Duran Kömürcü

Duran Kömürcü

Ne yazacağımı bilmiyorum

Ne yazacağımı bilmiyorum. İslami emirleri yazsam sahip çıkan yok. Sistemleri yazsam bana hitap eden yok.

Her şey birbirine karışıp çorba olmuş. O da kokuşmuş, yenmiyor. Camiye gidiyorsun, inancının dışında bir şeyler oluyor. Dışarıda yadırganıyorsun. İki arada kalıyorsun. Camiyi tercih edip gidince hutbeyi terk ediyorsun. Ne yapacağını şaşırıyorsun. Tefrika ve tağutların hüküm sürdüğü bir toplumdan kaçıp dağa mı sığınmalıyım?

Camiler Müslümanların elinden alınmış, kapanmamış fakat “Gel namazını kıl git, etliye sütlüye karışma” deniyor. İmamlara laik ve demokratik yapı içinde konuşacaksın. Kur’an’ın hüküm âyetlerinden bahsetmeyeceksin. Sünnet’in buyruklarını laikliğe uyduracaksın. Diyanet’in kuruluş gayesini aşmayacaksın. Aşarsan!..

Dinin ahlaki hükümlerini işleyeceksin bu sınırı aşarsan!..

Yakınımda bulunan cami imamını senelerdir uyarırım. “Hutbelerde dini konular işlenilir. Cemaatin yetişmesi, dini ihtiyaçlarının giderilmesi konularında konuşulur. Sen Allah’ın emirlerini uygulamakla yükümlüsün. Bunu aşan emirler, baskıcı uygulamalar olabilir. Yapacağın, baskıyı azaltmak, sivrilerini kamufle etmektir” der dururum. Bu cumada da sivrilerden bir sivri çıktı, onu olduğu gibi aktardı. Cuma namazını terk ettim.

İkindi namazının arkasında:

- Seni bugün kızdırdım. Cumayı terk ettiğini gördüm, dedi.

Allah’tan değil benden korkan adama ne denir. Kendisine:

- Ben seninle başa çıkamadım. Seni Allah’a havale ediyor, hakkımı helâl etmiyorum, diyerek camiden ayrıldım.

İmama sitem etmeye hakkımız var mı? Bilmiyorum. İmam-Hatip okullarının yetiştiriliş gayesini biliyorum. Hepsi, hepimiz resmi düşünmeye ve de yaşamaya zorlanıyorduk.

Bize denirdi ki, “Yarın şu olacak bu olacaksınız, toplantılara katılacaksınız. Orada bir yudum içki içmek imanınızı mı götürür? Kadınlarla dans etmek dinden mi çıkarır” denerek yetiştirildik.

İmam-Hatiplerin devamı olan enstitüler, ilahiyatlar gözümüzün önünde. Elle tutulan gözle görünenin dışındakileri hesaba katmazsak çoğunluğu, dini bozmak, rayından çıkartmak, sisteme İslam’ı yamamak için elinden geleni yapmaktadırlar.

Millete gelince, kel başa şimşir tarak misali dini önderlerinin, sisteme yalakalığı sayesinde onlar da eğilip bükülmekte, menfaati nerede ise oraya koşmaktalar. Her söylenenin din olduğunu zanneden menfaatçi, çıkarcı, kim kavuk sallarsa onun arkasına koşan, camide ağlayan, meyhanede oynayan bir topluluk durumundalar. Eskiye bağlanan, dinde çıkış arayanlar olmasa çoktan İslam yok olmuş, rejimler gayesine ulaşmış olurdu.

Kimseyi suçlamıyorum. Hali ortaya koymaya çalışıyorum. Dinin bekçisinin Allah olduğunu biliyorum. Müslüman olarak da buna layık olmamamız gerektiğini düşünüyorum. Milleti bu hale getirenlere lanet diyorum.

Ne yazacağımı da bilmiyorum.

VAKİT

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Duran Kömürcü Arşivi

Yılbaşı

03/01/2011 03:06

Onlar mı, biz mi?

20/12/2010 02:16

Şeytan

13/12/2010 00:28

Milliyetçilik

06/12/2010 01:13

Nereye gidiyoruz?

29/11/2010 00:30

Cehalet

15/11/2010 00:51

Tebliğ

08/11/2010 00:43

Alışmak

25/10/2010 00:41

Analiz

18/10/2010 00:56

Şahitleriz

04/10/2010 00:29