1. YAZARLAR

  2. M. HASİP YOKUŞ

  3. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Dağılıyor mu?
M. HASİP YOKUŞ

M. HASİP YOKUŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Dağılıyor mu?

05 Mayıs 2020 Salı 21:46A+A-

1 Mayıs günü bazı haber ajanslarında; KYB, Gorran ve Yekgırtu üyelerin çoğunlukta olduğu Süleymaniye İl Meclisi tarafından Bölge Hükümetine “öz yönetim” talebiyle bir dilekçe gönderildiği haberi yer aldı. Konuyla ilgili açıklama yapan KYB’li yetkili Gıyas Surçi haberi doğrulayarak öz yönetim talebinin IKBY’ye yönelik “güvensizlikten” kaynaklandığını ifade etti.

Bilindiği gibi 1991 yılı başında ABD öncülüğünde Irak’a yönelik gerçekleştirilen operasyon sonrasında Nisan 1991'de, ABD yönetimi, Irak'a, 36. paralelin kuzeyinde karada ve havada faaliyet göstermemesi uyarısında bulundu. Bu çerçevede 36. paralelin kuzeyinin Irak uçuşlarına yasaklanması, Birleşik Görev Gücü adındaki uluslararası bir askeri gücün bölgeye yerleştirilmesi ve sonraki gelişmeler Irak’ın kuzeyinde fiili bir Kürt yönetiminin oluşmasını sağladı.

Bahdina olarak isimlendirilen Duhok ve Zaho’da KDP, Soran olarak isimlendirilen Süleymaniye’de KYB, Halepçe mıntıkasında da Şeyh Osman’ın lideri olduğu Bızotnawayi İslami hareketi etkindi. Erbil ise daha heterojen olmakla birlikte KYB tarafından kontrol ediliyordu. Bu üç partinin kendi aralarındaki rekabetleri çok önceye dayansa da 1991 tarihinden sonra temas alanları ve çıkar çatışmaları daha da belirginleşti. Bu rekabet ve çıkar çatışması 1995 yılında KDP ile KYB arasında fiili çatışmaya dönüştü. ŞerrêNavxo (iç savaş) olarak kayıtlara geçen 1995-1997 yılları arasında tahminlere göre her iki taraftan yaklaşık 10 bin insan yaşamını yitirdi. Nihayet 1998 yılında Washington’da ABD’nin arabuluculuğu ve gözetimi altında iki parti arasında güneyde Altunköprü, doğuda ise Köysancak askeri sınırlar olarak belirlenerek ateşkes sağlandı. Bu tarihten itibaren Irak Kürdistanı ikili bir yapıyla idare edildi.

2002 yılına gelindiğinde Irak’a ikinci kez müdahalede bulunmayı gündemine alan ABD, Irak içinde kullanılacak yerel güçlere önem veriyordu, bu yüzden Irak'ın kuzeyindeki peşmergeyi işgalin kuzey cephesini hazırlamak için organize etmeye başladı. Bu çerçevede KDP ile KYB arasındaki ihtilafların çözüme kavuşturulması ve Halepçe bölgesindeki islami yapıların bertaraf edilmesi doğrultusunda adımlar atıldı. (Bir anekdot olarak; Şeyh Osman liderliğindeki Bzotneweyi İslami hareketinden, bir kısmı kendisini tekfir edecek derecede aşırı, bir kısmı kendisinin evliya olduğu ve keramet sahibi olduğunu iddia edecek kadar bağnaz olmak üzere 19 farklı yapı türedi. Halihazırda Ali Bapir liderliğindeki Komel, Selahaddin Muhammed Bahaddin Liderliğindeki Yekgırtu ve etkisi oldukça azalmış olsa da Şeyh Osman’ın kardeşlerinin liderliğinde Bzotnawa partileri siyasi faaliyetlerini devam ettirmektedir.)

Uzun uğraşılar neticesinde ABD’nin öncülük ettiği “Kürtleri tek bir hükümet çatısı altında birleştirme” çabası nihayet sonuç verdi.  Süleymaniye’de Berhem Salih ve Erbil’de Neçirvan Barzani başbakanlığındaki hükümetler 2005 yılında birleşti. Barzani’nin KDP’si ve Talabani’nin KYB’sinin ana omurgayı oluşturduğu koalisyon hükümeti uyumlu olduğu sürece diğer irili ufaklı partilerin bazen muhalefette kalmaları bazen koalisyon ortağı olmaları bölgedeki dengeleri pek etkilemiyordu. Ancak bu kez koalisyonun 2. Büyük ortağı olan KYB’nin kazan kaldırması doğal olarak akıllara “bölünme” ihtimalini getirdi.

Peki, gerçekten böyle bir ihtimal var mı?

Sonda söyleyeceğimi peşinen söyleyeyim; hayır! Bunun birkaç sebebi var.

Birincisi; KDP ile KYB arasında varılan anlaşma gereği Mam Celal, Bölge Başkanlığını Mesut Barzani’ye bırakıp aslında sembolik bir makam olmanın ötesinde bir karşılığı olmayan Irak Cumhurbaşkanlığı görevine başladıktan sonra hem partisi hem de bölge üzerindeki hakimiyetini büyük oranda kaybetti. KYB içerisinde Berhem Salih, Kosret Resul, Melle Bahtiyar gibi ağır toplar ayrı klikler oluşturdular. İlave olarak Talabani’nin yeğeni Lahor Şeyh Cengi, oğulları Bafıl ve Kubat Talabani, hatta eşi Hero İbrahim bile ayrı ayrı ajanda ve politikalar yürüttüler. Bu süreçte Gorran ve Nwey Nwe isimli iki parti daha KYB’nin içerisinden çıktı. Buna mukabil Barzani ailesi “çarpraz yönetim devri” olarak isimlendirilen yöntemle ve büyük bir uyum içerisinde hareket ederek bu süreci kendi lehlerine çevirmeyi başardılar.

İkincisi; Halihazırda Lahor Şeyh Cengi ve Bafel Talabani’nin eş başkanı oldukları KYB’nin koalisyon ortağı oldukları hükümete karşı keskin bir muhalefete soyunması, bölgeyi bilenler tarafından İran etkisine bağlanıyor. Bu çok güçlü bir ihtimal olmakla birlikte vakayı yeterince tanımlamıyor. Soran bölgesinde yaşayan halk eskiden beri KDP’ye muarız ve mevcut hükümet uygulamalarından hoşnut değil. Gorran ve NweyNwe partileri bu sebeple ortaya çıktı ve kısa sürede taban buldu. Dolayısıyla KYB’nin bu şekilde keskin bir muhalefete soyunmasının iç kamuoyuna bakan yönleri daha fazla. Ayrıca, bu politikanın arkasında İran varsa bile bu zayıf aktörlerle bir netice elde etmesi mümkün görünmüyor.

Üçüncüsü; bölgede 2005 yılından beri seçim sonuçları nasıl neticelenirse neticelensin, bu seçim sonuçlarında hangi koalisyonlar oluşturulursa oluşturulsun hükümetin omurgası KDP olmuştur. Ekonomi, istihbarat, içişleri gibi stratejik bakanlıklar ve kurumlar her zaman KDP de kalmıştır. Diğer partilerin koalisyondaki varlıkları ise hep göstermelik olmuştur. Dahası, KDP köklü geçmişi, uyumlu ve disiplinli organizasyonu ve altyapısıyla diğer tüm partilerden daha avantajlı bir konumda olduğu için bölgeyi her açıdan domine etmektedir.

25 Eylül 2017’de hezimetle neticelenen bağımsızlık referandumu sonrası 16-17 Ekim 2017’de Irak hükümetince icra edilen askeri müdahale neticesinde Kerkük dahil tartışmalı bölgelerin yeniden Merkezi Irak Hükümetinin kontrolüne geçmesi her ne kadar Kürdistan’ın iç siyasi dengelerinde bir sarsıntıya sebep olduysa da, Bölge Başkanlığına seçilen Neçirvan Barzani’nin sağduyulu ve toparlayıcı tutumu sayesinde beklenenden çok daha hızlı bir toparlanma gerçekleşti. 

Sonuç olarak; Kosret Resul, Melle Bahtiyar ve Kubat Talabani gibi KYB’nin ağır toplarının bile KDP gölgesine sığınmak zorunda kaldıkları bir siyasi atmosferde Lahor ve Bafıl Talabani’nin bu çıkışları, KDP’nin siyasi labirentleri içerisinde bir dehlizde yok olmaya mahkumdur

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum