1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. HDP çözüm için Öcalan’ı muhatap göstererek ne yapmak istiyor?
HDP çözüm için Öcalan’ı muhatap göstererek ne yapmak istiyor?

HDP çözüm için Öcalan’ı muhatap göstererek ne yapmak istiyor?

HDP'li Sezai Temelli'den Kılıçdaroğlu'na "Kürt sorunu" yanıtı: Çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı'dır!

20 Eylül 2021 Pazartesi 16:06A+A-

HAKSÖZ HABER

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bay Kemal ve İttifakları" belgeselinde Kürt sorunu hakkında şunları söylüyor: Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz. Erdoğan bunu yaptı. Devleti, İmralı ile muhatap kıldı. Mesela İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP'yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerine HDP’den verilen karşılık ise rest niteliğindeydi. HDP’li Sezai Temelli "Kürt sorununun çözümünün yegane muhatabı HDP değil ama bu sorunun çözümü adına bugün demokratik siyaseti var eden ve kolaylaştıran başlıca aktör HDP’dir. Ama asla unutulmaması gereken şey demokratik çözümün adresi  ve asıl muhatabı İmralı’dır." sözleriyle Kılıçdaroğlu’na ters köşe yaptı.

Sezai Temelli’nin açıklaması bir tek CHP’yi değil liberal-sol çevreleri de hayal kırıklığına uğratmış durumda. HDP’nin kendisini geri çekerek Öcalan’ı ileri sürmesi aslında HDP, Öcalan ve PKK arasındaki girift ilişkilerin bir neticesi olarak okunabilir.

Netice olarak kendi politik vizyonunu silahlı bir örgüt ve onun hapisteki “manevi” liderinden bağımsız olarak belirleyemeyen bir partiden bahsediyoruz. Ancak işin asıl kırılma noktası ittifak siyasetinde ortaya çıkıyor.

Başta Selahaddin Demirtaş olmak üzere HDP’nin tüm yetkilileri HDP’nin ittifaklar içerisindeki yerinin açıkça belirlenmesi ve siyasetin buna göre şekil alması noktasında teminat istiyorlar.  Edirne F Tipi Cezaevi'nden T24 için bir yazı kaleme alan Demirtaş şunları söylüyor: … Sırf seçim kazanmak için yapılacak ilkesiz ittifaklar sonucunda ortaya çıkacak “kazanarak kaybetme” olasılığıdır. Bu ifadeyle kast ettiğim, özetle, AKP ve Erdoğan gitsin de yerine kim gelirse gelsin anlayışıyla oluşacak vizyonsuz, ilkesiz, programsız bir siyasetin seçimi kazanmasıdır. … Peki muhalefetin bu (demokratikleşme) kapasitesi ve niyeti var mı? Muhalefetin tamamını ele aldığımızda, bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyemiyoruz. Bunun da bizce haklı nedenleri var. Çünkü muhalefet demokrasiyi, demokratikleşmeyi halen taktiksel bir yaklaşımla ele alıyor, stratejik bir hedefe dönüştürebilmiş değil. … Bunun ne anlama geldiğini görmek için seçim gününü beklemeye gerek yok. Peşinen söyleyelim, HDP’yi ciddiye almayanlar, demokrasiyi stratejik bir hedefe ve programa dönüştürmeyenler kaybeder. 

Sezai Temelli’nin açıklamaları bu bağlamda CHP’yi kartları açık oynamaya davet ediyor. Sol jargonda “demokratikleşme” ile kast edilenin epey muğlak olduğu açık. PKK gibi bir vahşet örgütüyle bağı olan bir partinin ağzında demokratikleşme lafı muhatapları açısından tedirginlik oluşturuyor olabilir. Ancak kesin olan HDP’nin artık politik kimliğini gizlemek zorunda kalmadan, sosyo-kültürel zeminde var olarak CHP ile ittifak yapma arayışı içinde olduğudur. CHP’nin “utangaç” pozları anlaşılan o ki HDP tarafından olumlu karşılık bulmuyor.

CHP’nin İYİ Parti’yi yanında tutarak Öcalan’ı muhatap gösteren HDP ile nasıl yol tutacağını ya da aynı yolda olup olmayacağını ilerleyen günler gösterecek. İlkesizlikte bir araya gelmesi mümkün olan “düşman kardeşlerin” Türkiye siyasetine ağırlık koyması durumunda var olandan daha hayırlı bir gidişat ile karşılaşmak imkansız! Tüm bu gelişmeler karşısında AK Parti’nin hiçbir manevra ortaya koymaması ise iktidarın eski kabiliyetlerinden uzak olduğunun delili olarak görülebilir. Bakalım gelecek günler ne gösterecek?

HABERE YORUM KAT

3 Yorum