Guterres’in ziyareti ve Suriye'nin pekişen meşruiyeti

Guterres’in ziyareti ve Suriye'nin pekişen meşruiyeti

"Guterres’in ziyareti, ABD/İsrail-İran Savaşı ve İsrail’in saldırganlığıyla Orta Doğu’da jeopolitik belirsizliğin arttığı, Suriye’nin ise iç istikrarını korumaya, ekonomisini güçlendirmeye ve yeniden yapılanmaya çalıştığı dönemde gerçekleşti."

Guterres’in Suriye ziyareti: Orta Doğu'daki savaşın gölgesinde kritik diplomasi

Mehmet Emin Cengiz / AA Analiz


Suriye hükümetinin daveti üzerine BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçtiğimiz hafta sonu Suriye’yi ziyaret etti. Suriye, 17 yıl aradan sonra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'ni ağırlamış oldu. Bundan önce Suriye’ye yapılan son BM Genel Sekreteri ziyareti ise 2009'da Ban Ki Moon döneminde gerçekleşmişti. Bu ziyaretten sonra Arap Baharı dalgası Suriye’ye de ulaşmış ve 2011’den itibaren ülke yaklaşık 14 yıl sürecek bir iç savaşa sürüklenmişti.

Guterres, Şam’da başta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Suriye Halk Meclisi Başkanı Abdülhamid el-Avak olmak üzere üst düzey Suriyeli yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra Guterres, sivil toplumdan ve ülkenin muhtelif kesimlerinden insanlarla bir araya geldi. Ülkenin Aralık 2024’ten beri içinden geçtiği jeopolitik kimlik dönüşümü ve yeniden devlet inşası döneminde Guterres’in Suriye ziyareti ehemmiyet kazanıyor.

Bölgesel jeopolitik resim

Guterres’in ziyareti, İsrail’in Levant Bölgesi’nde dominant aktör olmak için Gazze, Lübnan ve Suriye’de işgal ve katliamlarını sürdürdüğü döneme denk geliyor. Suriye’de Esed rejimi yıkıldıktan sonra 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın geçersiz hale geldiğini iddia eden İsrail, Suriye’nin güneyinde tampon bölgenin ilerisine geçmiş, kilometrelerce uzunluğunda alanlarda kontrol kurmuş ve işgalini zamanla derinleştirmişti. Rejimin devrildiği günden bugüne İsrail, Suriye’ye binin üzerinde saldırı gerçekleştirdi, ülkenin güneyinde yüzlerce baskın düzenleyip 200’den fazla kişiyi İsrail’e kaçırdı. Zaman zaman Suriyeli yerel halk ile İsrail ordusu arasında çatışmalar dahi yaşanıyor. Suriye ve İsrail arasında defalarca görüşmeler yapılmasına ve ABD’nin İsrail’e baskısına rağmen işgal güçleri, Suriye’de kontrol noktaları kurmaya devam ediyor ve işgal ettiği topraklardan çekilmemekte diretiyor. Gazze’de sözde ateşkese rağmen saldırılarına aralıksız devam eden İsrail, şeridin yaklaşık yüzde 70’ini kontrolüne geçirmiş durumda. Benzer şekilde Lübnan’da da İsrail, sözde güvenlik hattı olarak adlandırdığı sarı hatta işgalini derinleştiriyor ve saldırılarına devam ediyor. Bu saldırılarda BM güçleri de zaman zaman hedef alınıyor ve bazı Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) mensupları hayatını kaybediyor. BM ise bu durumu kınamanın ötesine geçemiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in Lübnan’dan ve Suriye’nin güneyinden çekilmesini istemesine rağmen başta İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz olmak üzere pek çok İsrailli yetkili, işgal ettikleri bölgelerden çekilme niyetlerinin olmadığını neredeyse her gün deklare ediyor.

Sahada bunlar vuku bulurken Guterres, Şam ziyareti süresince söylemlerinde Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne vurguda bulundu. Guterres, ayrıca İsrail’in 1974 Anlaşması ihlallerinin kabul edilemez olduğunu belirterek bunların durması gerektiğini belirtti.

Her ne kadar BM’nin İsrail’e yönelik bu söylemi hiçbir caydırıcılığa sahip olmasa ve uluslararası hukuka yapılan vurgu şimdilik sembolik kalsa da bu vurgu önem taşıyor. Zira Suriye, askeri açıdan İsrail ile boy ölçüşemeyecek bir noktada olduğundan Suriyeli yetkililer sürekli olarak güneydeki işgalin sona ermesi için ABD ve uluslararası topluma çağrıda bulunup destek talebinde bulunuyor.

Yeni jeopolitik kimliğe sahip Suriye’ye ziyaret ve Şara’nın pekişen meşruiyeti

Guterres’in ziyareti, aynı zamanda ABD-İran ateşkesinin ciddi manada sınandığı, ABD’nin Hürmüz Boğazı krizi sebebiyle İran’ı hedef aldığı ve Tahran’ın da buna misilleme olarak Körfez ülkelerine saldırdığı ve iki taraf arasında savaşın üçüncü raundunun her an patlak verebileceği bir vasatta gerçekleşti.

Ek olarak Guterres’in ziyareti, İran ve Tahran’ın müttefiklerinin Suriye’den çıkarıldığı, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Batı’ya yakınlaşan, İran’ın Direniş Ekseni üyeliğinden sıyrılmış yeni bir jeopolitik kimlik kazanan Suriye’ye yapılıyor. Yakın zamanda Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi marjında gerçekleşen Şara-Trump görüşmesinden sonra da Washington, 1979’dan beri Suriye’nin üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanan “teröre destek veren ülkeler” listesinden Suriye’nin çıkarılmasına karar verdi.

Hürmüz krizi nedeniyle de Suriye, alternatif bir enerji koridoru olarak öne çıkmış durumda. Irak ve Suriye'de kriz devam ederken Kerkük-Banyas petrol boru hattının onarılması, aktive edilmesi ve günlük 2 milyon varil petrolün bu hattan Akdeniz’e doğru transfer edilmesi için bir anlaşma imzalandı. ABD de bu anlaşmayı olumlu karşılıyor.

Bunun yanı sıra Trump’ın ısrarlı söylemlerine rağmen Suriye, Lübnan’a askeri anlamda müdahale etmeyeceğini net şekilde ortaya koydu. Ayrıca Suriyeli yetkililer, zaman zaman Irak’tan Suriye toprakları kullanılarak Hizbullah’a ulaştırılmaya çalışılan, aralarında füzelerin de bulunduğu bazı silahları ele geçirdiklerini duyuruyor. Hizbullah ise bu iddiaları reddediyor. Bu durum da Suriye’nin değişen jeopolitik kimliğinin bir çıktısı. Ayrıca Lübnan’da yaşanan kriz nedeniyle Suriye, Lübnan sınırına da zaman zaman takviye güç göndererek silah ve militan akışı vasıtasıyla krizin kendi topraklarına sıçramasını engellemeye çabalıyor.

Bahse konu ziyaretin aynı zamanda Şara’nın meşruiyetini pekiştiren ve Suriye’de devlet inşasının önemli bir noktaya vardığını ikrar eden bir tarafı da var. Esed rejimi devrildikten sonra çok pragmatik davranan Şara, kısa sürede uluslararası meşruiyetini pekiştirdi ve doğudan batıya neredeyse her ülkede üst düzeyde ağırlanan bir lidere dönüştü. Buna rağmen Batılı devlet başkanları, Şam’ı hızlı bir şekilde ziyaret etmekten imtina etti. Bu duruma son veren ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Macron, NATO zirvesinden hemen önce Suriye’ye giderek rejimin düşüşünden bu yana Şam’ı ziyaret eden ilk Batılı devlet başkanı oldu.

Suriye’nin iç resmi

Guterres’in ziyareti, aynı zamanda Suriye Halk Meclisinin açıldığı, SDG ile entegrasyonun olumlu şekilde seyrettiği fakat ekonomi çarklarının çok ivmeli şekilde dönemediği bir dönemin hemen ertesine denk geldi. Aynı zamanda bu ziyaret, aralarında eski rejim müftüsü Bedreddin Hassun ve Beşşar Esed’in kuzeni Vesim Esed'in de bulunduğu eski rejim mensuplarının yargılama sürecinin sürdüğü bir zamana tesadüf etti. Guterres, Şam ziyaretinde kötü şöhretli Sednaya Hapishanesi’ni de ayrıca ziyaret etti.

SDG ile entegrasyon süreci olumlu ilerlerken aynı resim, İsrail destekli Hikmet El-Hecri milislerinin kontrolündeki Dürzi yoğunluklu Süveyda için geçerli değil. Bu bölge, hala merkezi yönetimin kontrolü altına girmekten uzakta. Hecri, Tevrat’a atıfla "Başan" diye nitelendirdiği Süveyda bölgesi için bağımsızlık ya da başka bir ülkeye bağlanma çağrılarına devam ediyor. Başka bir ülkeden kastı ise İsrail. Ayrıca İsrail’den de kendilerine "Başan Öncüleri" diyen bir grup, Suriye’de yerleşimler kurulmasını savunuyor. Bu gruba mensup bazı kişiler, zaman zaman Suriye topraklarına giriyor. Bazen de girişimleri İsrail ordusunca engelleniyor.

Guterres’in ziyareti, ABD/İsrail-İran Savaşı ve İsrail’in saldırganlığıyla Orta Doğu’da jeopolitik belirsizliğin arttığı, Suriye’nin ise iç istikrarını korumaya, ekonomisini güçlendirmeye ve yeniden yapılanmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Dolayısıyla ziyaret hem umut ve fırsatların hem de korku ve tehditlerin bulunduğu bir anı sembolize ediyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir