1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Ev ile piyasa arasında
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Ev ile piyasa arasında

12 Mayıs 2011 Perşembe 02:18A+A-

Mahçupyan, ailenin çözünmesini "ataerkilliğin sonunu getirmesi" dolayısıyla bize bir tür "seküler müjde" olarak veriyor. Burada da durmaz, "İslamî aydınların içine girdikleri tıkanıklığı" -öyle bir şey söz konusu değildir elbette- dönüp dolaşıp ataerkilliğe ve ailedeki sorunlara bağlıyor: "Bugün İslamî kesimin aydın tabakasını gözlemleyenler, bu ataerkil sıkışmayı fark edeceklerdir."

Modernliğin içine girdiği kriz, Ortadoğu'da yaşanan toplumsal patlamalar, artan yoksulluk, her gece dünya nüfusunun yüzde 12'sinin aç yatması, Batılı demokrasilerin aşamadığı sosyo-kültürel zaaflar, askerî işgaller, çatışma potansiyellerinin aktif hale geçmesi, farklı din, etnik ve mezhep gruplarının bir arada yaşama pratiklerini kaybetmesi, Filistin meselesi vb. her sorunun anahtarı ataerkillikte ifadesini bulabiliyor.

İslamcıların dışında, hangi aydın kümesi orijinal bir fikri gündeme getirdi? Batılı merkezlerde üretilmiş literatürü tercümeler yoluyla bize sunan sol, milliyetçi ve liberal aydınlar, Batı'dan beslenmenin dışında ne üretiyor? Hep alıcı ve tüketici mi olmak lazım? Hiç mi Batı'ya bir katkı yapmak veya eleştiri yöneltmek mümkün olmaz?

Entelektüel bir canlılık varsa, bunu İslamcılara borçluyuz. İslamcıların, ortak rahimde vücut bulmuş muhafazakâr-liberal-feminist-sol-milliyetçi ve postmodern blokajlara karşı göstereceği cehd (kelami analiz ve anlama süreci), mücahede (irfani ve enfüsi derinlik) ve içtihad (fıkhi çözüm) gayreti, bu ruhsuz, acımasız ve yoksullaştırıcı dünyada umut ışığı olabiliyor ancak. Eğer Müslüman entelektüeller bir 'kabz (sıkışma) hali' yaşıyorsa 'bast' içinde olan kimlerdir?

Mahçupyan, laikliğin ve Kemalist modernliğin başarısızlığına atıfta bulunduktan sonra şu hükmü veriyor: "Laikliğin ipinin pazara çıktığı bu süreçte muhafazakâr kesimin aile kurumunda da devrimsel bir değişimin önünü açtı. Bugünün aile anlayışının kadın/erkek eşitliğini dışlaması, ailedeki asıl tüketicinin, kültürel ve sosyal norm seçicisinin kadın olduğunu göz ardı etmek imkânsız. Başörtüsü ise artık kadınların dindarlık anlayışlarının uzantısı olarak erkek dünyasından bağımsız bir iradeyi yansıtıyor." Erkekten bağımsız veya erkeğe karşıt kendine ait "asl"ları ve "usul"leri olan bir "kadın dindarlığı" veya aksi, kadından bağımsız, temel refleksi kadın üzerinde tahakküm kurmak olan bir "erkek dindarlığı" mı var?

Bu pek ağır hüküm cümlesi, olup biteni varoluşsal olarak kadim zamanlardan beri sürekli çatışma içinde varsaydığı "iki cinsin karşıtlığı"yla açıklarken, Batı'nın kadın üzerinden İslam dünyasında yürüttüğü projeleri, BOP'un kadın ayağını görmezden geliyor.

"Küresel kapitalizm" dediğimiz sosyo-ekonomik sistem, komünist ülkelerdeki gibi adil piyasaya devletin müdahalesinin çok ötesinde "kenz"i meşrulaştırma ideolojisi olarak yayılma gösteriyor. Yönelimi servet istifçiliği, sınırsız sermaye biriktirme (büyüme ve sonsuza kadar üretim) yolu ile güç ve iktidarı tekelleştirmektir.

İlk Avrupa'da ortaya çıktığında, önce "köylüler"in, arkasından "işçiler"in enerjisini harekete geçirdi. Sonra tabiatın bilinen kaynaklarını, "hayvanları ve bitkiler"i seri üretim ve tüketimde kullandı. Şimdi "etnik nefret"in patlatabileceği enerjiyi; evden dışarı çıkmaya zorlanan "kadınlar"ı, bohemleştirilen "gençler"i ve pedagogların işlem oyuncağı haline getirilen "çocuklar"ı kaynak ve sömürü nesnesi olarak kullanıp "mülk"ün tamamına el koymaya çalışıyor. Mesele masum bir söyleme büründürüldüğü şekliyle "ezilen kadın" veya "eşitlik" değildir, daha derinlerde, fıtratın değiştirilmeye yeltenilmesi meselesidir. Burada kadına düşen pay, "kişiliği ile dişiliği" ve bununla bağlantılı "evi ile piyasa" arasında şizofrenik bölünmeye uğratılmasıdır. "Ailede kadını asıl tüketici, kültürel ve sosyal norm seçici" kılan kim, hangi zorunluluk? Sakın bu vahşi kapitalizmin herkese narkoz veren piyasası olmasın? Ve sakın bunun da arkasında "erkeklerin" yeni ataerkilliği gizlenmiş olmasın?

Kadınlar modernizmin ataerkillik baskısından post-modernizmin ataerkilliğine evrilmeye zorlanıyorlar.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT