Ahmet Türk'le 'AK Parti genel başkanı ve grup başkanı' sıfatıyla bir araya gelecek olan Erdoğan, DTP'nin önerilerini dinleyecek.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın da katılacağı görüşmede Türk'ten sorunun çözümü için pozitif katkı istenecek. Başbakan Erdoğan sürpriz randevu için, "Parlamento'nun içinde olması nedeniyle ben DTP'yi PKK ile aynı kefede değerlendirmiyorum, değerlendirmek istemiyorum.'' dedi. Başbakan, Kürt açılımı konusunda MHP'nin kapıları kapattığını belirterek, görüşme yapmayacağı mesajını verdi. Dün gün boyu yapılacak görüşmenin içeriğini tartışan DTP'liler de çözüm için 'olmazsa olmaz' gördükleri bazı konuları gündeme getirmeme kararı aldı. DTP lideri, partililerin PKK ve Öcalan'ın muhatap alınması yönündeki taleplerini geri çevirdi. Türk, süreci tıkayacak bir anlayış içinde olmayacaklarını, 72 milyonun hassasiyetlerini gözeteceklerini söyledi.
AK Parti kurmayları, dün DTP Grubu'yla iletişime geçerek Erdoğan'ın bugün görüşmek istediğini bildirdi. Bunun üzerine saat 12.00'de bir araya gelinmesi kararlaştırıldı. Erdoğan görüşmeye İçişleri Bakanı Beşir Atalay, DTP lideri Ahmet Türk ise Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna ve Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş ile birlikte katılacak. Görüşmeye AK Parti genel başkanı sıfatıyla katılacak olan Erdoğan, DTP'lilerin Kürt sorununun çözümüne yönelik görüş ve önerilerini dinleyecek.
Başbakan Erdoğan'ın DTP lideri Türk'le görüşmesinde DTP'nin önerileri not alınacak. Sorunun çözümü konusunda bütün çevrelere olduğu gibi DTP'lilere de büyük sorumluluk düştüğü aktarılacak, 'pozitif katkı'sı istenecek. DTP'nin Meclis'te temsil edilen bir parti olduğu vurgusu yapılarak, PKK ile yakın bir görüntü vermenin sorunu çözmekten ziyade içinden çıkılmaz bir hale getirdiği üzerinde durulacak.
Görüşme öncesi karşılıklı sıcak mesajlar verildi. Erdoğan, "Ben, DTP'yi PKK ile aynı kefede değerlendirmiyorum, değerlendirmek istemiyorum." dedi. Erdoğan, görüşmenin 'Kürt açılımı'yla ilgili olmadığını söylerken "Bizim bu tür görüşmeler yapmamız, İçişleri Bakanı'mın koordinesinde yapılan, yürüyen çalışmayla alakalı bir görüşme değil, o ayrı bir konu. Nitekim bu görüşmeye, İçişleri Bakanı'mı da davet ettim. Olur ki onunla ilgili de gündeme bazı şeyler gelirse bunların notu da arada alınır diye.'' şeklinde konuştu. Bir gazetecinin, DTP'nin daha önceki randevusunu kabul etmediği halde neden bu süreçte kabul ettiği sorusuna şu cevabı verdi: "Bakın şimdi hedefleri hep saptırıyorsunuz. Buralarda dürüst olun, samimi olun. Ben o zaman da yine aynı şeyi söyledim. Hemen bu talep bize geldiğinin ertesi günü benim on tane şehidim oldu. Aynı gün kalkıp da böyle bir cevabı veremezdim."
MHP İLE KAPILAR KAPANDI
Başbakan, MHP'yle bir görüşme olup olmayacağı sorusuna ise olumsuz cevap verdi. Gerekçe olarak da MHP'nin bu konuda kapıları kapatmasını gösterdi. Erdoğan, şöyle konuştu: "MHP böyle bir görüşmeye gerek görmediği gibi, bu başlatılan çalışmayı 'vatana ihanet' olarak vasıflandırıyor. Şimdi olaya böyle yaklaşan bir anlayışla, bir zihniyetle, bu kadar kabaca, daha ne olduğunu bilmeden, içinden ne çıkacak onu bilmeden, böyle bir yaklaşım içinde olanlarla neyi görüşeceksiniz?"
Öte yandan DTP'liler de dün gün boyu yapılacak görüşmenin içeriğini tartıştı. Toplantıda, çözüm için 'olmazsa olmaz' gördükleri bazı konuları gündeme getirmeme kararı alındı. DTP lideri Ahmet Türk, sürecin hassasiyetine dikkat çekti. Toplumdaki geniş kesimlerce makul karşılanabilecek önerileri gündeme getirmeleri gerektiği üzerinde durdu. Partili bazı milletvekillerinin "Öcalan ve PKK'nın çözüm sürecine dahil edilmesini isteyelim." içerikli önerilerine de Ahmet Türk tarafından "Hükümetin PKK veya Öcalan'ı muhatap alması beklenemez." diyerek karşı çıkıldı. Türk, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada da şunları söyledi: "Çözüm sürecinde mesafe alınması için çalışacağız. Halkın beklentilerini gündeme getireceğiz. Çözüm için ilgili ve etkili her kesimin düşüncesi önemlidir. Eğer kalın çizgiler çizersek süreci tıkamış oluruz. Sürecin nasıl gelişebileceğinin hesabını yapıyoruz."
CHP ve MHP TEPKİLİ: "AÇILIM, MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜ SARSAR"
Bu arada görüşmeye, CHP ve MHP tepki gösterdi. CHP lideri Deniz Baykal, "Kürt açılımı milli bütünlüğü sarsmaya yönelik bir model." iddiasında bulundu. Baykal, Erdoğan'ın DTP'ye randevu vermesini de eleştirerek "Bu müzakerelerle çözüm çıkmaz. Terörün sorumluları ile yapılacak müzakereler terörü etkisizleştirmez." dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de görüşmeye ilişkin, "AK Parti açılımın gereğini yapıyor. DTP'nin Meclis'te iki yıl sonra fark edilmesi de açılımdır." ifadelerini kullandı.
Karayılan'dan Kürt açılımına cevap
AK Parti hükümetinin başlattığı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir çok sivil toplum kuruluşu ve aydının destek verdiği "Kürt Sorunu Açılımı"nda muhatap tartışması sürerken sorunun fiili taraflarından biri olan PKK'dan açılımla ilgili yeni mesajlar geldi.
PKK'nın hiçbir şekilde muhatap alınmamasını savunanlar olduğu gibi örgütün çözüm projesine dahil edilmesi gerektiğini savunan söylemler de mevcut.
PKK'nın politik zemine geçmesi gerektiğini dillendiren çoğu aydın ve politikacı ile milliyetçi söylem sahibi siyasilerin tartışmaları sürerken, PKK/Kongra-Gel 7. Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi.
Genel Kurul'a ilişkin Murat Karayılan, bir basın toplantısı düzenledi. Karayılan, koruculara da 6 aylık bir süre için onlar saldırmadıkça çatışmama kararı aldıklarını açıkladı.
PKK NE İSTİYOR?
Murat Karayılan ise "Özgür Önderlik, Özgür Kimlik, Demokratik Özerklik" sloganı ekseninde mücadele edeceklerini söyledi.
"ŞİDDET YÖNTEMLERİ ÇÖZÜMSÜZLÜĞE GÖTÜRÜR"
7. Genel kurullarının gelinen aşamada üzerlerindeki şiddet yöntemleri ile Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmeyeceğini tespit ettiklerini vurgulayan Karayılan; tek çözümün Kürt halkının iradesinin tanınarak, varlığının kabul edilmesi, kimlik, kültürel ve siyasal haklarıyla birlikte toplumsal bir uzlaşma projesinin geliştirilmesi olduğunu bir kez daha belirttiklerini ifade etti.
Karayılan şöyle devam etti: "Kongra-Gel 7. Genel Kurulumuz çözümsüzlükte ısrarın Türkiye'ye hiçbir şey kazandırmayacağını tam tersine ekonomik, sosyal, siyasal krizini derinleştireceğini bir kez daha hatırlatmıştır."
ABD, AB VE RUSYA'YA MESAJ VERDİ
Murat Karayılan, Kürt açılımında ABD, AB ve Rusya'ya da çağrıda bulundu. Kürt sorununun sadece bir Türkiye sorunu değil, bölgesel ve uluslar arası bir sorun olduğunu ileri süren Karayılan devamla şunları iddia etti: "Uluslar arası güçler başta ABD, AB ve Rusya olmak üzere Kürt sorununun demokratik çözümü için hareketimizin geliştirdiği barışçıl sürecine destek olmaları önemli olacaktır."
"Kürt sorununda şiddeti değil, barışçıl politikaları desteklemeye çağırıyoruz." dedi.
YA ÖCALAN İLE OLMAZSA DTP İLE O DA OLMAZSA AYDINLARLA/AKİL ADAMLARLA GÖRÜŞÜLMELİ
"Hasan Cemal ile röportaj yaptığımızda da dile getirmiştik. Önderlik Türkiye koşullarında muhataplığı uygun görülmez ise hareket, buda olmaz ise Kürt halkının seçilmiş temsilcileri ve siyasetçileri görüşülür. Bunda da ikna değillerse iki taraftan akil ve beyaz sakallılar seçilerek çözüm arayışları gerçekleştirilir."
1- "OPERASYONLAR DURSUN SİLAH BIRAKIRIZ"
Açıklamalar özetle terör örgütünün terör eylemlerine son vermesi için Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyonlarına son vermesini şart koşuyor. Koruculara 6 ay saldırmayacaklarını da belirtiyor.
2-"ÖCALAN'IN DURUMUNUN İYİLEŞTİRİLMESİ"
Tüm çatışmaların sona ermesi sonrasında terör örgütü liderinin İmralı'daki şartlarının iyileştirilmesi ve son hedefte serbest kalmasını sağlamak var.
3-KÜRT KİMLİĞİNİN TANINMASI GÜVENCE ALTINA ALINMASI
Kandil dağından gelen son açıklamalar 3. hedefin Kürt Kimliğinin tanınmasına yönelik kültürel talepler olduğunu gösteriyor.
4-KONFEDERALİZM'E DAYALI SİYASİ YAPI
Karayılan'ın açıklamaları, hedeflerinde bölgenin siyasal olarak konfedaralizm temelinde yeniden yapılandırılması olduğu görülüyor.
Bu dört temel isteğin Dünya dengeleri ve Türkiye gerçekliğinde mümkün olup olmadığını Kürt açılımının geleceği gösterecek. Öcalan'ın serbest bırakılmasa da durumunun iyileştirilmesi, Kürt kültürel haklarının sağlanması ve ortak çatışmasızlık kararının alınması gibi makul taleplerin yanısıra köklü değişimleri gerekli kılan diğer taleplerin imkansızlığı Kürt açılımının çözüme mi kördüğüme mi doğru ilerdiği sorusunu gündeme taşıyor.