“Onlar, cehennemin uğultusunu bile duymazlar”

“Onlar, cehennemin uğultusunu bile duymazlar”

“Onlar, cehennemin uğultusunu bile duymazlar”

enbiya-102

Ayette geçen “hasiseha” uğultusu kelimesi, musiki vurgusu ile anlamını tasvir eden kelimelerdendir. Bu kelime vurgusu ile ateşin alev alev yanarken çıkardığı sesi aktarmaktadır. O korkunç sesi canlandırmaktadır. Hiç kuşkusuz bu, insanı ürperten, tüyleri diken diken eden bir sestir. Bu yüzden daha önce kendilerine iyilik bahşedilenler, fiilen bu ateşi tatmak bir yana, yanarken çıkardığı sesten, müşrikleri dehşete düşüren bu büyük panikten kurtulmuşlardır. Canlarının istediği gibi güvenli bir ortamda ve her türlü nimet içinde yaşıyorlar. Melekler onları sevgi ile karşılıyorlar. Bu korkunç ve dehşet verici ortamda içlerine güven duygusunu akıtmak için onlara eşlik ediyorlar.

Ve onlar o cennette canlarının çektiği her şey olduğu halde, arzu ettikleri her şeyin içinde ebediyen yaşayacaklardır. O cennette sizin canınızın çektiği her şey vardır. Yâni ne arzu ederseniz hepsi vardır orada. Neyin gelmesini isterseniz mutlaka o size getirilecektir. Orada mahrumiyet yoktur. Orada üzüntü verici herhangi bir şey yoktur.

Orada insanın beğenmeyip burun kıvıracağı hiçbir şey yoktur. Orada hoşnutluk, orada Allah’ın nîmetlerinin insanın yüzüne, içine, kalbine, benliğine sinmesi vardır.

BASAİRUL KUR’AN

Zemahşerî, ünlü tefsiri el-Keşşâf’ta Enbiyâ Sûresi 102. ayetini edebi ve kelamî inceliklerle açıklar:

1. "Hasîs" (حَسِيس) Kelimesinin Dilbilimsel Tahlili:

Zemahşerî, ayette geçen "hasîs" (حَسِيس) kelimesinin Arapça dil kullanımına odaklanır. Hasîs; hareket eden, tutuşan ya da yanan bir şeyden çıkan gizli, hafif ve belirsiz ses (hışırtı/fısıltı) demektir.

Ayetin "Onlar onun hafif sesini dahi duymazlar" demesi, müminlerin/cennetliklerin cehennem ateşinden ve azabından son derece uzak tutulduğuna dikkat çeker.

2. Mübalağa (Müminlerin Cehennemden Uzaklığı)

Eğer bir kimse bir olayın en hafif, en gizli sesini bile duyamıyorsa, bu durum o kimsenin sesin kaynağından aşırı derecede uzak olduğunu gösterir. Zemahşerî, burada belagat sanatı açısından bir mübalağa ve tam bir emniyet vurgusu olduğunu belirtir. Cehennemin en korkunç gümbürtüsü bir yana, onun hafif hışırtısı dahi cennetliklerin kulağına ulaşmayacaktır.

3. "Gönüllerinin Arzuladığı Nimetler" ve Ebedilik

Ayetin devamındaki "ve hum fî me'ştehet enfusuhum ḫâlidûn" (canlarının çektiği şeyler içinde ebedî kalırlar) ifadesinde Zemahşerî, cennetliklerin zevk ve mutluluğunun sınırsızlığına değinir.

Dünya nimetleri geçici ve sınırlıyken, cennette arzulanan her şey tam bir özgürlük ve kesintisiz (ebedî) bir süreklilik içinde verilecektir.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir