1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Havf ve recâ dengesini unutmamak...
Havf ve recâ dengesini unutmamak...

Havf ve recâ dengesini unutmamak...

Süleyman Gülek, imtihanın çok çetin olduğu bir dünyada Müslümanların her an teyakkuz halinde olması gerektiğini hatırlatıyor.

01 Mart 2024 Cuma 13:00A+A-

Süleyman Gülek / Yeni Akit

Korku ve ümit

Korku ve ümit (Arapçası, havf ve recâ), mü’minlerin Allah karşısındaki ruhî durumunu belirleyen ve davranışlarını etkileyen iki duygudur.Bu duygular Allah’tan korkmayı ve O’ndan ummayı belirtir.Bu nedenle mü’minin temel niteliklerinden birisi korku, diğeri de umuttur. Ne var ki korkunun insanı umutsuzluğa (ye’s); umudun da kötülükleri (günahları) önemsiz görmeye götürecek ölçüye ulaşmaması gerekir.

Sadece, ‘ben de müslümanım, kalbim temiz’ diyerek yaptığı kötülüklerin, günahların zararını görmeyecelerini ve cennete gideceklerini düşünenler, kendilerini kandırmaktadırlar. Yıçe Allah şöyle buyuruyor: “İnsanlar imtihana tâbi tutulmadan sadece iman ettik (biz de müslümanız) demeleriyle kurtulacaklarını mı sandılar? Andolsun ki Biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah elbette (imanda) doğru olanları bilir, yalancıları da bilir. Yoksa kötülükleri yapanlar Bizden kaçabileceklerini (cezadan kurtulacaklarını) mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!” (Ankebût, 29/2-4) buyrulmaktadır.

Her türlü günahı, haramı işlediği halde “ben de cennete giderim” demek ahmaklıktır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Akıllı kimse nefsini kontrol altına alıp (her türlü günahlardan korunmaya çalışarak) ölümden sonraki hayat için hazırlık yapan; Âciz (aklını gereği gibi kullanmayan) insan da, nefsinin hevâsına (istek ve tutkularına, kötü arzularına) uyup da Allah’tan (olmayacak şeyleri ve cenneti) temenni eden kimselerdir.” (İbn Mâce, Zühd 31) Korku ile ümit beraber olmalı, sadece korku ve sadece ümit yanlıştır. Yanlışlar da yanlışa götürmektedir.

Bazı kişiler de: “Biz günah işliyoruz cemnente giremeyiz” diyorlar. Allah‘dan ümit kesiyorlar ve günah işlemeye deavm ediyorlar. Tabii ki bu da yanlıştır. Günahlara tevbe edenlerin tevbesini Allah kabul edeceğini bildiriyor: “Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.” (Bakara, 2/160); “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Zira Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser.” (Yusuf, 12/87) Konuyla ilgili peygamberimiz de şöyle buyuruyor: “Günahtan tevbe eden kimse hiç günahı olmayan kimse gibidir.” (İbn Mâce, Zühd 30)

Fakat Allah günahları affediyor diye de bile bile kesinlikle günah işlememeli. Mü’minler, korku ve ümit içerisinde ölçülü ve dengeli olmalı, ifrat ve tefritten sakınmalıdır. Müslüman kişi bütün gayretiyle İslâm’ın prensiplerine uygun hareket etmeye çalışmalıdır. Buna rağmen günah işlediğinde hemen tevbe ederek kendisine çekidüzen vermelidir. Ne için tevbe etmişse bir daha onu yapmamaya çalışmalıdır. Günah işlendiğinde de Allah affetmez diyerek tevbeyi kesinlikle terk etmemeli.

Her türlü günahı işlediği halde “ben cennete giderim” demek yanlıştır. Aynı şekilde, günahkâr olanlar da “ben cennete gidemem “ demesi de yanlıştır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: “Cennet size ayakabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” (Buhârî, Rikak 29) Cennet ve cehennem, insanalra uzak değildir. Dikat etmeli, haram olan, günah olan şeyleri değil; doğru olan işleri yamalı. Yani iman, ibadet ve güzel ahlak sahibi olmalı. Haram olan, günah olan şeylerden de uzak durmalıdır. Müslüman, korku ve ümit içerisinde hayatını sürdürmelidir.

Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan (insanlardan ve hiçbir şeyden) korkmayın. Sadece Benden korkun!”(Âl-i İmrân, 3/175)İnsan Allah’tan başka şeylerden korkarsa, korktuğu şey çoğunlukla başına gelir. Allah korktuğu şeyi veya kimseyi ona musallat eder. Bu, yanlış korkunun dünyadaki zararlarındandır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Allah’a yemin olsun ki, ben sizin, Allah’tan en çok korkanınız ve en çok takvalı (kaliteli) olanınız bulunmaktayım.”(Buhari, Nikâh 1) Mü’minler Allah’tan korkmaları gerektiği gibi, O’ndan umut kesmemekle de yükümlüdürler: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Zümer, 39/53)

Hz. Ömer (r.a.) şöyle söylediği rivayet edilir: “Eğer tüm insanlar cehenneme gidecek, sadece bir kişi cennetlik olacak dense, acaba ben miyim? diye ümitlenirim. Şayet bütün insanlar cennete gidecek, sadece bir kişi cehennemlik olacak deseler, acaba ben miyim diye korkarım.” buyuruyor. Bu sebebple bir Müslüman dünya ve ahiret saadetini istiyorsa korku ve ümit içerisinde İslâm’a uygun olanı yapmalı, İslâm’a aykırı olan şeylerden de kaçınmalıdır.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum