Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyünde koyunlarını otlatırken meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 13 yaşındaki Ceylan Önkol'la ilgili karakol yazısı tepkilere yol açtı. Abalı Jandarma Karakol Komutanı Yüksel Şanlıtürk'ün hazırladığı fezlekede, bölge halkının teröre destek verdiği, devletten tazminat almak için her olayı istismar ettiği belirtiliyor. Fezlekede Ceylan'ın yakınlarından birinin terör örgütüne üye olduğunun da altı çiziliyor. Önkol ailesinin avukatı Serdar Çelebi, karakol komutanının devletle milletin arasına girerek bölücülük yaptığını ifade ediyor. Vahim ithamlarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Çelebi, gelişmeyi aileye bildirmeye cesaret edemediğini kaydediyor: "Size yardım etmeye gelmeyen kişi, çocuğunuzu öldürdüğünüzü iddia ediyor, diyemem."
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey de, karakol yazısıyla bölge halkına terörist damgası vurulduğunu ifade ederek, bunun çok ciddi bir 'insan hakkı ihlali' olduğunu vurguluyor.
28 Eylül 2009'da meydana gelen ve ilköğretim öğrencisi Ceylan Önkol'un öldüğü patlamayla ilgili soru işaretleri aradan geçen 2 buçuk aylık süreye rağmen giderilemedi. Önkol ailesi şimdi de Abalı Jandarma Karakol Komutanlığı'nın konuya ilişkin yazısının şokunu yaşıyor. Karakol Komutanı Astsubay Yüksel Şanlıtürk'ün imzasıyla 10 Aralık 2009 tarihinde Lice Cumhuriyet Savcılığı'na ulaşan fezlekede, "şüpheli" bulunmadığı belirtilirken, bölgedeki insanların teröre müzahir insanlardan oluştuğu, her olayın terör olayı olarak istismar edilerek devletten tazminat alınmaya çalışıldığı iddia ediliyor. Ayrıca Ceylan'ın zaten bir yakınının da dağda olduğunun altı çiziliyor. İddiaları değerlendiren Ceylan davasının avukatı Serdar Çelebi, "Bir kamu görevlisinin yazdığı bu fezleke, devlet politikası olarak algılanmalıdır." diyor.
Avukat Çelebi, şüpheli kısmında, 'yoktur' ibaresinin yer almasını ise, "O zaman Ceylan kendi kendini mi öldürdü?" sözleriyle eleştiriyor.
Ortada bir ölüm olduğuna göre bir suçlunun da bulunması gerektiğini belirten Çelebi, 'şüpheli yok' denilerek soruşturmanın bitirilmeye çalışıldığına dikkat çekiyor. Çelebi, "Bunu yapan kişi o faili bulmakla sorumlu olan kişidir. Baştan beri kaygılarımız vardı. Çünkü olay yerine gidilmedi, deliller toplanmadı, otopsi yapılmadı. Ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı." şeklinde konuşuyor.
Her türlü olayda devletten tazminat ve para almaya çalışıldığı suçlamasının "Ceylan'ı ailesi mi öldürdü?" sorusunu akla getirdiğini kaydeden Çelebi, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ben aileye bunu anlatmaya çekindim. Size yardım etmeye gelmeyen başçavuş sizin çocuğunuzu öldürdüğünüzü söylüyor, diyemem. Medyadan duyarsa açıklarım ama ben henüz konuşmadım onlarla."
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey de, karakol yazısıyla bölge halkına terörist damgası vurulduğunu ifade ediyor. İnsanları kışkırtan, suç işlemeye teşvik eden bir yaklaşım tarzı sergilendiğini kaydeden Erbey, şu görüşü dile getiriyor: "Bölge insanına her türlü hak arama talebine karşı terörist damgası vuruluyor. Bu, fezlekeyi düzenleyenlerin insan hayatına verdiği değeri gösteriyor. Bu, çok ciddi bir insan hakları ihlalidir. Bu fezleke ile bu yaklaşım tarzı ile Kürt sorunu çözülmez, kavga devam edip gider. Biz bu konuyla ilgili her türlü girişimde bulunacağız. Bu şekilde kalmayacak."