1. YAZARLAR

  2. MURAT AYAR

  3. Öncelik hiyerarşisi
MURAT AYAR

MURAT AYAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Öncelik hiyerarşisi

05 Mart 2026 Perşembe 23:28A+A-

Ortadoğu’daki her gerilimi tek bir başlık altında toplamak kolaydır; fakat kolay olan, çoğu zaman hakikatin kendisi değildir. İran’ın bölgesel politikalarını eleştirmek mümkündür ve gereklidir. “Şii hilali” olarak anılan jeopolitik hattın Irak’tan Suriye’ye, Yemen’e uzanan etkisi, mezhepçi bir güç projeksiyonu üretmiş; özellikle Suriye’de derin insani ve toplumsal yaralara yol açmıştır. Bu tabloyu görmezden gelmek, sadece ideolojik sadakatle açıklanabilecek bir körlüktür.

Ancak mesele yalnızca İran’ın hatalarından ibaret değildir. Asıl soru şudur: Tehdit ölçeği nedir ve öncelik nasıl belirlenmelidir? Çünkü siyaset, sadece tepkiyle değil, stratejik akılla da düşünmeyi gerektirir. İran’ın yayılmacı eğilimleri bölgesel bir nüfuz mücadelesi üretirken; ABD ve İsrail’in askeri, ekonomik ve diplomatik kapasitesi çok daha geniş bir hegemonya inşa etmektedir. Bu hat, yalnızca bir devleti sınırlamayı değil, bütün bir coğrafyayı yeniden dizayn etmeyi hedefleyen tarihsel bir sürekliliğe sahiptir.

İç krizler ağırdır ama içeriden aşılabilir. Mezhepçi politikalar ümmet bilincini zedeler; fakat yine de bu yaralar, bölge halklarının kendi iradesiyle sarılabilecek türdendir. Dış kuşatma ise başka bir şeydir: Bağımsızlık imkânını ortadan kaldırmayı, iradeyi felç etmeyi ve karar alma süreçlerini küresel güç merkezlerine bağlamayı amaçlar. ABD-İsrail ekseninin saldırganlığı tam da bu nedenle daha kapsamlı bir tehdit üretmektedir.

Bu tespit, İran’ı aklamak anlamına gelmez. Aksine, eleştiriyi yerli yerine koymak anlamına gelir. İran’ın mezhepçi siyasetini eleştirmek başka; bu eleştiriyi emperyal müdahaleyi meşrulaştıran bir dile dönüştürmek başkadır. Bugün ihtiyaç duyulan şey, iki uç arasında savrulmak değil; her iki hattı da aynı anda sorgulayabilecek bir zihinsel berraklıktır.

Öncelik hiyerarşisi kurmak zorundayız. Çünkü her tehdide eşit mesafede durmak, pratikte hiçbirine karşı gerçek bir direnç üretememek demektir. Ölçek sorulduğunda, insanlık ve ümmet için daha sistematik, daha kurumsallaşmış ve daha yıkıcı olan tehdidin küresel hegemonya olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu yüzden tutarlılık, hem içerideki yanlışa hem dışarıdaki tahakküme karşı çıkabilmek; fakat tehdidin büyüklüğünü de doğru okuyabilmekle mümkündür.

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum