998 yılından beri tanıdığını belirten bir kişiye ait. V.K’ü kendisinden iyi kimsenin tanıyamayacağını belirten X kişi, V.K. ile 1978 yılında Kırağaç Komando Okulu’nda 2. Tabur Komutanı iken tanıdığını, Manisa Alay Komutan Yardımcısı olduğu dönemde ise babasının dostu olduğunu anlatıyordu.

Hrant Dink hedefimizdesin

37 sayfalık iddianameyle açılan davanın esasına ilişkin savcılık mütalaası 86 sayfa tutmuştu. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Hikmet Usta tarafından hazırlanan mütalaada, özellikle Dink suikastının Ergenekon örgütünün faaliyeti olduğuna ilişkin ciddi delillere yer verildi. 18 Nisan 2007′de gerçekleştirilen Zirve katliamı sonrası olayın arka planına ilişkin yeni veriler elde edildiği de belirtildi. Deniz Uygar isimli bir şahsın Zirve cinayeti öncesi ve sonrası çalıştay yapıldığını anlattığı ifadesine dikkat çekildi. Öğretim görevlisi şüpheli R.A’ın olaydan sonra Uygar’ı arayarak “Şerefsizler, vur dedik öldürmüşler.” şeklindeki ses kaydı da delil olarak gösterildi. Yasin Hayal’in Santa Maria Kilisesi papazını dövmesi ile Zirve cinayeti sanığı Emre Günaydın’ın 2006 yılında Kayısı Otel’deki Noel kutlamalarına katılarak misyonerlerin arasına karışmasının benzer amaçlı eylemler olduğuna dikkat çekildi. Ergenekon davası sanığı avukat K. K’in Dink ile ilgili davalar açtığı, bu konuda emekli Tuğgeneral V.K. ile işbirliği olduğuna ilişkin telefon görüşmeleri de konuldu. Mütalaada ayrıca, K. K.’ Nin başkanı olduğu Büyük Hukukçular Birliği üyesi avukat L.T.’in 26 Nisan 2004′te Agos Gazetesi önünde yapılan eylemde, “Hrant Dink hedefimizdesin.” ifadesinin de geçtiği bildiri iyi okuduğu hatırlatıldı.

Dink bizim savaştığımız adam

Savcılık mütalaasında ayrıca Ergenekon davası sanıklarından Ü.S.’nın 18 Temmuz 2005′te eski Adli Tıp Enstitüsü Müdürü S.A. ile yaptığı MSN görüşmesinde, “Hrant Dink, bizim savaştığımız adam.” dediği ve devamında Ergenekon sanığı H.T.’dan “action için doğru adres” diye bahsettiği anlatıldı. VKGB üyelerinin telefon görüşmesinde, Dink cinayeti için ‘bizimkiler yaptı’ denildiği bilgisine de yer verildi.

Hücre yapılanması deşifre olmuştu

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hikmet Usta, mütalaasında, ‘’Dink cinayeti eyleminin, Mc Donalds’ın bombalanmasının ve diğer eylemlerinin salt milliyetçilik duyguları kabaran gençler tarafından işlenmesinin ötesinde, iştirak halinde ve süreklilik içerisinde çalışan, gizlilik kuralları ve örgütsel hiyerarşiye azami özen gösteren Erhan Tuncel ve Yasin Hayal yönetiminde, Ergenekon Terör Örgütünün, Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu değerlendirilmektedir’’ ifadesini de kullandı.

Üç savcının iddianamesi yok sayıldı

Ergenekon örgütü soruşturmasını yürüten savcılar Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın’ın 10 Temmuz 2008′de hazırladığı birinci Ergenekon iddianamesinde, Trabzon’daki Rahip Andrea Santora, Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması, Danıştay saldırısı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Zirve Yayınevi cinayeti ve 25 Nisan 2007′de YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç’e yönelik silahlı saldırı girişiminin Ergenekon örgütü tarafınan gerçekleşirildiği ancak hukuki olarak delillendirilemediği belirtilmişti. İddianamede “Ülkemizde son birkaç yılda meydana gelen benzer olaylara bakıldığında, Danıştay saldırısından önce ve kısa bir süre sonra benzer olayların zincirleme bir şekilde devam ettiği ve ‘Ergenekon terör örgütü’nü işaret eden ciddi şüphelerin bulunduğu görülmüştür” denilmişti.

MİLAT 

 

HABERE YORUM KAT