Ömer el-Beşir, Darfur’u Müslümanlara Açmalı

Ömer el-Beşir, Darfur’u Müslümanlara Açmalı

Darfur’da yaşananlar dolayısıyla Filistin’i, Irak’ı, Çeçenistan’ı, D. Türkistan’ı görmezden gelen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Ömer el-Beşir hakkındaki kararı açık bir çifte standarttır. Peki ya Darfur’da olanları görmezden mi geleceğiz? Osman Atalay y

İHH Yönetim Kurulu Üyesi Osman Atalay, Darfur meselesini ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)'nin Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hakkındaki tutuklama kararını Vakit gazetesi için yazdığı yorumla değerlendirdi. Tartışmaya açmak istedik:

Ömer El Beşir, Darfur'u Müslümanlara açmalı

OSMAN ATALAY

2003 yılından beri Darfur'da yaşanan kriz, Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) tutuklama kararı ile çok karmaşık bir sürece girdi. Karara başta Ömer El Beşir olmak üzere Afrika Birliği, Arap Birliği, İKÖ, İran ve Çin çok sert tepkiler verdi. Olayı İsrail, ABD ve emperyalistlerin Sudan'ı parçalaması olarak sundular.

Evet, Sudan son 10 yılda petrol ve doğalgaz yatakları gelirleri ile zenginleşen bir ülke. Mısır'ın hayat damarı Nil buradan geçer. Ömer El Beşir Mısır'da askeri eğitimini almış ve ABD desteği ile yıllar önce Sudan'da gerçekleştirdiği darbe ile Sudan'ı uzun yıllardır yöneten tek isim. Sudan; ülke kaynaklarını Çin ve Rusya ile beraber değerlendirerek bu iki ülkeyi stratejik ortak olarak seçmiş bir ülkedir.

Tabii ki UCM'ye; Afganistan'da, Filistin'de, Irak'ta yaşananların hesabını soralım. UCM'nin bu kararını Amerika ve İsrail'in hesapları olarak değerlendirirken.. Sudan'ın en büyük iki müttefiki ve ticari ortağı olan Rusya'dan 300 bin Çeçen'in katledilmesi ve yıllardır Çin'in Doğu Türkistan'daki Uygur Müslümanlarına yaptığı zulmün hesabını da soralım UCM'den...

İslâm dünyasında yaşananları ABD ve İsrail ile endekslerken, Çin ve Rusya'nın da Müslümanlar üzerinde uyguladığı katliam ve zulümlerin hesabını sormalıyız.

Ömer El Beşir'e, UCM'nin çifte standart uyguladığını kabul ediyoruz. Fakat, Darfur'da 7 milyon Müslümanın 2003 yılından beri yaşadıklarını hem oradaki Müslümanlardan hem de Batılı kurumlardan işitiyoruz. Burada Darfurlu Afrikalı ırkına mensup Müslüman kardeşlerimiz ile Sudanlı Arap Müslüman kardeşlerimizin kavgası var. Bu bir gerçek. İkinci gerçek ise, Batılı kaynaklara göre 300 bin çocuk, kadın, genç, ihtiyarın Sudanlı yetkililer ve onların desteklediği cancavid milisleri tarafından öldürüldüğüdür. Sudan hükümeti ve Beşir'e göre ise bu ölen insanların sayısı 10 bin kadar. Fakat Ömer El Beşir, Darfur sorununa Batılılar ve Müslümanların da karışmasını istemiyor. Sorun burada. Beşir'in hakkını Ömer El Beşir'e verelim, amenna, fakat Darfur Müslümanlarının hakkını ve hukukunu kim koruyacak? Arap Birliği, Afrika Birliği sadece yılda birkaç kez bir araya gelip konferanslar gerçekleştiren kurumlar. İKÖ'nün başkanlğı iki dönemdir Türkiye'de olmasına rağmen maalesef Darfur sorununa gözünü ve kulağını kapatmaktan öte hiçbir şey yapmamıştır. Darfur'a girmek ve burada insanlar ile konuşmak, sorunu incelemek için acil bir komisyon oluşturulması gerekiyor. Bu bölgede gerek Sudan, gerekse Darfurlu insanların eğitimi, öğretimi ve sorun çözme gelenekleri çok yetersiz ve acımasız türden.

Ömer El Beşir, Darfur'un kapılarını hiç değilse Müslümanlara açmalı. Çözme inancı ile bu sorunu masaya yatırmalı. Türkiye'den sivil toplum kuruluşları, özellikle Mazlum-Der gibi kurumlar, ayrıca TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Sudan dostluk grupları vekilleri bölgeye giderek Darfurlu Müslümanların sorunlarını dinlemeli. Batının Darfur sorununa bakışını beğenmiyoruz, ama İslâm dünyasının bir vicdan merkezi oluşturması gerekiyor. O zaman, Darfurlu Müslümanların, Gazzeli, Doğu Türkistanlı, Çeçenistan, Irak ve Hama'da katledilen Müslümanların hesabını soracağımız bir vicdan, adalet mekanizmasını kurmak zorundayız. Uluslararası Ceza Mahkemeleri'nin karşısına bir teşkilat oluşturmamız gerekmiyor mu?

Ömer El Beşir'e "Tamam, sana çifte standart var. Yanındayız" derken; Darfur sorununu çözmeye yönelik bir refleks göstermemekle, asıl Darfurlu Müslümanlara karşı adaletsizlik ve çifte standart yapmış oluruz. Olaya, küresel emperyalizmin İslâm topraklarında fitne çıkarması olarak bakmak, çok sığ ve adaletsiz bir bakış açısıdır. Sorun Darfurlu Müslümanlar ile Sudanlı Müslümanları çözüme götürecek bir adalet mekanizmasının kurulması ile çözülecektir. UCM'yi eleştirdiğimiz kadar, kesinlikle Ömer El Beşir hükümetini de Darfur sorununu çözmeye ikna edecek yaptırımlar konusunda sıkıştırmak zorundayız.

Soruna genel dünya siyaseti açısından bakmak yerine Darfur özeline girerek sorunu anlamaya yönelik bakmalıyız. Bunun da tek çözümü Ömer El Beşir'in Darfur'u Müslüman gözlemcilere açmasıdır. İslâm dünyası ulemaları, bu konuya hakemlik edecek bir platformu oluşturmalıdır. AKP hükümetinin, konjonktürün sağladığı avantajı değerlendirme şansına sahip olduğunu unutmamak gerekir.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir