İlk tespitten başlayalım. Bu kökten oryantalizm ve materyalizm kokan tespit ile ilgili birileri çıkıp Batılıları ve bizim Batıcıllaşmış zihinlerle değişim/dönüşüm/devinim ve gelişmeleri okuyanlarımızı uyarmalı.
Zübeyde hanım kültür merkezinde geçen Çarşamba günü aynı hususun altını defaatle çizen Turan Kışlakçı kardeşimiz de tespitlerine destek anlamında Mısır'da mezar evlerde yaşayan iki milyondan fazla insanı örnek olarak göstermişti. Kışlakçı kardeşimizin ufuk açıcı değinilerini gölgelediğini düşündüğüm ve isyanların sebeplerinin başına oturttuğu bu "açlık", "sefalet" merkezli değinileri üzerine -formata uygun olsa- yerimden kalkıp "Acaba o meydanda o mezar evlerde yaşayanlardan kaç kişi vardır acaba?" diye sorasım geldi.
Dünyanın pek çok ülkesinde açlık ve sefalet kol gezmekte. Afrika ülkelerinin durumunu yansıtan fotoğraflara bakamayıp gözlerimizi kaçırmak zorunda kalışımız da biraz bundan. Bir deri bir kemik kalmış insanların bu duruma gelinceye kadar ne ile meşgul olduklarını sorabilmek için, önce birkaç defa yutkunmanız gerekir. Sonra da bu soruyu sormak zorunda kaldığımızdan ötürü utanmamız!
Mustezaflığın türleri vardır. Bunu Beheşti "Mustezaflar" isimli eserinde çok güzel anlatır.
Bazılarımızın elinden düşürmediği Brezilyalı yazarın "Ezilenlerin Pedagojisi" adlı kitabında da bir şekilde aslında bilinçlenme yolunda harekete geçirebileceğiniz kitlelerden bahseder. Sorun ezilmişlikten ziyade, bu ezilmişlik olgusunun kanıksanmışlık ve aldatılmışlık halidir. Bu ezilenlerin nasıl ezenlerine galebe çaldıktan sonra onlara benzedikleri de örneklerle anlatılır. Ama burada da sonuçta bir şekilde ezilmişlik haline son vermeye ahdetmiş olanların yaşadıkları değişime şahit oluruz, öyle ya da böyle.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.