Yerel seçimlere kadar bölgede şiddetin tırmandırılacağına yönelik tahminler giderek doğrulanmakta. Devletin Nevruz gösterilerinin engellenmesi kararı Van'da ve Yüksekova'da ölümlere sebebiyet verdi. Onlarca yaralı ve yüzlerce gözaltı ile birlikte bu yıl kabarık bir Nevruz faturası ortaya çıktı. Ne yazık ki fatura ne kadar kabarsa da milliyetçi köreltme tarafların manzarayı net bir biçimde görmelerine izin vermiyor. Bir taraf barış sloganlarıyla ortalığı harabeye çevirirken, diğer taraf yaşanan bunca acıdan en küçük bir ders almamışçasına hala dayatmayla, sindirmeyle halkı terbiye etme çabası içinde.
Van'da kanlı Nevruz olaylarının ardından çevik kuvvet polisleri ve askerler şehir merkezinde yürüyüş yapıyorlar. Aslında yürüyüş denilen şey açıkça gövde gösterisi. Gövde gösterisine sloganlar eşlik ediyor. Ne tür sloganlar diye merak etmeye gerek yok. Hep bir ağızdan polislere attırılan slogan malum: Ne mutlu Türküm diyene! Hani şu demeyeni Genelkurmay'ın düşman ilan ettiği Atatürk'e ait meşhur ifade.
Diyarbakır'da da Nevruz alanında halkın tepesinde jetler uçurulmuştu. 8. Ana Jet Üssü'nden havalanan F-16'lara miting alanında alçak uçuş yaptırılmıştı.
Bu mantık tipik inkar ve imha mantığı. Bugüne kadar hiçbir olumluluk üretmeyen bu mantığın bundan sonra üreteceği tek şey ise muhtemelen daha fazla acı ve şiddet olacak. Nitekim Diyarbakır'da bugün DTP'nin eyleminde atılan sloganlar da bu ruh halini yansıtmakta. Askerlerin, polislerin Kürt illerinde "Her Türk asker doğar!" sloganlarıyla gövde gösterisi yapmasına DTP'liler "Her Kürt gerilla doğar!" şeklinde karşılık vermişler. Medya sloganı kışkırtıcılıkla suçluyor. Tabi bunu yaparken kimin kimi nasıl kışkırttığını ise her zamanki gibi örtüyor!
HAKSÖZ-HABER

