Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu
AB’nin Siyonist yerleşimcilerle imtihanı..
Ekinleri bozan, zeytinlikleri yakan, evleri, su depolarını tahrip eden, kuyuları zehirleyen, hayvanları bile öldüren Siyonist yerleşimciler dur durak bilmiyorlar. İsrail ve yerleşimcileri evlerini ocaklarını savunan Filistinliler’i ise ‘terörist’ olarak yaftalayarak katlediyorlar.
Önceki gün Batı Şeria’da yasa dışı Siyonist yerleşimcilerin saldırılarında aynı aileden dört Filistinli daha katledildi. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da binden fazla Filistinliden en az 35’i yerleşimcilerin saldırılarıyla hayatını kaybetti.
Halihazırda işgal altındaki Batı Şeria’da 700 bin civarında yerleşimci yaşıyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Sözde “İki devletli çözüm”ü destekleyen ve yerleşimleri yasa dışı olarak niteleyen Avrupa Birliği’yse kınamaktan öteye gitmiyor. Yerleşimlerden AB’ye ihracaatlar devam ediyor. Birçok ürünse İsrail markalarıyla paketlenerek Avrupa ülkelerine gönderiliyor.
2004’te “Uluslararası Adalet Divanı” Yahudi yerleşimlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve ortadan kaldırılması gerektiğine hükmetmişti. Aynı mahkeme daha sonra verdiği bir kararda ise ülkelere İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında meydana getirdiği yasadışı durumun sürdürülmesine yardımcı olan ticaret veya yatırım ilişkilerini önlemek için adımlar atmaları konusunda uyarılarda da bulunmuştu. Tabii bu açıklamalar durumu değiştirmedi.
AB sadece çok az sayıda yerleşimciye sembolik yaptırımlar uygulayarak durumu idare ediyor. Ekim 2021’de 12 Avrupa Birliği ülkesi işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine 3 binden fazla yeni konut inşa edilmesini onaylamasından dolayı İsrail yönetimine sözde tepki göstermişti. Açıklamada “uluslararası hukuku ihlal eden, iki devletli çözümü gerçekleştirme çabalarını baltalayan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim genişleten politikalara karşı kararlı muhalefetimizi yineliyoruz” ibaresi de yer almıştı. Açıklamanın yapıldığı tarihte Batı Şeria’daki yerleşimcilerin sayısı 500 bini bulmamıştı.
Amerikan destekli Netanyahu Hükümetiyse Batı Şeria’nın ilhak edilmesine ilişkin plânları adım adım uyguluyor. Avrupa Birliği’nin yerleşimlere yönelik tutumuysa “tavşana kaç, tazıya tut” politikasından öteye geçmiyor. En son 13 Temmuz günü Brüksel’de toplanan AB üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları, işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerine yönelik ticari yaptırımları ele aldı. Tatmin edici bir karar çıkması beklenmiyordu ve öyle de oldu. AB Bakanları yine, ticari yaptırımlarla ilgili kararı Ekim ayına ötelemekle yetiniyordu.
AB, yerleşimcileri teşvik eden, silahlandıran, koruyan İsrail hükümetine ve yerleşimcilere caydırıcı ticari yaptırımlar getirmekten kaçınıyor. AB içindeki tartışmalarda bir kanat, İsrail’le ve yerleşimlerle ticareti kısıtlamak veya sona erdirmek için “oy birliği”ne ihtiyaç olduğunu savunurken, bir diğer kanat ise sadece “oy çokluğu”yla meselenin ele ele alınmasını istiyor.
AB meselenin çözümünü zamana yayarak savsaklıyor ve böylece yasa dışı yerleşimcileri finanse etmiş oluyor. İsrail’in Gazze’deki soykırımı bile AB’yi mevcut politikasını değiştirmeye sevk etmedi. BM’nin 193 üyesinden 157’sinin Filistin’i resmen tanıyor olmasına rağmen ABD’nin veto tehdidi yüzünden Güvenlik Konseyi’nin de eli kolu bağlanmış durumda.
AB üyesi ülkelerden sadece İrlanda, Belçika ve İspanya yasa dışı yerleşimlerle ticarete kısıtlamalar getirdi. 21 Temmuz’da Hollanda Hükümeti de benzer bir karar aldı. 22 Eylül’de yürürlüğe girecek olan bu karar da sadece yerleşimlerle sınırlı tutuluyor. Oysa İsrail’i kapsamayan ticaret yasaklarının yerleşimcileri caydırması mümkün gözükmüyor.
Soykırımcı Netanyahu Cuma günü Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim birimlerinin tanınması ve yenilerinin kurulması sürecinin hızlandırılması talimatını verdiğini bildirdi. İsrail “Filistin devleti”ni öldürmek için soykırım dahil her şeyi yaparken Avrupa Birliği’yse pansuman tedbirlerle ipe un sermeye devam ediyor. Yerleşimleri engellemenin yolu İsrail’e kapsamlı yaptırımlar getirilmesinden geçiyor. Caydırıcı olmayan politikalarsa İsrail’i azgınlaştırıyor.
İsrail’in her ne yaparsa yapsın cezasız kalması Filistinliler’in soykırıma uğratılmasının yegâne sebebidir. Sözde kurallara dayalı, liberal, uluslararası düzenin hamisi ABD ve Batı dünyası İsrail’e yol vererek bu düzenin “efendiler” ve “altındakiler”den oluştuğunu bütün dünyaya gösterdiler. Ancak dünyada güçler dengesi değişiyor ve bu düzen böyle devam edemez.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.