1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Kürtçe şarkı, Kürtçe eğitim, operasyonlar, tutuklamalar
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtçe şarkı, Kürtçe eğitim, operasyonlar, tutuklamalar

12 Eylül 2009 Cumartesi 05:11A+A-

Birinci sahne: Diyarbakır’da önceki gece yarısı DTP’nin bölgedeki önde gelen yöneticilerine yönelik bir operasyon başlatıldı. Aralarında eski ve yeni birçok belediye başkanı, başkan yardımcısı olan isimlere yönelik bu baskı girişiminin, Kürt açılımı tartışmalarının kritik bir evreye ulaştığı zamanda gerçekleştirilmesi, açılıma direnmek isteyenlerin bir hamlesi miydi?

Cengiz Çandar ve Hasan Cemal, günlerdir Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı, çatışmaların yoğunlaştığı bölgeleri dolaşıyorlar. Kürtlerin sesini duyurmaya çalışıyorlar. Kürt açılımının bölgedeki etkilerini, sonuçlarını bizlere aktarıyorlar. Önceki gün Eruh’taydılar. PKK’nın 1984 yılında Eruh Karakolu’nu basmasıyla başlayan PKK’nın silahlı eylemlerinin 25. yılında o kentin insanlarıyla konuştular.

Cengiz’in aktardığına göre Eruhlular son günlerde askerlerin yaşamlarını yitirmesine yol açan çatışmaları şöyle değerlendiriyorlar: “Adam (yani PKK) zaten ‘eylemsizlik kararı almış. Dağda oturmaktan başka bir şey yapmıyor. Sen onun ‘eylemsiz’ oturduğu yerin üzerine varırsan, çatışma çıkar tabii ve ölümler olur.” Güneydoğu’nun hemen her yöresinde silahların susması için ordunun da operasyonları durdurmasının gerekli olduğu ifade ediliyor. Aynı açıklamaları DTP yönetimi de yapıyor.

Bu yazı yazılırken Genelkurmay’ın bu çağrılara verdiği cevap şöyleydi: “Son terörist temizlenene kadar operasyonlar sürecektir.” Bu demektir ki, silahlar susmayacak. Peki böyle devam ederse PKK’lılar nasıl dağdan indirilecek? Askere kalırsa sonuna kadar sürecek savaşla. TSK, 25 yıllık süreci yeniden yaşamayı öneriyor .

***

İkinci sahne: Şevval Sam, Milli Piyango İdaresi’nin Iğdır’da düzenlediği çekilişte izleyicilerin isteği üzerine Kürtçe türkü söylüyor. Vali vekili Tuğba İnan Yılmaz başta olmak üzere bürokratlar salonu terk ediyorlar. Kendilerine göre protestoda bulunuyorlar. Kürtçe’yi türkü şeklinde bile algılamaya tahammülleri olmadığını ortaya koymuş bulunuyorlar. Bu da üzerinde durulması gereken bir detay olarak bir kenara yazılmalı.

Üçüncü sahne: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yozgatlılarla yaptığı görüşmede Kürtlerin kendi dillerini konuşabilmeleri gerektiğini ifade ediyor. Onlara Diyarbakırlıların da Yozgatlılar kadar bu ülkenin sahibi olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanı, Kürt açılımına desteğini sürdürüyor.

Dördüncü sahne: YÖK Genel Kurulu, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde ‘Yaşayan Diller Enstitüsü’ kurulması talebini onaylıyor. Artık Mardin’de Kürtçe’nin de içinde bulunduğu bazı diller öğretilebilecek.

Beşinci sahne: YÖK Genel Kurulu, Dicle Üniversitesi’nde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü kurulmasını reddediyor. YÖK sözcüsü bu ret gerekçesini şöyle özetliyor: “YÖK teröre bulaşanları kalkan olarak kullananları, terörü araç olarak kullananları hiçbir şekilde muhatap kabul etmemiştir.” YÖK Başkanvekili Profesör Dr. İzzet Özgenç’in DTP’yi hedef alan bu ağır ifadeleri dikkat çekti. Bu açıklamayla Kürt Dili ve Edebiyatı ifadesi bir kez daha rafa kaldırılmış oldu.

***

Yukarıdaki sahnelere baktığımız zaman Türkiye’de Kürt açılımını yapmanın düşünüldüğü kadar kolay olmadığını bir kez daha görüyoruz. CHP direniyor, MHP direniyor, bürokrasinin en azından bir kesimi direniyor. Asker açılım konusunda isteksiz olduğunu belli eden çıkışlar yapıyor. YÖK gelen baskılar nedeniyle durumu idare etmeye çalışıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Eruh’taki çatışma ve ölüm haberlerini aldığında, duraksamadan ‘açılım devam edecek’ diyerek bir siyasi kararlılık gösterdi. Cumhurbaşkanı, Yozgatlılara hitap ederken sözlerinin arkasında durduğunu söyledi.

TSK, ise ‘Operasyonlar sonuna kadar sürecek’ diyerek ve operasyonları sürdürerek belli bir ısrarı gözler önüne serdi. Tabii bunun karşılığında PKK içindeki şahinler de harekete geçmekte tereddüt etmeyecektir. Çatışma için silahlarını yağlayacaklardır.

***

Cengiz’in bölgeden aktardıkları çok net. Kürtler silahlar sussun istiyor. Bununla, TSK’nın operasyonlarını durdurmasının da gerekli olduğunu vurguluyorlar. Çünkü bölgenin gerçeğini biliyorlar. PKK’nın operasyonlara karşılık vereceğini biliyorlar.

Şevval Sam’ın Kürtçe türküsüne gösterilen bürokrat tepkisi, bir direnişi, çözüme yatkın olmayan bir ruh halini gözler önüne seriyordu.

Kürt sorununda ince uzun bir yoldan geçiyoruz. Siyasi iradenin kararlılığı da bir yere kadar yeterli olur. Eğer cesaret ve ısrar sürdürülmezse çatışmasızlık hali bir süre sonra yaygın çatışmaya dönüşebilir. Sonra çatışmalar yeniden tırmanır. Belki bu kez 25 sene geçmeden bunun çıkar yol olmadığı yeniden anlaşılır ama ne olursa olsun çok geç olmuş olur.

Cengiz’in bölgeden aktardığına göre, genç kuşaklar içinde ruhsal kopuş, orta yaşlı kuşaklara göre daha fazla. Çözüm iradesi geriletilir, gereken cesaret gösterilmezse ve kararlı adımlar atılmazsa bu kopuş yaygınlaşır. 

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT