Medya ve trollerin dezenformasyonuna neden izin veriliyor?

Medya ve trollerin dezenformasyonuna neden izin veriliyor?

Son dönemde bazı cemaat ve dinî yapılara yönelik operasyonların hemen ardından ortaya çıkan haber akışı, en az operasyonların kendisi kadar dikkat çekici hale geldi.

HAKSÖZ HABER

Bir soruşturma başlıyor; henüz yargı süreci tamamlanmadan, hatta kimi zaman soruşturmanın konusu dahi tam olarak ortaya konulmadan, peş peşe iddialar servis ediliyor. Evlerden çıktığı öne sürülen paralar, eski görüntüler, yıllar önce yaşanmış tartışmalar, sosyal medyada dolaşıma sokulan söylentiler ve bağlamından koparılmış ifadeler aynı haber akışının parçası haline getiriliyor.

Böylece adli bir soruşturma, kısa süre içerisinde bir itibarsızlaştırma kampanyasına dönüşebiliyor.

Son operasyonların ardından Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul hakkında yayılan bazı haberlerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Kuytul’un evinden yüklü miktarda para çıktığı iddiasıyla servis edilen bazı görüntülerin aslında Eskişehir’deki başka bir suç operasyonuna ait olduğunun ortaya çıkması, bu yöntemin ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Mesele yalnızca Furkan Vakfı veya Alparslan Kuytul da değil.

Genel olarak cemaatlere yönelik operasyonların ardından benzer bir haber refleksi görülüyor. Süleymancılar veya Furkancılar gibi tartışmalı ve eleştirilecek yönleri bulunan yapılar söz konusu olduğunda, gerçek bir suçlama ile asılsız bir iddianın birbirine karıştırılması özellikle tehlikeli hale geliyor.

Bir yapının problemli olması, o yapı hakkında her türlü iddianın doğru kabul edilmesini gerektirmez.

Bir kişinin geçmişte yanlış bir söz söylemiş olması, bugün hakkında ortaya atılan her iddianın doğru olduğu anlamına gelmez. Bir cemaatin mali işleyişinde soru işaretleri bulunması, ortada olmayan paraların varmış gibi gösterilmesini haklı çıkarmaz. Bir soruşturma yürütülüyor olması da soruşturmanın sonucunun daha baştan medya tarafından ilan edilebileceği anlamına gelmez.

Hukuk devletinde ölçü basit olmalıdır: Suç varsa soruşturulur, delil varsa ortaya konulur, suç sabitse gerekli ceza verilir.

Fakat bunun yerine kamuoyuna dedikodu, ima ve manipülasyon servis edildiğinde yalnızca hedef alınan kişiler zarar görmez. Asıl zarar adalet duygusuna verilir.

Üstelik bu yöntem, gerçekten suç işleyenlerle suç işlediği iddia edilenleri birbirinden ayırmayı da zorlaştırır. Kamuoyu gerçek deliller yerine sansasyonel görüntülere, “Evden şu kadar para çıktı!” şeklinde uydurma haberlere veya yıllar önce yaşanmış tartışmaların yeniden dolaşıma sokulmasına maruz bırakılırsa soruşturmanın kendisi de gürültünün içinde kaybolur.

Elbette cemaatler ve dinî yapılar da eleştiriden muaf değildir. Kamusal alanda faaliyet gösteren her yapı gibi onların da mali yapıları, yöneticileri, uygulamaları ve söylemleri gerektiğinde sorgulanmalıdır. Ortada suç veya usulsüzlük varsa bunun üzerine kararlılıkla gidilmelidir.

Ancak eleştiri ile itibarsızlaştırma, soruşturma haberi ile dedikodu, delil ile söylenti birbirinden ayrılmalıdır.Fakat görünen o ki iktidara yakın medya ve trollerden Doğu Perinçek çevresine kadar birçok kişi, gerçek dışı iddialar üzerinden insanları ve yapıları itibarsızlaştırma yarışına girmekten geri durmuyor.

Bugün bir cemaat hakkında kullanılan dezenformasyon yönteminin yarın başka bir dinî yapı, başka bir grup veya başka bir kişi için kullanılmayacağının hiçbir garantisi yok.

Bu nedenle mesele herhangi bir cemaati savunmaktan ziyade daha temel bir ilkeyi savunmaktır:Kimse sevmediğimiz veya problemli bulduğumuz için iftiraya maruz bırakılmamalıdır.

Medya kuruluşları, sosyal medya hesapları ve trol olarak hareket eden kişiler, yürüyen soruşturmaları kendi siyasi veya ideolojik hesaplaşmalarının malzemesine dönüştürmemelidir.

Bu noktada asıl sorulması gereken soru şudur:

Bir operasyonun hemen ardından ortaya atılan asılsız ve manipülatif iddiaların yayılmasına neden izin veriliyor?

trol1

trol2

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir